Dünyada insanlığa karşı işlenen suçları gördükçe, hayvanlıktan insan olmaya geçiş sürecinin hâlâ tamamlanmadığına inanıyorum.
Oysa bugüne değin insanoğlunun evrensel insanlık yasasını oluşturması ve bu yasaya dünyanın her yerinde uyulması gerekirdi.
Tabii bu bir hayal. Hem de öyle bir hayal ki, bilimkurgu fantezileri, bu hayalin yanında gerçek kalır.
Hayalleri dillendirme görevini, toplumlarda bugüne değin hep sanatçılar üstlenmiş.
Bunlardan biri, Brezilyalı Thiago de Mello (1926). Şiirinin adı, İnsan Yasası.
Şiiri, şair Ülkü Tamer dilimize çevirmiş. Ben de çok sevdiğim bu şiiri içeriği nedeniyle sizlerle paylaşmak istedim.
Bakalım, bir şairin hazırladığı bu duyarlı yasayı beğenecek misiniz? Bana katılacak mısınız.
“Madde 1. Bu yasaya göre önemli olan gerçektir bundan böyle
önemli olan yaşamdır el ele verip gerçek yaşam için çalışılacaktır.
Madde 2. Bu yasaya göre, iş günlerinin bulutlu salıların bile bir pazar sabahı olmaya hakları var
Madde 3. Bu yasaya göre günebakanlar olacaktır her pencerede günebakanlara da tanınmıştır.
gölgede açma hakkı; pencereler bütün gün açık tutulacaktır umudun boy attığı yeşilliğe.
Madde 4. Bu yasaya göre Insan insandan asla kuşku duymayacaktır.
İnsan, insana güvenecektir artık rüzgâra güvenen ağaç gibi, havaya güvenen rüzgâr gibi,
göğün mavi tarlasına güvenen hava gibi.
İnsan, insana güvenecektir, çocuğa güvenen çocuk gibi.
Madde 5. Bu yasaya göre, kurtulmuştur insanlar yalanların boyunduruğundan.
Kimse kuşanmak zorunda değildir artık sessizliğin zırhını,
özcüklerin silahını. Sofradaki insana tatlıdan önce gerçek verilecektir.
Madde 6. Bu yasaya göre gerçekleşecektir peygamberin düşü; kurt, kuzuyla otlayacaktır
ne tat aldılarsa yediklerinden aynı tadı alacaklardır yine.
Madde 7. Bu yasaya göre doğruluk ve aydınlık hüküm sürecek ve insanların içinde dalgalanan cömert bir bayrak olacaktır mutluluk.
Madde 8. Bu yasaya göre en büyük acı bitkide çiçek mucizesi yaratan şeyin su olduğunu
bilip de sevgi verememek olmuştur ve olacaktır sevgi arayan kimseye.
Madde 9. Bu yasaya göre alınteri taşıyacaktır ekmek. Ama her şeyin üstünde, her şeyden önce sevginin ılık tadını taşıyacaktır.
Madde 10. Bu yasaya göre, herkes ne zaman dilerse giyebilecektir bayram giysilerini.
Madde 11. Bu yasaya göre seven hayvandır insan güzeldir, seher yıldızından bile güzeldir.
Madde 12. Bu yasaya göre buyruk yoktur artık, yasak yoktur. Her şeye izin verilmiştir, gergedanlarla bile oynayabilir insan
ve ikindi üstü yürüyüş yapabilir elinde kocaman bir begonyayla
Bir tek şey yasaklanmıştır; sevip de sevgi duyamamak.
Madde 13. Bu yasaya göre artık/satın alamayacaktır kimse doğacak güneşleri
korkunun sandığından çıkarılacak ve bir dostluk kılıcı olacaktır para,
gelecek günleri kutlama hakkını, şarkı söyleme hakkını savunacaktır.
Son Madde. Bu yasaya göre yasaklanmıştır özgürlük sözcüğünü kullanmak,
ağzın aldatıcı pisliğinden ve sözlüklerden kaldırılacaktır.
Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte diri ve saydam bir şey olacaktır özgürlük ateş gibi, ırmak gibi,
bir buğday tanesi gibi ve insan yüreğine yerleşecektir.”.
***
Bırakın İnsan Yasası’nı şimdilerde Yapay Zekâ Yasası’nı da konuşmamız, yazmamız gerekiyor.
Özellikle yapay zekâya savaşlarda hedef belirleyerek kendi analiz ve kararlarıyla füze ateşlemesi insiyatifi veriliyorken.
Acaba yasaları gerçekten de duyarlı sanatçılar mı yazsa!
Dünya daha yaşanabilir bir yer olmaz mıydı.
Ne dersiniz?