Bir reklamcıdan çağrı ve öneri!

20 Nisan 2026

Ülkede ve dünyada gündem o kadar hızlı değişiyor ki, yetişmek mümkün değil.

Bir trajedi başlamadan bir diğeri sahneye giriyor. Bir refleks gösterilene kadar, konu başka bir konuya yerini bırakıyor. Yine de biz bildiğimizden şaşmayalım.

Sorumluluklarımız sadece toplumsal değil, aynı zamanda da bireysel.

O zaman çağrımızı yapalım.

Reklam sektörüne ajanslarda, derneklerde hizmet vermiş, yönetmiş, 

markaları için emek vermiş, marka değerlerine katkıda bulunmuş, halen de çalışan bir iletişim profesyoneli, bir gazeteci ve yazar olarak bu çağrı ve öneriyi ülkemize, toplumumuza, bireylere yönelik sorumluluğumun ve aydın olmanın gereği olarak ve tüm iyi niyetimle yapıyorum.

Dünyayı sarsan savaş ortamı ve kaos bir yana, ülkemizde gün geçmiyor ki üzücü, yaralayıcı, bizleri sarsan bir olayla karşılaşmayalım.

Öncelikle hepimizi derinden etkileyen, eğitmenleri, öğretmenleri, velileri ve sonuçta toplumumuzu sarsan malum bir trajedi yaşandı.

Üzüntüm büyük.

Okul saldırısında hayatını yitiren fidanlarımıza ve öğretmenimize rahmet, yaralı evlâtlarımıza acil şifalar diliyorum.

Benzeri ABD’de ve kuzey ülkelerinde zaman zaman görülen okul saldırılarından evlâtlarımızı ne yazık ki koruyamadık, engelleyemedik. Bizde olmaz dedik. Oldu! 

Evlâtlar!  Kurtlar Vadisi’yle başlayan, saldırıyı, şiddeti, ensesti, aldatmayı, çeteleşmeyi özendiren, bunu bir rol model gibi sunan dizilere yıllarca maruz bırakıldınız. 

Uyuşturucular okulların arka bahçelerine girdi.

Bilgisayar oyunları, sosyal mecralar şiddeti besledi, büyüttü, adeta normalleştirdi.

Ne diziler bunun tümüyle suçlusu, ne filmler, ne oyunlar.

Suç sizlerde değil hepimizde. 

Aileden başlayan, çocuk eğitiminde başıboşluğu özgürlük sayan, eğitim hayatına yansıyan bir yetiştirme sorunu var. 

Öfke, akran düzeyinde baskı ve yalnızlaştırma ve diğer etkenler yazılarak, nedenler uzatılabilir.

Şimdi biz ne yaptık da bunlar oldu? diye soruluyor. Bir şey yapılamadı, sorun da bu.

Sektörümüzün içeriklerinden sorumluyuz, ama bunların nerelerde yayımlanacağına yaratıcı ajanslar karar vermiyor, yıllardır bu konuda pay sahibi değiller.

Reklam yerleştirmede son karar, hedef kitleye, izlenme oranlarına, stratejiye, bütçelere bağlı.

Buradaki karar yeri medya şirketleri ve reklam verenler.

Başta Yapı Kredi, Vestel olmak üzere sağduyulu markalarımızın başlattığı, şiddeti özendiren, şiddet kullananları rol model haline getiren içeriklere reklam vermeme kararını uzun yıllardır bu mesleği yapan biri olarak destekliyorum.

Diğer reklam verenlerin ve medya şirketlerinin de bu öneriyi destekleyeceğini öngörüyorum.

Dileğim bu.

Ama denetlenmeyen her şeyi yasaklamanın da köklü ve acil bir çözüm olmayacağını da biliyorum. 

Çünkü kötülük, yolunu daima bulur.

Yerli olmaz yabancı içerikle bulur.

Başta RD, RVD, RYD olmak üzere tüm sektör dernekleri, psikologlar, pedagoglar, sosyologlar, gazeteciler, içerik üreticileri, medyacılar ve resmi yetkililer; bu çok boyutlu konu üzerinde çözümler üretmek ve  ortak akılda buluşmak üzere bir sempozyum yapabilirler mi?

Neden olmasın?

Sorun da bizim, çözüm bulmak da işimiz olsa gerek.

Sempozyum organizasyonunu konuya sahip çıkacak ilgili kuruluşlar, eğer bunu dikkate alırlarsa yapacaktır.

Bu benim önerimdir.

Bu, çocuklarımıza ve gençlerimize borcumuzdur.

Çünkü ben ve benim gibi düşünen tüm reklamcılar sizleri hedef kitle olarak değil daima evlatlarımız olarak gördük, görüyoruz.

Panik yapıp yanlış kararlar almadan, doğrularda birleşeceğimize ve  uygulayacağımıza inanıyorum.

Umuyorum ki, çocukların sanal dünyaya erişimlerine BTK önerileriyle beraber kısıtlama veya engellemeler getirilecektir. Ama bu da yeterli olmayacaktır. 

Çünkü sorun çok boyutludur ve partiler üstüdür. 

Bakalım ortak bir akıl üretebilecek mi acaba bu konuda?

Yoksa yine herkes bir başka bahane mi önerecek, gözümüze kum mu atacak… 

Bekleyelim ve görelim!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.