5 Ocak 2020.
Tunceli.
Üniversiteli bir kız kayboldu.
Adı Gülistan Doku.
6 yıl geçti.
Şimdi öğreniyoruz ki cinayete kurban gitmiş.
Dönemin valisi, Tuncay Sonel, tutuklu.
19 kişi şüpheli.
Bir emniyet müdür yardımcısı.
Bir emniyet amiri.
Bir başkomiser.
Bir komiser.
Bir baş polis memuru.
On polis memuru.
Bir bilgisayar işletmeni.
Üç de emekli polis.
18’i gözaltında.
Biri hala aranıyor.
Suçlama ne?
Adli süreçte usulsüzlük.
Delillere müdahale.
Yani bir kız kaybolurken, birileri iz siliyormuş.
Sonra Valinin eşi de tutuklandı.
Handan Sonel.
İfadesinde mal varlığını kendisi anlattı.
Ankara’da 3 milyon liralık hobi bahçesi.
Antalya Gazipaşa’da arsa.
Ankara’da ev.
Adana’da 5 katlı iş merkezi.
Oradan ayda 700 bin lira kira.
Oğlunun adına İstanbul’da 1+1.
İki BMW.
13 milyon 400 bin liralık ziynet.
Ayda 700 bin lira kira.
Bir öğretmenin yıllık maaşını düşünün.
Bir hemşirenin.
Gülistan gibi bir üniversitelinin bütün eğitim masrafını.
Yoldan geçen ünlünün saç telinde madde arayan bi sistem var.
Aynı sistem, bi valinin mal varlığındaki artışı görmüyor mu???
Yoksa görüyor da, bakmayı seçmiyor mu?
Bir şeyi kaçırmayalım:
Bu dosya, Gülistan kaybolduğu için açılmadı.
6 yıl sonra, cinayet ortaya çıktığı için açıldı.
Mal varlığı da öyle.
Kimse merak etmedi.
Kelepçe takılınca saçılıp, döküldü.

Komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedilmiş.
30 suç kaydı olan insanlar sokaklarda geziyor. Kadın katilleri, şiddet failleri çeşitli indirimlerle yeniden aramıza dönebiliyor.
Deniz Göktaş ise tutuklu!
Kaçma şüphesi mi var?
Delilleri karartma ihtimali mi var?
Tanıklara baskı yapma riski mi var?
Tutuklama bi ceza değil, istisnai bi koruma tedbiri olmalı.
Bir insanın yargılanması başka şeydir; hüküm verilmeden özgürlüğünden mahrum bırakılması başka.
Mesele Deniz Göktaş’ı sevmek, söylediklerini doğru ya da komik bulmak da değil…
Mesele şu:
Kaçma şüphesi yoksa, delilleri karartma ihtimali yoksa, tutukluluğu zorunlu kılan somut bi risk ortaya konulamıyorsa neden hâlâ tutuklu?
Adalet duygusunu yaralayan tam da bu ölçüsüzlük.
Çünkü adalet yalnızca karar vermek değildir.
Aynı ölçüyü herkese uygulayabilmektir