Kanserle savaşta ucuz ve güçlü silah: Neredeyse her evde var

İsveç ve İngiltere'de yürütülen dev araştırmalar özellikle genetik risk taşıyan bireylerde aspirin kullanımının kanser nüksünü %55 oranında azalttığını ortaya koydu.

Bilim Teknoloji 1 Mayıs 2026

İsveç ve İngiltere’de yürütülen dev araştırmalar, özellikle genetik risk taşıyan bireylerde aspirin kullanımının kanser nüksünü %55 oranında azalttığını kanıtladı. Peki aspirinin kanseri önlemedeki sırrı ne? Bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı uyandıran bu eski dostumuzun koruyucu etkisi ne zaman başlıyor? Uzman isim araştırmaları değerlendirdi ve merak edilen soruları yanıtladı.>Hemen her evde olan, en yaygın ve ucuz ilaçların başında gelen aspirin, kanser riskini azaltabilir mi? İsveç’te yürütülen dev bir çalışmanın geçtiğimiz eylül ayında yayınlanan sonuçları, genetik mutasyonu olan hastalarda umut veren sonuçlar ortaya koymuştu.

Karolinska Enstitüsü ve Karolinska Üniversitesi Hastanesi’nden bilim insanlarının öncülüğünde yürütülen bu çok merkezli çalışma, İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’daki 33 hastaneden 3500’ün üzerinde kolorektal kanser hastasının üç yıl boyunca takip edilmesiyle gerçekleştirilmişti. Üç yılın sonunda elde edilen sonuçlar, aspirin kullanan grupta kanserin tekrarlama riskinin, plasebo grubuna kıyasla yüzde 55 daha düşük olduğunu göstermişti.

Bu çalışmanın ardından İsveç, Ocak 2026’dan itibaren kolon kanseri hastalarını ilgili genetik mutasyonlar açısından taramaya ve uygun olanlara düşük doz aspirin önermeye başladı.

Şimdi ise konuyla ilgili çok daha güncel veriler yayınlandı. Etken maddesi 4 bin yıldır kullanılan aspirinin, belirli tümörlerin hem oluşumunu hem de vücuda yayılmasını önleyebildiği daha net şekilde anlaşıldı.

Newcastle Üniversitesi’nden Profesör John Burn’un öncülük ettiği çalışmada, kalıtsal bir durum olan Lynch sendromu taşıyan 861 hasta 10 yıl boyunca takip edildi.

Minimum iki sene boyunca 600 mg aspirin alan hastalarda, kolon kanseri riskinin yarı yarıya azaldığı keşfedildi. Çalışmanın sonraki denemesinde ise hastalara 75-100 mg gibi çok daha düşük doz aspirin verildi. Bu düşük dozun dahi kanser riskini azaltmada aynı derecede etkili olduğu görüldü.

Bulgular İngiltere’deki kılavuzları doğrudan etkiledi; artık Lynch sendromu taşıyıcılarının 20 yaşından itibaren düzenli aspirin alması öneriliyor.

“Aspirin, vücuttaki inflamasyonu azaltır ve trombositleri baskılayarak tümör gelişimi ve yayılımını zorlaştırır” diyen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Topçu çok önemli bir uyarıda bulundu:

“Aspirin kanseri önlemek amacıyla herkese önerilmemelidir. En güçlü kanıtlar yüksek riskli hasta gruplarında elde edilmiştir. Özellikle Lynch sendromu olan bireylerde veya kolon kanseri öyküsü olup belirli genetik mutasyonlara sahip hastalarda kullanımı önerilebilir.”

Aspirinin kanseri iki temel mekanizma ile engelliyor. Birincisi hücre içindeki COX-2 enziminin baskılanması. Bu enzim kontrolsüz hücre büyümesine yol açan prostaglandin adlı hormon benzeri bileşikler üretiyor. İkincisi ise Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Rahul Roychoudhuri’nin grubunun keşfettiği bağışıklık mekanizması. Tromboksan A2 adlı pıhtılaşma faktörü bağışıklık sisteminin T hücrelerini baskılayarak kanser hücrelerini görünmez kılıyor. Aspirin bu faktörü engelleyerek T hücrelerinin tümöre saldırmasının önünü açıyor.

Araştırmalarda hem yüksek hem düşük dozdan bahsediliyor. “Günde tek bir bebek aspirini içmek kanserden korunmak için gerçekten yeterli mi” sorusuna Doç. Dr. Atakan Topçu “Düşük doz aspirinin bazı çalışmalarda koruyucu etkisi olabileceği gösterilmiştir; ancak bu etki sınırlıdır ve genellikle yıllar içinde ortaya çıkar. Bu nedenle herkes için geçerli standart bir doz önerisi bulunmamaktadır” dedi.

Aspirinin yan etkilerinden de bahseden Topçu şu bilgileri verdi:

“En ciddi yan etkileri mide ve beyin kanamalarıdır. Özellikle ileri yaşta olanlarda ve antikoagülan kullanan hastalarda bu risk belirgin şekilde artar. Bu nedenle aspirin herkese uygun değildir.”

Doç. Dr. Topçu ilacın ne zaman ve ne kadar süre kullanılması gerektiğini de anlattı, “Aspirinin koruyucu etkisinin ortaya çıkması için düzenli kullanım gereklidir ve bu etki genellikle en az 2–5 yıl sonra görülür. Kullanıp 1-2 yıl sonra bırakmak bir işe yaramaz. Kullanım genellikle orta yaş grubundaki ve yüksek riskli bireylerde değerlendirilir. Genç ya da ileri yaşta olup düşük risk taşıyan kişilerde ise kullanımın riskleri potansiyel faydanın önüne geçebilir” ifadelerine yer verdi.

Aspirinle ilgili en güçlü kanıtlar şu an için kolon kanseri için mevcut; diğer kanser türlerinde etkinliği henüz net değildir. Ancak hali hazırda yeni bir çalışma daha devam ediyor.

11 bin katılımcıyla yürütülen ve kolon, meme, mide- borusu ile prostat kanserlerini kapsayan geniş çaplı bir denemenin sonuçlarının önümüzdeki yıl yayımlanması bekleniyor.

Kolon kanseri nedeniyle operasyon geçirmiş hastalarda, özellikle PIK3CA mutasyonu gibi PIK3 yolağı alterasyonları bulunan bireylerde, 3 yıl süreyle 100–162 mg aspirin kullanımının hastalık nüksünü anlamlı şekilde azalttığı gösterilmiştir. Bu nedenle yaklaşım “herkese aspirin” değil, “seçilmiş hastaya aspirin” olmalıdır. Özetle: Aspirin, özellikle yüksek riskli veya genetik olarak seçilmiş hastalarda kolon kanseri riskini azaltabilen bir ilaçtır. Ancak faydası uzun süreli kullanımda ortaya çıkar ve kanama riski nedeniyle herkese rutin olarak önerilmez.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.