85 yaşın çevikliğiyle her gün marketlerin sebze indirimlerini takip ediyor, balık almak için pazara gidiyor, mahallede yıllardır oturmasına rağmen ancak şimdi tanışıp kaynaştığı altı arkadaşıyla her gün 16.30-18.30 arasında mahalle buluşması yapıyor.
Ve galiba yaşlanan büyüklerimizle ilgili öğrenmem gereken en önemli şey şu:
Onların hayatına destek olurken kendi hayatımızı da yeniden kuruyoruz. Geçen Cuma yashasın.com için ‘Aile büyüklerimiz yaşlanırken birbirimize nasıl destek oluyoruz?’ üzerine bir yazı yazdım.
Hiç tanımadığım ya da çok yakından tanıdığım insanlardan gelen mesajlardan şunu gördüm:
Hepimiz zor zamanları biraz fazla kendi içimizde yaşıyoruz.
En sevdiklerimiz için doğruyu bulmaya çalışırken ne kadar çaresiz kaldığımızı birbirimize anlatmıyoruz.
Geçen yazıda annesi demans olan bir arkadaşımın, çok sevdiği işini ve arkadaş çevresini bırakıp annesiyle birlikte yaşamaya başladığından bahsetmiştim.
Bazen hayat bizi işimizden böyle koparıyor.
Bazen de yeni bir iş sahibi yapıyor.
Şanslıysak, bazen yeni işimizi daha çok seviyoruz.
3 sene önce babamın vedasıyla benim, ablamın, eşimin, tüm ailenin ve en çok da annemin hayatında yepyeni bir dönem başladı.
Olmayacak şeyler oldu.
Olmaz denilen kararlar alındı.
Üstümüzden bazı ağırlıkları attık.
Yeni işlere giriştik.
Ana evimiz, merkez üssümüz oldu.
Toplantıya giderken, adadan gelirken, festivale giderken anneme uğramak; bir çay, bir Türk kahvesi içmek; dolapta ya da buzlukta ne varsa çıkartıp ısıtmak ve birlikte yemek daha da normalimiz oldu.
Bu yeni hayatın ilk yılında hepimiz çok zorlandık.
İlk senemizi tüm aile ‘Anne Yılı’ ilan ettik.
O yaz her seyahatimizde yanımızda o vardı.
Hâlâ da çok değişmedi.
Uyum sağlama konusunda çok iyidir.
85 yaşın çevikliğiyle her gün marketlerin sebze indirimlerini takip ediyor, balık almak için pazara gidiyor, mahallede yıllardır oturmasına rağmen ancak şimdi tanışıp kaynaştığı altı arkadaşıyla her gün 16.30-18.30 arasında mahalle buluşması yapıyor.
Hatta yıllarca dalga geçtiği ‘Dolar Günü’ne bile katılıyor.
İki önemli özelliği var.
Birincisi, günün hangi saati olursa olsun “Anne, yemeğe geliyoruz” ya da “Oturmaya geliyoruz” desek, “Gelin, buyurun” der.
Yemek vardır ya da yoktur.
Bir şeyler mutlaka çıkarır dolabından.
İkincisi ve benim en sevdiğim:
“Anne, biz şuraya gidiyoruz, gelir misin?” dediğimizde ayakkabılarını giymek için kapıya yönelmesi.
Sevdiklerini ve sevmediklerini bilirseniz ortak hayatınız çok kolaylaşıyor.
Sevdiklerini yap;
1-Tutumludur.
Her yaptığın alışverişte onun yanındaysan dikkat et.
Pahalı lokantalara götürme.
Evde yaptığın yemeği en çok beğenir.
Yoksa “Menemene kaç para ödedik? Bir kahve fiyatına 10 paket Kuru Kahveci Mehmet Efendi alırdık” diye uzun bir süre söylenir.
Hareket etmeyi sever.
2-Düzenli yürür.
Kilosuna dikkat eder.
Sen biraz kilo alırsan hesabını sorar.
Eşine, çocuklarına, en yakın arkadaşlarını görünce şikâyet eder.
Kısacası yememize ve içmemize dikkat etmemiz önemli.
3-Ailesi en kıymetlisidir.
Hepsine eşit durur, hiçbirine laf söyletmez.
Ablam hakkında bir şey desem “Sana öyle gelmiş, ben fark etmedim” der.
4- Hiç şikâyet etmez.
‘Haftaya arabayla Selanik’e gideceğiz, gelir misin?” deriz.
“Olur” der.
Saatlerce yolda sesi çıkmaz.
Her yere, her müzeye beraber gelir.
Akşam yorgunluktan yatakta bayılır.
Şehir içi seyahatlerden bahsetmiyorum bile.
Onun için çocuk oyuncağıdır.
“Anne, şuraya gidiyoruz” dememizle tepeden tırnağa hazırlanması arasında 2,5 dakika vardır.
5-Eskiyi unutmaz.
Kardeşlerine düşkündür. Görümcesi çok ayrıdır. Abla der hep.
6-Anlatmayı sever.
Fotoğraflara bakmak aile geleneğimizdir.
Torun ve Atatürk fotoğrafları evinin baş köşesindedir.
Torunlarının ne yaptıkları, ne ettikleri, erkek arkadaşları, kız arkadaşları hep gündemindedir.
Sıkı takip eder.
Ne yapıp edip, her koşulda onları destekler.
Sevmediklerini yapma;
Ona göre gereksiz bir hediye alırsan 2-5 yıl arası ‘bir daha alma’yı dinlersin.
İhtiyacı olan bir mutfak malzemesi veya ayakkabıysa aldığında dünyanın en mutlu insanı olur.
Neyi sevdiğini, neyi yapmaktan hoşlandığını bilmemize rağmen bazen yeni şeyler denemesi için onu teşvik eder, bazen de sürprizler yaparız.
Çok para harcanmadıysa beğenir.
Yoksa “Bir daha yapma” der.
‘Tamam’ deriz, yine yaparız.
Çocuklukta ve gençlikte birlikte yaptıklarınız ve yaşadıklarınız, bu dönemde size büyük avantaj sağlıyormuş.
İlkokul yıllarımda ilk sinemaya, ilk tiyatroya beni o götürmüştür.
Her sene önlüklerimi dikmiştir.
Lise, hatta üniversite yıllarımda bile her sınavdan gelişimde evde bekleyip çay ve kek ile beni gelecek sınavlara hazırlamıştır.
Ezber derslerimde eline İşletme Denetimi veya Üretim kitabını alıp satır satır ezberime eşlik etmiştir.
Burda dergisinden beğendiğim kazakları örmüş, Şişli’deki mağazalarda beğendiğim ceketleri, hatta paltoları dikmiş ve
beni aslanlar gibi okula, işe yollamıştır.
Az çok neyi sevdiğimizi bütün aile biliyoruz.
Ben onu, o eşimi, ablam beni, eşim kızlarımı. Kızlarım hepimizi.
Ve bunu önemsiyoruz.
Birbirimizi görmek, sohbet etmek, yaşadıklarımızı paylaşmak iyi hissettiriyor.
Belki de yıllar içinde değişen şey tam olarak bu.
Eskiden o bizim hayatımızı kolaylaştırıyordu.
Bizi okula hazırlıyordu.
Sınavlarımızı bekliyordu.
Kazağımızı örüyordu.
Yemeğimizi yapıyordu.
Şimdi biz onun hayatına eşlik ediyoruz.
Hayatlarımızı güzelleştiriyoruz.
Ama fark ettim ki bunu yaparken aslında kendi hayatımızı da kolaylaştırıyoruz.
Çünkü onun iyi olması hepimize çok iyi geliyor.
Ve galiba yaşlanan büyüklerimizle ilgili öğrenmem gereken en önemli şey şu:
Onların hayatına destek olurken kendi hayatımızı da yeniden kuruyoruz.
Yashasın.com için yazdığım yazıyı okumak isterseniz buradan tıklayabilirsiniz:
Abone olmak isterseniz de yine site üzerinden olabilirsiniz.
14 Eylül 2026 - Annem Bize Hayatı Öğretiyor
7 Eylül 2026 - İş Hayatının En İyi Dönemi Başlamamış Olabilir mi?
31 Ağustos 2026 - Yürüyelim Arkadaşlar!
Tuğrul Ağırbaş Kimdir?
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.
İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.
Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.
Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.
İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.
Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.
2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.
Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.