Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran savaşının başından beri konuşulan “İstanbul yeni Dubai olsun” projesinin ayrıntılarını açıkladı. Altı adımda yabancı şirketlere ve zengin bireylere müthiş vergi muafiyetleri getirmeyi vaat etti. İşte 6 maddede yeni teşvikler.
Amerika ve İsrail’in 28 Şubat sabahı ortada bir provokasyon bile yokken İran’a savaş başlatması, İran’ın bu savaşta misilleme saldırılarını daha çok Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan gibi komşu ülkelere yöneltmesi, küresel ekonomide ciddi bir jeostratejik kaymaya neden oldu.
Savaş öncesinde, özellikle BAE, Katar ve Suudi Arabistan, yarattıkları “Güven” ve “Güvenli ülke” algısıyla, ayrıca yabancı şirket ve bireylere sağladıkları vergi avantajlarıyla küresel sermayenin duraklarından biri haline gelmiş, bu sayede doğan servis sektörü ve gayrımenkul sektörüyle de petrol ve doğal gaz gelirlerine yakın gelirler elde etmeye başlamıştı.
Ama savaş bu algıyı yaraladı, Küresel şirketler bu ülkelerdeki ofislerini boşaltmaya başladı, bireyler de gidemiyor. Özellikle BAE kentleri Dubai ve Abu Dabi’de emlak piyasası büyük ölçüde çöktü. Benzer şekilde turizm de bu ülkelerde ciddi zarar gördü.
Türkiye daha ilk günden itibaren İstanbul’u simgesel olarak Dubai’nin rakibi olarak konumlamak istedi ve dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan muazzam vergi teşvikleri için hazırlıklar başladı.
Yabancı şirket ve bireylere yönelik vergi teşvikleri ile yurt içinde ihracat yapan şirketlere getirilen yeni vergi teşvikleri çok çarpıcı. Ayrıca Türkleri yurt dışındaki paralarını Türkiye’ye geri getirmeleri için de yeni bir varlık barışı daha hazırlanıyor.
Altı temel adım içeren bu yeni teşvik düzeni özetle şöyle:

İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajları genişletiliyor.
İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyet kapsamında yurt dışından satın alınan malları Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satmalarından (Transit Ticaret) veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden sağladıkları kazanca uygulanmakta olan %50 indirim oranı, %100’e çıkarılıyor. Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan artık kurumlar vergisi alınmayacak.
Yapılacak diğer bir düzenleme ile de, İstanbul Finans Merkezi dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının %95’inin kurumlar vergisi matrahından indirilmesi öngörülüyor. Yani, transit ticaret faaliyetinden elde edilen kazancın %95’i kurumlar vergisinden indirilecek, kalan %5’i kurumlar vergisine tabi olacak. Bu şekilde, söz konusu teşvik ilk defa İstanbul Finans Merkezi dışına da uygulanacak, yerli firmaların yurt dışında transit ticaret yoluyla mal alıp satmaları da teşvik edilmiş olacak.
Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezleri ağırlıklı olarak Dubai’de bulunuyor. Savaş bu şirketleri oldukça olumsuz etkiledi. Bu şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini İstanbul Merkezine taşımaları için bazı bağışıklıklar tanınması ve teşvik edilmesi gerekiyor. İşte yapılacağı açıklanan yeni düzenlemelerle bu bağışıklıklar kendilerine sağlanıyor.
Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımalarını teşvik etmek için, bu şirketlerin İstanbul Finans Merkezi içinden yöneterek yapacakları yurt dışı operasyonlardan elde ettikleri kazançların yüzde 100’ü, bunun dışındakilerin ise yüzde 95’i 20 yıl boyunca kurumlar vergisine esas kurum kazancından indirilebilecek. Keza buralarda çalışan nitelikli çalışanlara belli şartlarla ücret istisnası getirilecek.
Kurumlar vergisi oranı; imalatçı – ihracatçılara % 9’a, sadece ihracatçılara ise % 14’e indiriliyor. Bu oran mevcut durumda 5 puan indirimle % 20 olarak uygulanıyordu.
Yurt dışında yaşayan ve son 3 yılda ülkemizde vergi mükellefi olmayan kişilerin paralarıyla birlikte ülkemize gelmeleri halinde, yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançlarından Türkiye’de 20 yıl boyunca vergi alınmayacak. Ancak, bunun istisna mı, muafiyet mi yoksa vergi indirimi şeklinde mi olacağı tam olarak net değil. Bunlar sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirleri üzerinden vergilendirilecekler.
Ayrıca, Türkiye’de bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisi %1 olarak uygulanacak. Normalde bu oran yüzde 1-10 arasında değişiyor. Yani parasını çocuğuna veya akrabalarına daha şimdiden vermek isteyenler, bunu sadece yüzde 1 vergi ödeyerek yapabilecek.
Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, yazılım ve tasarım vb. faaliyetlerden elde ettikleri kazanca uygulanmakta olan %80 indirim oranı, %100’e çıkarılıyor. Yani, bu gelir ve kazançlardan vergi alınmayacak.
Yeni bir Varlık Barışı düzenlemesi daha geliyor. Yurt dışında bulunan para, ve menkul kıymetlerin belirli bir süre içinde düşük bir vergiyle (%2-3) Türkiye’ye getirilmesi öngörülüyor. Bu şekilde belirtilen varlıkları Türkiye’ye getirenlere, bildirilen veya beyan edilen varlıklarla sınırlı olarak hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak.
Bunun kambiyo, gümrük ve bankacılık mevzuatı yönlerinden de desteklenmesi gerekiyor.
Bu teşviklerin yanısıra Cumhurbaşkanı Erdoğan çerçevesi biraz daha muğlak bir yedinci madde daha açıkladı. O madde de Türkiye’deki startup eko sistemine ilişkin.
Erdoğan, “Atacağımız bir diğer stratejik adım, Türkiye’yi startup ve girişim sermayesi ekosisteminde bölgesel bir çekim merkezine dönüştürmektir. Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getiriyoruz. Çalışanlar için hisse opsiyonu teşviklerini daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturuyoruz. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmalarını sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Ayrıca, Terminal İstanbul Projesi’nin ilk aşamasını devreye alarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturuyoruz. Son olarak ülkemiz için stratejik önem taşıyan büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar için öngörülebilirliği pekiştirecek adımları hayata geçiriyoruz. Yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlayacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cuma günü İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı’nın Dolmabahçe’deki binalarında yaptığı toplantıda bu teşvikleri açıklarken yaptığı konuşmada ilginç bir görüş dile getirdi.
“Artık ne bölgemiz ne de dünya eskiye dönebilir. Böylesine büyük bir sarsıntının sebep olduğu kırılmaların yansımaları zaman geçtikçe daha net görülecektir” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye, son yılların en büyük güvenlik krizini başarıyla yöneterek bölgesinin istikrar adası olduğunu bir kere daha teyit ve tescil etmiştir. Global ekonomik düzeni ve değer zincirlerini yeniden şekillendiren bu savaş, ülkemizi küresel ekonomik istikrarın kilit taşı haline getirmiştir. Yıllardır Türkiye’yi doğu-batı ve kuzey-güney arasında bir köprü olarak tarif eden tanımların yetersizliği yine bu süreçte görülmüştür. Ortaya çıktı ki ülkemiz salt bir köprü veya enerji koridoru değil bölgedeki enerji ve ticaret koridorlarının vazgeçilmez üssüdür. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim bir gerçeğin altını tekrar çiziyorum. Türkiye, kabuk değiştiren ve çok kutupluluğa doğru evrilen dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya en güçlü namzettir. Bunu hem biz görüyoruz hem de dost, komşu ve rakiplerimiz görüyor. Ülkemizi yeni döneme hazırlayacak stratejileri şimdiden planlıyor, altyapısını kuruyor, en küçük bir boşluk bırakmıyoruz.”
Genel çerçevesini çizdikleri hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemelerin detaylarını ekonomi yönetiminin iş dünyası ve yatırımcılarla paylaşacağını, ardından süratle yasalaştırılacağını belirten Erdoğan, “Şunu burada sizlerin ve tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Allah’ın izniyle Türkiye’nin önü de ufku da yolu da açıktır. Dönemsel sıkıntılar, dış şartlardan kaynaklı dalgalanmalar elbette olabilir. Küresel ekonomiyi etkileyen fırtınaların, esintilerin bize de gelmesini gayet doğal karşılamak gerekir. Fakat öncekilerle karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisi daha büyük şokları absorbe edecek güce, kapasiteye ve mukavemete hamdolsun kavuşmuştur.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 23 yılda küresel ve bölgesel krizlerden alınlarının akıyla çıktıklarını, darbe girişimleri dahil nice badirenin üstesinden başarıyla geldiklerini ve tüm karamsar senaryolara, karalama kampanyalarına rağmen 238 milyar dolarlık ekonomiden bugün 1,6 trilyon dolarlık ekonomiye ulaştıklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şunu küresel ekonomiyi ve siyaseti takip eden herkes çok net görüyor. Dünya nasıl aynı dünya, bölgemiz nasıl aynı bölge değilse, Türkiye de artık eski Türkiye değil. Ekonomisiyle savunma sanayisiyle askeri kapasitesiyle ulaştırma, enerji, sağlık altyapısıyla beşeri sermayesi ve diplomatik imkanlarıyla bugün çok farklı, çok güçlü bir Türkiye var. Bugün, sözünü çekinmeden söyleyen, kimseden icazet almadan kendi milli politikalarını uygulayan itibarlı, kudretli, kuvvetli bir Türkiye var. Bugün bölgesinde ve dünyada yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği var. İnşallah her alanda çok daha iyi olacağız, daha iyi yerlere geleceğiz. 23 yıllık emeğimizin, 23 yıllık mücadelemizin meyvelerini bundan sonra daha fazla toplayacağız.”