Esra’nın hayali yarım kalmadı: Zahter

25 Şubat 2026

Biliyorsunuz, İstanbul-Londra hattında yaşıyorum.

Şimdi Londra.

Tabii ki çeşitli keşifler yapıyorum.

Geçenlerde Zahter’e gittik.

Harika bir Türk lokantası.

Carnaby Street’te.

Her gün yüzlerce, binlerce insanın geçtiği bir mükemmel yerde…

Üç katlı bir bina.

İlk iki katta yemek yiyebiliyorsunuz, üçüncü kat özel etkinlikler için.

Dekorasyonu güzel.

Yemekleri de çok iyi.

Ama beni asıl etkileyen, yemeklerden bile çok, lokantanın hikayesi oldu.

Zahter sıradan bir rest oran değil.

Çok yetenekli bir Türk kadın şefin eşsiz hayali.

Müthiş bir emeğin…

Büyük bir inancın…

Zahter’in kurucusu ve şefi Esra Muslu.

O, özel biri.

18 yaşında Londra’ya okumaya geliyor.

Sonra Avustralya’ya gidiyor, orada mutfak sanatları eğitimi alıyor.

Mesleğini hep tutkuyla yapıyor.

2007’de İstanbul’a dönüyor. Beyoğlu’nda fine-d,ning restoranı Moreish’i açıyor.

Ardından başka ortaklıklarla 6 restoran daha.

İstanbul’da iz bırakıyor.

Sonra yeniden Londra yılları…

Farklı restoranlarda baş şef.

SoHo House’da da çalışıyor.

Ve 2021’de kendi solo hayali olan Zahter’i açıyor.

Londra’da Türk mutfağını anlatmak kolay iş değil.

Ama Esra bunu başarıyor.

Zahter’i kurarken yanında iki kadın ortağı var.

Biri de ablası Yasemin Efe. Yasemin’in gastronomiyle ilgisi yok. Ama kardeşinin şefliğine, vizyonuna inanıyor.

“İstiyorsan yapalım” diyor. Ve birlikte yola çıkıyorlar.

Çok da iyi gidiyor.

Zahter, restoran eleştirmenlerinden övgüler alıyor, Michelin Guide’a giriyor.

Ne var ki…

Bu mutluluk uzun sürmüyor.

Her şey yolunda ama Esra’da şiddetli baş ağrıları başlıyor.

Önce çok ciddiye almıyor.

Ama alınmayacak gibi değil..

Teşhis çok hızlı konuyor: Kanser.

Ameliyatlar, tedaviler…

Ama ne yazık ki Esra 4 ay içinde, sadece 4 ay içinde hayata veda ediyor.

Cilt kanseri (Maling Melanom) olduğu, sırtındaki bir benden kaynaklandığı ve tüm vücuda yayıldığı söyleniyor.

Üzücü…

Çok üzücü…

Hikayesini dinlerken ağladım. Çünkü bu kadar hayata bağlı, azimli, tutkulu, üretken bir kadının bu kadar kısa sürede hayatını kaybetmesi çok büyük bir haksızlık gibi geldi…

Ama işte…

Hayat, herkese adil davranmıyor.

Fakat hikaye burada bitmiyor.

Zahter kapanmıyor.

Kapısına kilit vurulmuyor.

Bugün Zahter’i, ablası Yasemin Efe, eniştesi Mesut Efe ve Londra’da mimarlık okuyan yeğeni Ela Elif Efe yaşatıyor.

Esra’nın anısı için…

Şahane bir aile işletmesi bugün orası.

Vızır vızır da çalışıyor.

Bu üçlü de patronluk taslamıyor, harbi çalışıyor.

Mutfakta, serviste, rezervasyonda, bulaşıkta…

Üstelik Türkiye’de işleri de var, Esra’nın hayalini yaşatmak için bırakıp gelmişler.

Yani Esra’nın hayaline saygı duruşu.

Esra’yı hiç tanımamış olsam da Zahter’de onu hissettim.

Yemeklerde…

Sunumda…

Tabaklarda…

Detaylarda…

Her yerde…

Zahter’i çocuğu gibi görüyormuş.

O yüzden orayı yaşatmak, biraz da Esra’yı yaşatmak gibi…

Aile başta hiç bilmedikleri bir iş olduğu için zorlanmış.

Ama şimdi, Zahter’i, Esra’nın isteyeceği gibi yaşatmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Bence başarıyorlar da…

Londra’ya yolunuz düşerse, mutlaka Zahter’e gidin. 

Pişman olmazsınız!

Mezeler, pide, muhammara, Ali Nazik ve bonfile harika.

Baklama ise gerçekten efsane!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.