Haberde okudum.
2018 ve 2019’da, bi öğretim görevlisi hakkında 38 kız öğrencinin şikayette bulunmuş.
Bi daha yazıyorum:
38
Üç kez görevden uzaklaştırılmış.
Ve şimdi o kişi, kürsüsüne geri dönüyor.
Oha di mi?
Gerçekten öyle!
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi.
İddiaya göre; öğretim görevlisi, öğrenciye “Odamdaki kitapları alalım, derse orada devam edelim” diyor.
Kız, ders işleyeceğini sanıyor.
Kabul ediyor.
Odaya giriyor.
Karşısında bi hoca değil, “Psikoloji ve rüya tabirleri eğitimi aldım, bana travmalarından bahsedebilirsin” diyen bi adam buluyor.
Çimlere uzanalım, günah işleyelim.
Diye taciz ediyor kızı…
G.N.İ. susmadı. Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
YÖK soruşturma açtı.
24 Nisan 2026’da, cinsel taciz suçlamasıyla meslekten ihraç edildi.
Bir kere olsun, ‘sistem işledi’ diye düşündük.
Ama yanılmışız.
O.S. karara itiraz etti. Çanakkale İdare Mahkemesi’nde yürütmeyi durdurma davası açtı. Ve yürütmeyi durdurdu.
Göreve iade.
YÖK itiraz etti.
Ama adam şu an okulda.
Şimdi o fakültede okuyan kızlar ne yapacak?
“Bizi taciz eden bi öğretmenin dersine nasıl girebiliriz? Sicili bu kadar karanlık bi hoca nasıl geri iade edilebilir?” diye isyan ediyorlar.
Ben de aynı soruyu soruyorum.
Bir kadın şikayet ediyor.
Sonra bir tane daha.
Sonra 38 tane!
Şikayet etmenin bedelini kim ödüyor?
Şikayet eden.
O kızlar, o kampüste yaşamaya devam edecek. O koridorlarda yürüyecek.
O adamla aynı binada olacak.
Ve biz ona hala, “Korkma, şikayet et” diyoruz.
Hangi yüzle?