77’sinde yeni bir hayata başlamak…

7 Ağustos 2026

77 yaşında bi kadın, akşam köpeğini gezdirirken düşüyor. Ciddi bir şey yok, “tedbir” diyip check-up yaptırıyor.

O düşüş, hayatını kurtarıyor.

Eylül 2025: Akciğer kanseri.

Sol akciğerinin alt lobu alınıyor.

Semiramis Pekkan’dan bahsediyorum. Bloomberg HT’de Aslı Şafak’a anlattı, izlerken boğazım düğümlendi.

“Hastalığı bana misafir gelmiş, bi gün gidecekmiş gibi gördüm.”

Hastalığa “misafirdir” demek…

Kapıya “geçici” yazmak…

Bir de şunu söylüyor: “’Vah vah diyerek acıyan insanları yanımda tutmadım.”

Altını çizin…

Çünkü hastalıkta en yorucu şey bazen hastalık değil, etrafın o bakışı…

Ama beni asıl vuran cümle şu:

“Kortizon kullandığım dönemde yüzüm çok şişti, 6 kilo aldım. Ama her sabah kalkıp gözümün içini boyuyor, küpelerimi takıyor, salona öyle geçiyordum. Sonra düşüyordum ama olsun… Küpelerimle düşüyordum. Düşeceksek gözümüz boyalı düşelim.”

Küpelerimle düşüyordum!

Bu, kibir değil direniş.

“Beni bu hastalık tanımlamayacak” demenin en zarif hali.

Mart’ta kemoterapisi bitti. Ama “yendim” demiyor:

“Tedavim henüz bitmedi ama en ağır kısmı geride kaldı.”

Zafer ilan etmiyor, abartmıyor.

İyileşmek bi an değil, bi yol.

Peruklarına veda etmiş: “Saçlarımın doğal halini daha çok sevdim. Bir daha saçımı boyatmayacağım.”

Elbette çok tanınmış bir sanatçıydı zaten. Ama şimdi bambaşka bi kuşak da onu takip ediyor, son dönemin en müthiş, en tatlı fenomenlerinden, içerik üreticilerinden biri oldu.

Neden?

Filtre yok.

Yaşını saklamıyor, acısını süslemiyor, iyileşmesini abartmıyor.

Stil dediğimiz şey bu.

Kıyafet değil, duruş.

“Sevginin iyileştirici gücüne inanıyorum. Şimdi yeni bir hayata başlıyorum.”

77’sinde yeni bir hayat.

Geç değil yani!

Son bir şey: O teşhis, bi düşme sayesinde kondu. Check-up’ınızı erteliyorsanız, bu yazı size…

Lütfen ama lütfen ertelemeyin!

O kale sizin değil!

Yıllarca “kale” denilen o ilçeye girdi.

Kapıyı araladı, kazandı.

Kaçma şüphesi yok.

Delil karartma şüphesi yok.

Ama hapiste.

Sinem Dedetaş, Üsküdar Belediye Başkanı. Tutuklandı, sonra İçişleri Bakanlığı görevden uzaklaştırdı.

Dün onun yerine vekil seçildi.

Belediye Meclisi toplandı.

Dört tur.

CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya kazandı ancak meclis karıştı.

Ak partililerin itirazları, itiş kakış.

Sandığa itiraz eden bi siyasi gelenekten mi söz ediyoruz, yoksa sandığı kazandığında meşru, kaybettiğinde şaibeli bulan bi refleksten mi?

Çünkü Üsküdar’da bugün olan şey şu:

Seçilmiş başkan cezaevinde.

Yerine yine seçim yapıldı.

Yine aynı sonuç çıktı.

Bir kaleyi bir kez kaybedersiniz, olur.

İkinci kez kaybedince artık kale sizin değildir

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.