Sonunda Ankara NATO zirvesi bitti ve biz Ankaralılar ev hapsinden kurtulduk, rahat bir nefes aldık.
ABD Başkanı Donald Trump’ın egosu sayesinde darmadağın olma olasılığı çok yüksek olan bu zirve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin yüksek çabaları ile az zararla atlatıldı ve Trans Atlantik birlikteliği yine ayakta kaldı…
Daha işe başlarken Trump’ın kamuoyu önünde İspanya başbakanına verip veriştirmesi, ABD’nin İspanya ile ticari ilişkileri sonlandıracağı tehditi, NATO’nun İran konusunda ABD’yi yalnız bıraktığı serzenişleri, ve durup dururken yine NATO müttefikimiz Danimarka’nın toprağı olan Grönland’ı ABD topraklarına katma isteği bu işin karakolda son bulabileceğinin habercisiydi… Hatta Trump bu zirveye aslında katılmak istemediğini ama Erdoğan’ın hatırı için Ankara’ya geldiğini açıkça kamuoyuna anlattı… Yani ABD artık dış politikasını yüksek çıkarlar üzerine kurmuyor hatır gönüle dayandırıyor…
Hatta komşumuz Yunanistan Başbakanı Mitsotakis’in NATO müttefiki ve zirvenin ev sahibi Türkiye’yi ülkesine tehdit ilan etmesi işi daha da yokuşa sürmüştü…
Ama sonunda Ukrayna savaşının gösterdiği ciddi bir Rusya tehdidi vardı ve herkes aklını başına toplayıp gerçeklerle hareket etmeye başladığı zaman işin rengi değişti. NATO’nun Avrupa müttefikleri savunma harcamaları yükünü ABD’nin sırtından alıp kendileri de gayrisafi milli hasılalarının yüzde beşini harcamaya başladıklarını, daha harcamaya başlamayanların da başlayacaklarını söz vermeleri üzerine, Trump kapalı kapılar arkasında yumuşadı ve sert tavrını daha ılımlı bir bir tavra değiştirdi…
Yani Sovyet tehdidi gitti yerine Rusya tehdidi geldi… Zirve öncesi NATO’nun ilgi alanını bu zirvede resmen Orta Doğuya da kaydıracağı ve Türkiye’ye özel rol biçileceği spekülasyonları havada kaldı…
Sonunda herkes NATO’nun ABD’siz olamayacağını, Avrupa’nın kendi savunma gücünü arttırmaya çalışsa bile yine ABD’ye makhum olduğunu, ABD teknolojisine ve silahlarına muhtaç olduğunu, Avrupa güvenliği için Türkiye’nin kilit ülkelerden biri olduğunu kabul etti…
Türkiye’nin zirve paralelinde Ukrayna Başkanı Zelenski’yi ve Suriye Başkanı Şara’yı Anlara’ya davet etmesi ve liderlerle görüştürmesi de çok şık oldu.
Keşke Trump Zelenski’ye durup durup “Sayın Putin” demeseydi. Keşke Trump Japonya İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazına saldırı düzenlediğini söylemeseydi…
Bu arada Türkiye büyüyen ve güçlenen savunma sanayi kapasitesini tanıtmaya çalıştı ama gelen heyetlere ve yabancı basına sunduğumuz Türk yemekleri, geleneksel misafirperverliğimiz onların daha fazla ilgisini çekti…
Trump ise kendisi için Etimesgut’ta yaptırılan mükemmel havaalanı ve yolların güzelliğini öve öve bitiremedi…
Trump Ankara’ya bazı hediyeler de verdi gibi… F-35 sözü verdi, CAATSA’yı yani ABD yaptırımlarını kaldırdığını açıkladı
Yani Türkiye güzel bir sınav verdi ve misafirler memnun ayrıldı. Ankaralı biraz eziyet çekti ama bazı yerlerde gıcır gıcır yollara bir de şehrin göbeğinde Külliyeye yakın bir havaalanına sahip oldu…