29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun

29 Ekim 2026

Ah be Atam… Şöyle otursan, biz de yanına ilişsek… Sesini duysak, anlatsan, dinlesekk… Sana söylemek istediğimiz o kadar çok şey var ki…

Şu görüntü bile içimi sıcacık yaptı. Sonra da burnumun direğini sızlattı…

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Ayse Arman (@armanayse)’in paylaştığı bir gönderi

Seninle fiziken hiç tanışmadık ama fikirlerinle büyüdük, açtığın yolda yürüdük. Seni çok özlüyoruz. Her geçen yıl daha fazla…

Bize bıraktığın Cumhuriyet’e, açtığın yola, verdiğin cesarete minnetle… Seni çok ama çok seviyoruz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

“Cumhuriyet her gün.”

Bu mesaja bayıldım.

Bu 3 kelime ne kadar çok şey anlatıyor…

Tam da bugünlerde duymaya, hatırlamaya, birbirimize hatırlatmaya o kadar ihtiyacımız var ki…

Hepimizin Cumhuriyet’le kurduğu bağ başka…

Kimimiz için özgürlük, kimimiz için eşitlik, kimimiz için okuyabilmek, çalışabilmek, kendi hayatına karar verebilmek…

Bir kadın olarak benim için bütün bunlar var.

Hatta daha da fazlası…

Bugün bu kadın olmamı Cumhuriyet’e borçluyum ben.

Ve istiyorum ki bütün kız çocukları, bütün çocuklar; hayallerinin peşinden özgürce gidebilsin. Kendilerine inansın, kendi yollarını seçebilsin. Cumhuriyet’in açtığı yolda, umutla yürüsün…

Hepimizin Cumhuriyet’i anlatmaya başka bi yerden başlaması ne güzel… Birbirimizin hikayesini duymaya, anlamaya ve aynı Cumhuriyet’in içinde hepimize yer olduğunu hissetmeye ihtiyacımız var.

Cumhuriyet’i 29 Ekim’de gururla kutluyoruz. Ama onu her gün yaşatmak da bizim elimizde… Hayatımızda, yaptığımız işte, birbirimize davranışımızda…

Tebrikler Sabancı!

Cumhuriyet’i yaşatan, değerlerini geleceğe taşıyan bütün kurumlara kocaman bir alkış.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Ayse Arman (@armanayse)’in paylaştığı bir gönderi

“Hayal kurmayacaksak biz bu Cumhuriyeti neden kurduk!”

Ah, ne şahane bir film bu.

Gözlerim dolu dolu izledim.

“Hayal kurmayacaksak biz bu Cumhuriyeti neden kurduk!”

Cumhuriyet’in bir kadının hayatında ne demek olduğunu, açtığı yolu, verdiği cesareti çok güzel anlatmışlar.

Bu hikayede aslında hepimizin hikayesi var…

İzlerken boğazım düğümlendi. Cumhuriyet’e, bize kazandırdıklarına, hayatlarımızı değiştiren o büyük iradeye bir kez daha minnet duydum.

Fiba’nın ve emeği geçen herkesin eline, kalbine sağlık.

İyi ki Cumhuriyet!

İyi ki Atatürk!

Bazı haberler okunmuyor, insanın üstüne çöküyor

Dokuz gün önce Cem Akaş’ın, 19 yaşındaki oğlu Can’ı kaybettiğini öğrenmiştik. Milano’da tasarım okuyacaktı. Domus Academy’den kabulünü almıştı.

Bavullar hazırlanırken…. gitti.

Bugün de Cem Akaş’ı kaybettik.

58 yaşındaydı.

Yıllardır kanserle mücadele ediyordu.

Biliyorum, tıbbın bir açıklaması var.

Hastalığın kendi seyri var.

Ama bir babanın oğlunu toprağa verdikten dokuz gün sonra onun yanına gitmesini başka türlü okumak çok zor.

Oğlunun ardından konuşurken kendini suçluyordu: “Elektronik sigara denen mereti daha ciddiye almış olsaydım, şu anda hayattaydı.”

Ne ağır bir cümle.

Hiçbir baba bunu taşımak zorunda kalmamalı.

Cem Akaş yazardı, editördü, çevirmendi.

Can Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeniydi. Okuduğumuz nice kitabın arkasında onun emeği vardı.

Ve şimdi aklım Esra Özdoğan’da. On gün içinde hem oğlunu hem hayat arkadaşını kaybetti. Buna nasıl dayanılır, bilmiyorum. Sabırların en büyüğünü diliyorum.

Esra’ya güç, Can Yayınları ailesine ve bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.