“Kendim ettim kendim buldum”… Ama Arşimet değilim!

21 Ağustos 2026

Nedenler sonuçları belirler! Bu şu demektir. Rüzgâr eken fırtına biçer ya da ne ekersen onu biçersin. 

Bu görüşü ilerlettiğimizde dinsel ya da aynı zamanda bilimsel açıdan kadercilikle karşı karşıya kalırız. 

Düşüncelerimiz, eylemlerimiz, bizi o düşünce ve eylemlerin sonucuna hazırlar. 

Bu kaderse eğer, değiştirme olanağı yoktur. Alnınıza yazılı olanı yaşarsınız. 

Şimdi kuantum bir bilgisayarın, neden-sonuç ilişkileri üzerine aşırı geliştirildiğini düşünün. 

Öyle bir bilgisayar ki verileri girdiğinizde, geçmişte olup bitenleri görüntülü ve sesli olarak izleyebiliyorsunuz. 

Gelecekte neler olabileceğini de nedenleri girerek görmeniz mümkün hale geliyor. 

Böyle bir yaşamda var olmak sizin için korkutucu olur muydu? 

Yoksa bildiğimiz evrenin dışındaki evrenlerde (çoklu evrenler) başka sizlerin aynı anda mutlu ya da mutsuz olarak ve farklı nedenlerle farklı sonuçlar yaşadığına inanır mıydınız?

Düalite (gece-gündüz, siyah-beyaz, ölüm-yaşam vb.gibi zıtlıklar) determinizmle beraber, bugünkü durumların yarınki olayları belirleyeceğini söyler. Kadercilik ise (fatalizm) sonuçların ne yaparsan yap değişmeyeceğini. 

Böyle bir tanımla ikisi benzer sanılabilir. Ama değil. Temeli ve çalışma ilkeleri farklı. 

Kadercilikte aradaki nedenler, mantık ve fizik kuralları işlese de sonuçta belirleyicidir. 

Yine de din inancıyla bilim inancının benzerliği söz konusu. 

Peki bütün bunları bilerek, bu evrendeki halimizi kabullenip devam mı edeceğiz, yoksa içinde bulunduğumuz simüle evrenden başka ve daha mutlu bir simüle evrene geçişi mi araştırmalıyız. 

Bunu yapmanın yolu, şimdilik yok. Ama insanın hayal gücü, yaratıcılığı, her olasılığı düşünüyor, film ya da dizi haline getiriyor. 

Devs adlı dizi, bunlardan biri. Bilimkurguya meraklıysanız, en azından zihninizi çalıştırmak adına internette bulup izleyebilirsiniz. 

Devs’te her şey, San Francisco’da yaşanıyor. Genç bir yazılım mühendisi olan Lily Chan, sevgilisinin gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasını araştırıyor. 

Olayların, çalıştığı teknoloji devinin gizli geliştirme birimi olan “Devs” ile bağlantılı olduğunu fark ederek şirketin karanlık sırlarını çözmeye çalışıyor. Dizide, kuantum mekaniği üzerinden geçmişin ve geleceğin önceden tahmin edilebilirliği ile insan iradesinin sorgulanması insanı farklı duygulara sürüklüyor. 

Şöyle ki, size biri geleceğinizi gösteriyor ama  değiştiremeyeceğinizi, bu anlamda çaresiz olduğunuzu da hissettiriyor.

Yine de sonda, sunulan bir çözüm var. 

Devs’i izleyerek, determinizm veya kadercilikle ilgilenmiyorsanız bile teknolojinin aslında hangi noktaya kadar işe yarayacağını veya sizi dehşete düşürebileceğini anlayabilirsiniz.

Dizinin, bulmaca çözmek kadar, zihne yararı olacağı kesin.

Belki çoklu evrenlerden birine geçiş yapamıyor olabilirsiniz, ama kendi en iyi, en mutlu, en ideal hayatınızı bu dünyada ve evrende gerçekleştirme olasılığını araştırabilirsiniz.

Sonuçları değiştirmek mümkün değilse de nedenleri değiştirmek elimizde. 

Neyse ki aksini iddia eden ve savunan bir görüş yok. 

O zaman ektiğimiz tohumları iyi seçebiliriz. 

Nedenleri belirlersek, sonuçlara şaşırmayız.

İstediğimiz sonuçları şükranla karşılarız.

Şu aralar gazetecilikte tekrardan pek moda olan bir başlıkla yazalım:

Kendinizin en iyi versiyonu için düğmeye basın!

Ve benim belki de günlük hayatımda en çok kullandığım kelimeyi baş köşenize oturtun.

Neden?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.