DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Trump yine dijital hizmet vergilerinin peşinde

Dijital hizmet vergileri, ideal bir çözüm oldukları için değil, dijital ekonominin hakkaniyetli biçimde vergilendirilmesine yönelik uluslararası uzlaşma ABD’nin izlediği politika nedeniyle sürekli sekteye uğradığı için hâlâ hayatımızda.

10 Temmuz 2026
Trump'ın temel iddiası değişmedi: Dijital hizmet vergileri Amerikan teknoloji şirketlerini hedef alıyor. Gerçekten de bugün bu vergilerden en fazla Google, Meta, Amazon veya Apple gibi Amerikan şirketleri etkileniyor. Ancak bunun nedeni verginin “milliyete” göre tasarlanmış olması değil; küresel dijital ekonomide baskın oyuncuların büyük ölçüde Amerikan şirketleri olması.

Donald Trump, Temmuz 2019’da Fransa’nın dijital hizmet vergisini hedef alan paylaşımında şöyle diyordu: “Fransa, büyük Amerikan teknoloji şirketlerimize dijital vergi getirdi. Onları vergilendirecek biri varsa, bu kendi ülkeleri olan Amerika Birleşik Devletleri olmalıdır.” Trump, paylaşımının devamında Fransa’ya karşı misillemede bulunacaklarını da ilan etmişti.

Aradan yedi yıl geçti. Trump yine benzer mesajlarla gündemde. Hedef yalnızca Fransa değil; Amerikan teknoloji şirketlerine dijital hizmet vergisi uygulayan bütün ülkeler. Mesaj açık: Böyle bir vergi uygulanırsa karşılığında yüzde 100 gümrük vergisi gelebilir.

Aynı tartışma neden yeniden gündemde?

2019’da OECD’nin dijital ekonominin vergilendirilmesine ilişkin Birinci Sütun (Pillar One) reformunun kısa süre içinde yürürlüğe gireceği düşünülüyordu. Dijital hizmet vergileri birçok ülke tarafından geçici bir çözüm olarak görülüyordu.

Bugün ise tablo tamamen değişti. ABD’nin ısrarla uzlaşmaya yanaşmaması nedeniyle Pillar One yıllardır ilerleyemiyor. Bu nedenle, dijital hizmet vergileri dünyanın birçok ülkesinde vergi sisteminin kalıcı unsurlarından biri hâline geldi.

Aynı yöntem, aynı sonuç mu?

Trump’ın gümrük vergisi misillemesi daha önce işe yaramış mıydı? Hatırlayalım.

İlk başkanlığı döneminde ABD, Fransa’nın dijital hizmet vergisini Amerikan teknoloji şirketlerini hedef alan ayrımcı bir vergi olarak değerlendirmişti. Bunun üzerine Fransız ürünlerine yüksek gümrük vergileri uygulanması gündeme geldi. Şampanyadan peynire, kozmetikten lüks tüketim ürünlerine kadar uzanan uzun listeler hazırlandı.

Ancak bütün bu sert söylemlere rağmen, Fransa dijital hizmet vergisini kaldırmadı.

Misillemenin faturası kime çıktı?

İşin ilginç tarafı burada başlıyor.

Michigan Üniversitesi’nden araştırmacıların yaptığı ampirik çalışma, bu misilleme tarifelerinin etkisini ayrıntılı biçimde inceliyor. Sonuç oldukça dikkat çekici.

Fransa dijital hizmet vergisini korudu. Buna karşılık ek gümrük vergilerinin maliyetinin büyük bölümünü Fransız devleti değil, Fransız ürünlerini ithal eden Amerikalı şirketler üstlendi. Bu maliyetin önemli bir bölümü de daha yüksek fiyatlar yoluyla Amerikalı tüketicilere yansıdı.

Araştırmacıların ifadesiyle ABD yönetimi, teknoloji devlerini korumaya çalışırken kendi ithalatçılarını adeta “feda edilen şirketler” hâline getirdi.

Bu sonuç aslında şaşırıtıcı değil. Gümrük vergileri çoğu zaman yabancı üreticiden önce ithalatçı ülkenin şirketlerini ve tüketicilerini etkiliyor. Vergiyi ithalatçı ödüyor; verginin maliyeti ise zamanla raf fiyatlarına ve üretim zincirine yansıyor.

Dijital hizmet vergileri gerçekten Amerikan şirketlerini mi hedef alıyor?

Trump’ın temel iddiası değişmedi: Dijital hizmet vergileri Amerikan teknoloji şirketlerini hedef alıyor.

Gerçekten de bugün bu vergilerden en fazla Google, Meta, Amazon veya Apple gibi Amerikan şirketleri etkileniyor.

Ancak bunun nedeni verginin “milliyete” göre tasarlanmış olması değil; küresel dijital ekonomide baskın oyuncuların büyük ölçüde Amerikan şirketleri olması. Yarın başka ülkelerde yerleşik şirketler de benzer küresel pazar gücüne ulaşırsa aynı dijital hizmet vergilerine onlar da tâbi olacak. Sorun şirketlerin “pasaportu” değil, faaliyetlerinin niteliği.

Bu nedenle dijital hizmet vergilerini yalnızca “Amerikan şirketlerine karşı geliştirilmiş vergiler” olarak nitelendirmek hatalı.

Gelinen noktada asıl hatırlanması gereken şu: Dijital hizmet vergileri, ideal bir çözüm oldukları için değil, dijital ekonominin hakkaniyetli biçimde vergilendirilmesine yönelik uluslararası uzlaşma ABD’nin izlediği politika nedeniyle sürekli sekteye uğradığı için hâlâ hayatımızda.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.