Özgür Özel: Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz, seçeneksiz bırakmanın çabası içinde

CHP'nin istinaf mahkemesi tarafından görevinden alınan genel başkanı Özgür Özel, karara direneceklerini, önce Yargıtaya ve YSK'ya başvuracaklarını söyledi, Kemal Kılıçdaroğlu için "Daha önce şanla şerefle seçildiği CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem" dedi.

Siyaset 22 Mayıs 2026

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, bu mahkeme kararına karşı partisinin nasıl bir yol izleyeceğini anlattı.

Özgür Özel’in perşembe akşamı yaptığı açıklamaların geniş özeti şöyle:

-2023’te Türkiye’yi cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya, çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi. Bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi. Millet o gün, o günlerde yaptığım bir tanımlamayla partimizden siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı.

-Emekliler örneğin öğretmen evine çıkmamaya, kahvede buluşmamaya, otursalar da konuşmamaya, yolda giderken yerde gazoz kapağına gençler tekme atmaya. Herkes bir yoldan ‘mümkünse yurtdışına gideceğim’ demeye başlamıştı. CHP bir özeleştiri yapmaya başlamıştı. Anketler yüzde 12-13, protesto oylar yüzde 40’ları göstermekteydi.

-Bu duygu durumu içinde biz ‘CHP değişmelidir’ dedik. Bu sözlerimiz tepki görünce görevi üstlendik. Yola çıktığımızda aday olacak imzayı dahi toplayamayacağımızı, mevcud delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler.

-Bütün il kongrelerini gezdik. Kazanırsak nasıl yöneteceğimizi, ne hedeflediğimizi açık açık paylaştık. Dediler ki ‘bu delegeyi ikna edemezsiniz’. Dedik ki ‘Onu berberi, asansörde ünversite genci, oğlu, torunu ikna edecek’. Eşi yanına yolluk koyarken ‘değişim olmazsa gelme, gönül koyarım’ diyecek. Ben delegelerimizi buraya çağırırken ‘en güvendiğinizle konuşun öyle gelin’ dedim.

-Kurultay salonunun en beklenmedik, en organik, en etkileyici sesini siz de hatırlıyorsunuz ben de hatırlıyorum. O koca salon, aşağıda yerini almış delegeye saatlerce ‘delege sokağın sesini dinle’ diye bağrıldı. O delege kabine girdi. Vicdanının, evladının, berberinin, sokağın sesini dinledi. Delege değişime karar verdi.

-Hiç huyumuz, haddimiz değildir, şu kadar kibir yapmadık. Galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik.

-O günlerde şunu söylüyorlardı ‘Sana devlet geldi mi?’ ‘Devlet dediğin binadır’ dedim. ‘İzin aldın mı’ dediler. Biz müesses nizamın çomağına orada sopayı soktuk. Kimsenin onayını almadan değişebileceğini, Türkiye Cumhuriyetinde bir siyasi parti genel başkanını yarışla değiştirebileceğini Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik. 

-Biz onay vermeden, bizden onay almadan değişim olmaz diyenler o gece CHP’ye ve güçlü siyasal partiler geleneğimize savaşa açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da gördük.

-Önümüzde vakit yoktu. 4 ay vardı. Sözümüz vardı. Ecevit 70’lerde girdiği dört seçimden bu partiyi birinci çıkardı, biz de yapmazsak bu işi bırakacağız demiştik. Büyük özgüvenle yerel seçimlerde adayları belirledik, ittifak aradık. Kötü ses işittik asla cevap vermedik. Sevene sevmeyene can sağlığı diledik, önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını gösterdik.

-1 Nisan’da felaket, kayıp bekleyenler, 1 Nisan’dan sonra orada oturamaz diyenler 1 Nisan akşamı ekranlarda, TRT ekranlarında, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir siyasi partiye nasip olmayan en büyük başarısını gördüler.

-O müesses nizamın, AK Parti’nin kara düzeninin, yoksulu daha yoksul, işsizi işsiz yapan, emeği sömüren bizim sahip çıkacaklarımızı kaybettirip, sahip çıktıklarına daha çok kazandıran AK Parti’nin kara düzenine esas çomağı da orada soktuk.

-Bizim suçumuz 47 yıl sonra partiyi 1. parti yapmak, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek. Suçumuz bu bizim? Bizim suçumuz emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, esnafların, gençlerin umudu olmak. Bugün bu suçun cezası kesilen kadrolar ve bedel ödemesi gerektiren bu partiden uzaklaştırılmaya çalışılan kadrolar delege tarafından sokağın sesini dinleyerek ‘ya bu sefer bunlar kazanabilir galiba’ duygusunun hatırına göreve getirilmiş olan ve kaybetmeyi kabul etmeyen, bundan sonra kaybetmeyeceğimiz diyen kadrolar. Bizim suçumuz, günahımız bu.

-Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesi. Adalet ve Kalkınma Partisi, milli irade derken, kendileri içinde yarışlı seçimler yapmıyor. Biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerle bir ettiler.

-Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizama itiraz edenlerin zaferiyle hiçbir zaman barışamadılar, hazmedemediler. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler.

-Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart’ta sivil darbeye kalkıştı. 25, 5 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu.

-Bize ‘Ekrem’i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara’ya dön, partinin başında otur’ diyorlar… Oturmayacağım o koltukta. Oturmayacağım koltuk mutlu, mesut, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum.

-Ben partimin cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak için mücadele ediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum.

-Sarayın icazeteyle o koltukta oturmam, oturmam. Bugün geldiğimiz aşamada kazanma suçuna ilave eden kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı olarak belirleme. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim, Ekrem’e sırtımı dönseydim, benden iyisi yoktu.

-20 bin lira emekli maaşına mahkum edilenlerin 1,5 asgari ücret emekli maaşını almasını, emekli maaşının 39 bin lira olmasını savunanlar bu hayallerinden vazgeçseler, maaşlarını alıp bu koltuklarda oturabilirler, yaşımız müsait. Rejim bana 30 sene bu koltukta oturmayı teklif ediyor.

-Bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet koltuğunun tadını çıkaran genel başkanlara değil, bu milletin sorunlarını çözecek genel başkana ihtiyacı var.

-Net söylüyorum; mesele ne Özgür Özel ne de değişim kurultayının göreve getirdiği her birimizin şahsi meselesidir. Her türlü kirli teklife hayır diyerek doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik. Bu mesele bizim değil milletin meselesidir.

-Bu savaş millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil millete yapılmıştır. 19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayına 20 Mayıs’ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Mesele bu darbeye teslim olup olmama meselesidir. 86 milyondur bunun mağduru.

-19 Mart darbesinin kaybının enflasyonu nasıl tırmandığını herkes konuşurken bugün karar yarın piyasalar kapanacakken, bir grubun endişeli grubun Erdoğan’a koşup, yapmayalım, etmeyelim, aman ha diyerek, eyvah iptal ederlerse diye bugünden kararı yükletenlerin resmi rakamlara göre bugün verdiği zarar 10 milyar dolardır.

-Yarım saatte borsada yüzde 8,5 düşüşle yakılan rezerv 10 milyar dolardır. Vadeli işlemler piyasasında tüm hisse senetleri için satıcı vardır, alıcı vardır. Yakılacak her rezerv milletin gelecekte daha pahalıya, et, süt, ekmek alması ve artık alamaması sonucunu doğuracak.

-Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz, seçeneksiz bırakmanın çabası içindedir. CHP bugün kendisini savunmak peşinde değildir, kendisini savunma peşinde değildir. Bu imkanlar vardı hepsini elimizin tersiyle ittik. CHP, demokrasiyi, sandığa umut bağlamış bu milletin bütün evlatlarını savunmak durumundadır.

-Siyasi partileri ayakta tutan üyeleri, delegeleri ve kurultaylarıdır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku, itiraz süreleri vardır. Seçim hukuku dışında başka mahkemelerin bu işlere karışması YSK’yı yok saymaktır. Artık hiçbir siyasinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir. 1. Asliye Hukuk mahkemesini ayarlayanın istediğini indirme istediğini bindirme yetkisini tanımlanmaya çalışılmaktadır.

-Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılması da içerecek şekilde Yargıtay’a yaptık. YSK’nin bize vermiş olduğu, İstanbul’daki kayyım kararlarının üstüne, defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu kongre sonucunda verdiği mazbataya sahip çıkması için YSK’ye başvuracağız.

-YSK’ye yaptığımız başvuru, Yargıtay’a tedbirin durdurulmasına yönelik yaptığımız başvuruların en acil, en hızlı şekilde ele alınarak YSK’nin Anayasa 79. maddede kendisine münhasır tanınan görev-sorumluluk alanına sahip çıkmasını, kendisine sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz.

-Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz.

-Bu gece Türkiye demokrasi açısından kara gündür. Bu gece matem gecesi olmaktan umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Bir yanda butlana toplumda verilmeyen destek. Boş bir sokak, telaşlı muhterisler, çarpık, çurpuk açıklamalar, bir tarafta partisine, demokrasisine sahip çıkanlar.

-Şu ana kadar hukuksuz karara istisnasız tepki gösteren tüm siyasi partilerin tamamı telefon açtı genel başkanların. Sosyal medya paylaşımları, bütün programlar kesildi MYK’ları toplantıya çağrıldı. Diğer siyasiler CHP’ye sahip çıkmaya koşmuyor, kendilerinin de içinde bulunduğu demokratik rekabet zeminine karşı çıkıyorlar.

-Bir bakan tarafından savunulup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiş iştir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yarın kendileri için, gelecekleri için, kendilerini de yok edecek insan, demokrasi, siyasetçiyi yiyen yamyam virüse karşı tedbir almaları çok kıymetlidir. O virüs muhalefeti yiyince doymaz.

-Biz bir ormanda yaşıyoruz. Bizim ağaç yanarsa orman yanar. Şimdi gelinen nokta, savrulunulan nokta değerlidir.

-Muhalefet sınıfı geçmemiştir, tarihe geçmiştir. Türkiye’de onlarca baronun peşi sıra yaptıkları açıklamalar kıymetlidir. Sendika, meslek örgütleri, sivil toplum örgütlerinin yaptıkları açıklamalar bu geceyi umut gecesine dönüştürmüştür.

-CHP’nin bu darbeye karşı hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Bütün paydaşlarla tartışılacak; ama herkes şunu bilecek ne CHP ne Türkiye bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. 

-Yoğun bir toplantı, sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Dönüp de ne konuşacağız? Daha bugün ‘de ‘Butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız’ diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha önce şanla şerefle seçildiği, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefonu açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa, ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş genel başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir.

-Ben genel merkezdeyim. Arkadaşlarımız genel merkezde. Buradan sonra gecesi ve gündüzüyle genel merkezdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane’ye sahip çıktıysa buraya sahip çıkacağız. Bizi buraya delegeler oturttu, ancak onlar kaldırabilir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.