Hikâye okumaktan korkmayın; çünkü siz de er geç bir hikâye olacaksınız!

13 Eylül 2026

Pazar günlerinin benim için anlamı, hikâye yazmaya, okumaya, dinlemeye en uygun gün olmasıdır. Adeta evrensel ölçüde ‘rahat’ komutunun verildiği gündür.

O halde şimdi rahat…

Bu pazar da yine bir hikâyemle karşınızdayım.

DIŞARDA SÖZCÜK KALMASIN

Materyalist felsefeye uygundur. Zıtların yani karşıtların birliği ve çelişkisi üzerine kuruludur hayat. Siz kaçta çalmasını isterseniz o saatte çalar. Çekimi yapılmış bandın üzerinden yaparsınız kurguyu. Hayat fazlalıkları atmaktır, bu anlamda biraz heykele benzer, hani dendiği gibi. Zıtlar iyi olduğu için, güzel olmasa da BeyaZıt’ı sever Onur. 

Onur, bu metindeki çocuğun adı. Üniversite oradadadır, Kapalıçarşı da orada, arzular orada zevk oradadır. Biraz şarkı gibidir yani, ikinci kadehte söylenmeye başlanılan. 

Dar sokaklarından aşağıya inerseniz Kadırga’dan denizi bulursunuz. Denizi ilk siz bulmuşsunuz gibi sevinirsiniz.

Sevindirik olmak da budur işte. Dar sokaklarından aşağıya inemeyenler, oralarda tutuklanmıştır zamanında, eylem yapmaktan.

Medrese de, kahve de, sahaf da BeyaZIT’tır. Bazılarına göre de BayeZIT. Timur’a bakıp, şu dünya senin gibi topalla benim gibi köre kaldı diyen padişahın adıyla anılır. 

Zıtlar iyidir. ‘Zıııtttt Erenköy’ diyenler sonradan çıkmıştır. 

Yazısını bitirdi Onur. Resimler de çizdiği defterini kapattı. 

Bavulun dış gözüne koydu. ‘Unuttuğum bir şey kaldı mı?’ diye evin içerisinde dolaştı. Ya da ‘Daha ne almalıyım acaba yanıma?’ diyerek. 

Sesi çıkmadı aslında. Kafasında dolaştı sözcükler. Hatta bu yüzden gülümsedi. 

“Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganını hatırladı. Ne sırasıydı ki bu?

Her zaman kullandığı sözcükleri ayrı bir torbaya sarıp bavulun üst kısmına koymuştu zaten. Bazıları otelde gerekli olacaktı, bazıları otel dışında. 

Otel sözcüğü aklına geldiğinde tüyleri diken diken oldu. Oldum olası sevmezdi otelleri. Hayır, otel sözcüğünü değil, kendisini.

Muavin, dürttü. “Çay ister misin abi?” Başı, yanındaki adamın omzuna düşmüştü. Salyası bile akmıştı, nasıl uykuysa. Adam da öbür yana devrilmişti. Fotoğrafları çekilse yılın fotoğrafı olabilirdi.

“Ne kadar kaldı?” dedi muavine. “Sizi bilmem ama bizim yolumuz bitmez” dedi muavin sırıtarak. Çayı aldı, kaşığı tek parmağıyla ayırarak geniş bir yudum alıp hüpledi. 

Yanındaki adam gırtlaklanma horultusundan ince saza geçmişti.

“Abi iyi saydırıyor” dedi muavin. Onur, başını cama doğru çevirdi. Dışarıyı görmek için elinin tersiyle camı sildi. Bir sürü bulut, almış başını gidiyordu. 

Tripodu kurmuş bulutların fotoğrafını çeken adam deklanşöre arka arkaya basarken, otobüs girdi kareye. 

Prodüksiyon yaptırsam bu kadar denk gelmezdi otobüs, dedi içinden. 

Onur, adamı gördüğünü sandı. Öyle ya, gecenin bu saatinde, bu ıssızlıkta, bir adamın ne işi olabilirdi? Bir yere doğru bakan bir adamın üstelik.

Muhsin, Datça’daki evin kapısından dışarıya çıktı. Sandalyeleri içeriye aldı önce. Sonra topuğuna bastığı ayakkabıları düzeltip giymeye çalıştı.

Uzaktan bulutların aktığını gördü eve doğru. Onur, rüya gördüğünü düşündü. Gördüğü bir rüyaydı bu daha önce. Yalnız sadece rüyasından tanıdığı kişiler biraz daha yaşlanmıştı sanki. Onlar gerçek bir yaşamları olduğunu sanıyordu belki de. 

Yanındaki adam uyandı. Yüzüne baktı dik dik. Belli ki tam uyanamamış, nerede olduğunu anımsamaya çalışıyordu. 

“Yolculuk nereye birader?” kelimeleri geçti aklından, gülümsedi. Adam homurdanarak döndü, gözlerini kapadığı anda da sesler yeniden saldırıya geçti.

Fotoğrafçı, “İyi ki dijital makine” dedi, “Yoksa ya filmi unuturdum ya diyaframı tutturamazdım.” Jpg’e tıkladı başka bir adam.

Fotoğrafı gördü. ‘Otobüs var, bulutlar var, yolcular yok’ dedi o da içinden. Esrarengiz bir durum. Yarın herkesi bir öyküye toplayıp gaz vermeliyim. 

Onur’un adı var öyküde. Diğerlerinin yok.

Ama bu da normal. Onur’un her zaman adı olmuştur.

Dışarıya salıvermek lazım sözcükleri er geç.

Donuk bir fotoğrafta, bir otobüs ne kadar yol alabilir ki? 

Dışardaki sözcükleri toplayıp içeriye alamayacağınıza göre…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.