Sahte Benlik

25 Nisan 2026

25 gün önce iri bir balina Almanya’nın kuzeyindeki Ostsee’nin Poel Adası civarında karaya oturdu.

Kurtarma çalışmaları derhal devreye girdi.

Balinaya ‘Timmy’ adını verdiler.

Almanya ikiye bölünerek, 7/24 canlı yayınla Timmy’i izlemeye başladı.

Halkın yarısı “bırakın rahat rahat ölsün” derken, öbür yarısı “kurtarılsın okyanusa çıkarılsın” diyordu.

Bir grup multi milyoner özel bir kurtarma ekibi kurdu.

Havai’den bir balina uzmanı kadın getirildi.

Eyalet Çevre Bakanı 24 saat balinanın başında durmaya başladı.

Operasyonlara onay verme sürecinde bazı gecikmeler olunca tepkiler yükseldi.

Bu arada, ‘Ünlüler’ ve ‘ünlü olmak isteyenler’ görünmek için adaya akın ediyordu. Kendisine ‘Balinaya fisildayan adam’ diyen bir ‘influencer’ da türedi.

Havai’den gelen uzman buna çok sinirlendi, bırakıp gitti.

(‘Gerçek uzman’ ve kendine ‘influencer’ diyen biri arasındaki bu ‘fark’ yazının devamı için lütfen unutulmasın.)

Bu süreç sırasında olayla ilgili bir başka kadın, bir veteriner, beyin kanaması geçirip komaya girdi.

Derken, ‘Danny Hilse’ adlı eski bir Rockçı bölgeye gelip özel kıyafetlerle balinanın yanında poz verdi.

Danny Hilse

Bu bir zirveydi.

Bu davranış ülke çapında büyük bir tepki yarattı.

Aynı günlerde bazı ‘ünlüler’, Bakan ve balina ile ‘fotoğraf çektirmek’ için bölgeye gelmeyi sürdürüyor ve medyaya poz veriyorlardı.

Geçen pazartesi su yükseldi.

Balina dibe oturduğu yerden kurtuldu, ama yanlış yöne, karaya doğru yüzdü.

Tekrar karaya oturdu.

Kurtarma ekibi bu fırsatı kaçırmış oldu.

Bu pazar su gene yükselecek.

Balinanın kaçmasını önlemek için bu gece çevresine kum torbaları dizip, onu oraya hapsedecekler.

Arada onu balıkla beslemeyi sürdürüyorlar.

Hazırlanan büyük bir operasyonla, balinayı ağa alıp, sallarla ait olduğu okyanusa çekmek istiyorlar.

Olay hâlâ medyada birinci haber…

‘Görünmek’ isteyenler, koşa koşa o ‘sahnede’ poz vermeye gidiyor.

‘Sahne’, açıklamaya ihtiyaç duyulmayacak kadar açık.

Bir yanda onu kurtarmak için çalışmak.

Öbür yanda, kurtarılmaya çalışılınanla öyle yapıyormuş gibi görünmek.”

Bugün içinde yaşadığımız “görünüm düzeni” galiba tam olarak bu.

Kitaplarında bu garabeti yazan Christopher Lasch’ı okurken insanın içine bir düşünceden çok bir his sızıyor.

Sanki bir şeyi öğrenmekten ziyade, zaten bildiğin ama adını koyamadığın bir durumla karşılaşıyorsun.

Onun “Sahte Benlik” dediği şey uzak bir teori değil; oldukça tanıdık.

Bunu sadece kitaplarda görmüyoruz.

Böyle insanlar bildiğimi sanıyorum.

Onların yazdıklarını okuyorum. Yaptıkları şeyler kulağıma geliyor. Hayatlarına dair beni şaşırtan şeyler duyuyorum.

Onlarla, benim tanıyıp bildiğimi sandığım kişiler arasında bir boşluk hissediyorum.

‘Gösterdiği’ ile ‘o kişi’ arasında tuhaf bir çelişki, oturmayan bir şey var.

Bir zamanlar insanın bir özü olduğu düşünülürdü.

İçinden gelen bir yönelim, bir arzu, bir ses…

Bugün ise, insan içinden taşarak değil, dışarıdan toparlanarak var oluyor. Kendini ‘düzenliyor’.

The “Culture of Narcissism”bunu anlatıyor:

İnsan başkalarına kendini doğrulatmak isteğini.

Bu görünüm, bir yansıma ihtiyacı.

‘Sahte benlik’ zamanla kişiliğe yapışan bir yüzey oluyor’ deniliyor.

Winnicott’un tarif ettiği, çocuklukla başlayan bir ‘ kendini korunma biçimi’ bugün kalıcı hâle gelmiş durumda.

İnsan artık başkalarına uyum sağlamak için değil, kendi gerçeğine katlanabilmek için kendine uyum sağlıyor.

‘Rol’, başkalarına oynanan olmaktan çıkıp ‘kendine anlatılan bir şeye’ dönüşüyor.

“Sen” olmadığını bildiğin birini “ben” diye sürdürüyorsun.

Bunun verdiği yorgunluğu ‘disiplin’ diye açıklıyorsun.

Oysa hepsi gerçeğinin arzuladığın ‘görünümü’ olarak ihtiyacın.

Lasch’ın cümlesi burada cisimleşiyor:

İnsanlar artık başkalarını kandırmak için değil, kendilerini ayakta tutmak için kendilerine rol yapıyor.

Bu işe de yarıyor.

Ama bedeli var:

İçinden kopuş. Sessiz bir boşluk. Bulanık bir arzu.

Bir noktadan sonra şu sorularla yapılabilecek bir yüzleşme kalıyor: Gerçekten ne istiyorum? Yoksa sadece istemem gerektiğine inandığım şeyi mi sürdürüyorum?

‘Yönelmek’ ile ‘görünmek’ arasındaki fark bu.

Yönelmek sizi ileriye taşır.

Görünmek yerinde tutuyor ama hareket ediyormuş hissini veriyor.

Bu hissi uzmanların ‘Sahte benlik’ diye tanımladıkları olgu üretiyor.

Geriye şu kalıyor:

Dışarıdan düzenli görünen bir hayat…

Ama içinde yerini bulamamış bir insan.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.