İstinaf mahkemesinin hukukta olmayan bir yetkiyi kullanmasına karşı Özgür Özel ve CHP, gerçekte tek yetkili olan Yüksek Seçim Kurulu’na başvurabilir veya mahkeme kararını kabul edip Kemal Kılıçdaroğlu ile uzlaşmaya ve partiyi kısa sürede yeniden kongreye götürmeye karar verebilir.
Türkiye’de siyasi partilerin tabi olacağı hukuk Siyasi Partiler Kanunu. Ve bu kanun da, partilerin her düzeydeki kongrelerinin Yüksek Seçim Kurulu denetiminde yapılacağını, kongre sonuçlarının YSK’nın kararı sonrası tescil edilip geçerli olacağını emrediyor.
Ama Ankara’da bir istinaf mahkemesi bu kuralları hiçe sayarak kendini parti kongrelerini denetlemeye, son uçlarını tescil etmeye veya yürürlükten kaldırmaya yetkili ilan etti, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili perşembe günü bir karar ilan etti.
Kararda istinaf, CHP’nin 2023 yılı Kasım ayında yapılan kurultayında “Delege iradesinin sakatlandığını” iddia ediyor ve CHP delegelerinin o kurultayda yaptığı seçimi iptal ediyor (mutlak butan).
Böylece o kurultayda seçimi kaybedip parti yönetiminden uzaklaşmak zorunda kalan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisini yeniden göreve getiriyor. Sadece bu da değil, o kurultayda ve onu izleyen biri olağanüstü diğeri olağan iki kurultayda alınan bütün kararları da “yok hükmünde” sayıyor; 2023 Kasım ayından beri CHP Genel Merkezinin ve disiplin Kurullarının aldığı bütün kararları ortadan kaldırıyor.
Bu yeni ve görülmedik durum, aslında CHP’nin bir süredir yaşamak zorunda kaldığı bir başka yetkisiz mahkeme kararının ölçeğinin çok daha büyümüş hali.
İstanbul’da da bir Asliye Hukuk mahkemesi CHP’nin İstanbul Kongresini benzer şekilde “yok hükmünde” saydı ve mevcut CHP yönetiminin yerine bir kayyum heyeti görevlendirdi. CHP İstanbul’da bu mahkeme kararına karşı YSK’dan kararlar aldırttı, YSK gayet net biçimde CHP’nin İstanbul’da önce mevcut delegelerle olağan kongre yapmasına (mahkemenin itirazına rağmen) izin verdi, ardından aynı CHP bir de olağan kongre yaptı ve İstanbul yönetimini belirledi. Ama mahkeme kayyum kararını hiç kaldırmadı. Yani İstanbul’da zaten bir süreden beri devam eden ikili bir CHP yönetimi var.
Nitekim Ankara’daki istinaf mahkemesi perşembe günkü kararında İstanbul’daki kayyumlarla ilgili de bir karar aldı ve mevcut kayyum Gürsel Tekin’in yerine başka bir ismi görevlendirdi. Ankara’daki istinafın İstanbul’daki istinaf mahkemesi yerine geçip karar almasının ne kadar hukuki olduğu da tartışmalı. Çoğu hukukçuya göre zaten yapılanların tamamı yetki gaspı.
Ortaya çıkan bu durum, düne kadar ‘CHP Genel Başkanı’ sıfatını tartışmasız biçimde kullanan Özgür Özel’i iki dar seçenekle baş başa bırakıyor:
Seçeneklerden birincisi, ki Özgür Özel Perşembe akşamı yaptığı konuşmada bu yolu izleyeceğini açıkça söyledi, Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmak ve oraya hangi CHP yönetiminin yetkili olduğuna dair net bir cevap vermesini istemek.
YSK geçmişte, yani CHP İstanbul il yönetimiyle ilgili tartışmalarda, seçim hukukuna ve Siyasi Partiler Kanununa sahip çıkmasına rağmen bir mahkemenin kararıyla tartışmayı, kendini o mahkemenin sanki itiraz merciiymiş gibi konumlamayı reddetti. Yani CHP lehine karar alırken bir mahkemenin aldığı (yetkisiz de olsa) kararı ortadan kaldırmaya yönelik bir karar almadı.
Şimdi de, YSK Özgür Özel yönetiminin meşru olduğunu, son olağan kongrenin meşru olduğunu söylese dahi istinafın Kemal Kılıçdaroğlu’nu partinin başına getiren kararı yerinde duracak ve belki de İstanbul’da yaşandığı gibi ikili bir CHP genel merkezi ortaya çıkabilecek.
Kaldı ki YSK’nın Özgür Özel yönetiminin meşru olduğuna dair karar vermesi de zaten garanti değil. Çünkü aradan geçen zamanda o eski kararları alan YSK’nın görev süresi sona erdi, yerine yep yeni bir YSK heyeti geldi.
Özgür Özel ve CHP yönetiminin önündeki ikinci seçenek, mahkeme kararına direnmek, “Kararı tanımıyoruz” demek. Ama bu gerçekte bir seçenek değil. Gemişte nasıl polis zoruyla mahkeme tarafından atanan kayyım olan Gürsel Tekin’in CHP il binasına girmesi sağlandıysa bu kez de Kemal Kılıçdaroğlu’nun polis marifetiyle CHP Genel Merkezine gelip makama oturması sağlanabilir. Nitekim böyle olacağına dair işaretler daha ilk günden ortaya çıktı; polis şimdiden CHP Genel Merkezini ablukaya almış durumda.
Zaten iktidar yanlısı gazetelerde Özgür Özel’den de artık “CHP Genel Başkanı” olarak değil, “CHP Manisa Milletvekili” olarak söz ediliyor. (Örneğin Hürriyet gazetesinin haberi.)
Mahkeme kararına direniş yerine “orta yol” önerenler var. Bunların başında iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin lideri Devlet Bahçeli geliyor. Bu öneriye göre mevcut CHP yönetimi “mahkeme kararını tanımamak” yerine mahkeme tarafından göreve atanan Kemal Kılıçdaroğlu ile uzlaşma yoluna gidebilir ve Kılıçdaroğlu’ndan partiyi bir an önce kurultaya götürmesini isteyebilir. Bahçeli açık açık söylemiyor ama açıklamasından şu anlaşılıyor: MHP liderine göre de Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığı o kadar da meşru değil, normal de değil.
Aslında ilk seçenekte de, ikinci seçenekte de yol, CHP’nin yönetiminin bir kez daha partinin esas sahibi olan CHP üyelerinden yönetme meşruiyeti istemesinden, yani partinin bir kez daha kurultaya gitmesinden geçiyor.
Bunu perşembe günü Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da öneriyor, ki eninde sonunda olacak olan yol bu zaten.
CHP aslında bu yoldan geçti, geçen yıl bütün beldelerde, ardından ilçeler ve illerde kongrelerini yaptı, sonra da Ankara’da kurultayını gerçekleştirdi. Ama bu mahkeme kararı partiyi bir kez daha aynı yola girmek zorunda bırakıyor olabilir.
Burada da sorun, CHP’nin buna zamanı olup olmadığı. Çünkü bu dönemde CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi kurultay için karar alsa dahi Tayyip Erdoğan iktidarı Meclis’te bir erken baskın seçim kararı alabilir ve CHP bu seçime yönetim karmaşası içinde, belki kurultayını da yapamadan girmek zorunda kalabilir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir “orta yol”a yanaşmaması, partiyi tek başına kendisinin seçime götürmek istemesi halinde Özgür Özel ve arkadaşlarının yeni bir parti kurmak gibi çok uç bir seçeneği daha var ama henüz böyle ihtimalleri dile getiren olmadı.
Özgür Özel ve arkadaşları önce CHP içinde, parti yönetimini teslim etmemek için direnecek gibi duruyorlar. Özgür Özel’inb perşembe akşamı kendisini arayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun telefonuna çıkmaması, bu direnişin ne denli sert olacağını gösteriyor. Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nu “Ben mahkeme kararıyla gelmem, hemen kurultay yapılmadı” demeye zorlamaya çalışıyor.