Denizli Buldan’da üç liseli kız, ortaokula giden bir kız çocuğunu bir çeşmenin başına götürüyor ve şiddet uyguluyor.
Gerekçe ne biliyor musunuz?
Aralarından biri hakkında “dedikodu yapmış.”
Önce saçlarını çeşmenin altında ıslatıyorlar.
Sonra yerde sürüklüyorlar.
Sonra yüzüne, başına vuruyorlar.
Ve beni asıl donduran kısım şu:
Bütün bunları bir arkadaşlarına telefonla kaydettiriyorlar.
Biri vuruyor, biri çekiyor, kimse durdurmuyor.
Bir çocuğun acısı, korkusu, aşağılanması, birilerinin telefonunda “içerik” oluyor.
Ailesi şikayetçi olmuş.
Üç kız gözaltına alınmış, ifadeleri alınıp serbest bırakılmış. Soruşturma başlamış.
Hukuk işini yapsın. Yapmalı da.
Ama mesele orada bitmiyor.
Bi çocuk, kendinden küçük bi çocuğu döverken neden bunun kayda alınmasını istiyor?
O videoyu kime göstermeyi, ne kazanmayı umuyor?
Korku salmayı mı? Güçlü görünmeyi mi? Arkadaşlarından alkış almayı mı?
Ve o telefonu tutan çocuk…
Neden “Yapmayın!” demiyor?
Neden yardım çağırmak yerine kayda devam ediyor?
Biz bu çocuklara ne öğretiyoruz?
Neyi normalleştiriyoruz?
Bir başkasının acısı karşısında durmayı, itiraz etmeyi, yardım istemeyi öğretebiliyor muyuz?
Akran zorbalığını hala “Çocuklar arasında olur böyle şeyler” diye geçiştiriyorsak, bu görüntüler hepimize ayna tutuyor.
Okullarda, evlerde, sofralarda konuşmamız gereken şey tam olarak bu.

Soma ismini duyunca içimiz hala bir tuhaf oluyor değil mi?
Ve yine Soma’dan bi haber…
Özel bi işletmeye ait maden ocağında göçük oldu belki denk gelmişsinizdir haberlerde… İşçiler çalışırken…
Yerin altında, ekmek parası için…
7 işçi göçüğün altında kaldı.
2’si kurtarıldı.
Halit Ersay ve Kerim Ören hayatını kaybetti.
Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya için bütün gece arama yapıldı.
Sabaha karşı üçünün de cansız bedenine ulaşıldı.
5 işçi.
5 aile.
5 ev.. ki.. artık bir kişi eksik…
Adalet Bakanı Akın Gürlek soruşturma başlatıldığını, 3 savcının görevlendirildiğini açıkladı.
Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan da, SGK’dan bi başmüfettiş atandığını söyledi.
Güzel.
Soruşturulsun tabii ki.
Ama şunu sormadan edemiyorum:
Bu ülkede madenciler neden hala işe giderken eve dönüp dönemeyeceklerini bilmiyor?
İsimlerini yazdım.
Çünkü onlar bir sayı değil.
Halit Ersay… Kerim Ören… Ramazan İnce… İsa Olcay… Ömer Karakaya.