Konya. Karatay. Kocatepe İlkokulu.
2. sınıf. Ders başlamış. Çocuklar sıralarında. Öğretmen yok.
Kapı açılıyor.
İçeri bir anne, bir baba, bir de babaanne giriyor.
“Rehberlik görüşmesine geldik” diyorlar.
Kapıyı kapatıyorlar.
Ve o anda…
Sınıf, sınıf olmaktan çıkıyor.
Kendi çocuklarıyla sorun yaşadığı söylenen 8 yaşındaki Huzeyfe’yi sınıfın ortasında dövmeye başlıyorlar.
İnanabiliyor musunuz?
Sekiz yaşında.
Altını çiziyorum: Sekiz.
Saçından tutup sıraların arasında sürüklüyorlar.
Yüzüne vuruyorlar.
Ensesine indiriyorlar.
Yere düşürüp tekmeliyorlar.
Küçücük bir çocuk.
Kendi sınıfında.
Arkadaşlarının gözünün önünde.
Peki diğer çocuklar?
Onlara dönüp şunu söylüyorlar:
“Sesinizi çıkarırsanız, sizi polise şikâyet ederiz.”
Yedi-sekiz yaşındaki çocuklara tehdit.
Çocuklar donuyor.
Ağlıyorlar ama ses çıkaramıyorlar.
Sonra ancak evde anlatabiliyorlar yaşadıklarını.
Ama bitmiyor.
Aynı sınıfta bir kız çocuğu daha var, S.M.S.
Onun da saçını çekiyorlar, tokatlıyorlar.
Gözünün çevresi darbe alıyor.
Şimdi soruyorum:
Bu nedir?
Öfke mi?
Cehalet mi?
Yoksa düpedüz vahşet mi?
Bir kişi bile mi “Biz ne yapıyoruz?” demez…
Biri bile mi durmaz…
Bence esas ürkütücü olan şu:
Bu, bir anlık kontrol kaybı değil.
Bu, birlikte yapılmış bir şiddet.
Ailece.
Ve insanın içini en çok acıtan soru:
Böyle bir evde büyüyen bi çocuktan biz ne bekliyoruz?
1 Mayıs 2026 - Böyle bir evden çıkan çocuktan biz ne bekliyoruz?
29 Nisan 2026 - Esra Işık’ın adını unutmayın!
28 Nisan 2026 - 19 yaşındaki İbrahim’e ağıt: Böyle ölümler kader değil!
26 Nisan 2026 - Menopoz bir kadın hakkı konusudur!
25 Nisan 2026 - Bu fotoğrafı beş yıl boyunca kimse görmedi mi?