Bu ülkede bir yerlerde hep fena bir şeyler oluyor

16 Ağustos 2026

15 yaşında.

Temizliğe gitti.

Yevmiye karşılığı.

Yani ekmek parası için.

Kocaeli’de, 7 Temmuz’da, bi kız çocuğu çalışmaya gitti ve o evden aynı çocuk olarak çıkamadı.

Polis tutanağında ne yazıyor, biliyor musunuz?

Onu eve götüren adam kapıda durmuş ve şöyle demiş: “Sen gir, ben geliyorum.”

Bu cümleyi bir daha okuyun.

“Sen gir, ben geliyorum.”

Bir çocuğun hayatının ikiye bölündüğü an, bu dört kelime.

İçeri girdikten sonra kapının kilitlendiğini, cinsel saldırıya uğradığını anlatıyor çocuk.

Şikayetçi oluyor.

Üç kişi gözaltına alınıyor.

Biri de kendini polis olarak tanıttığı öne sürülen bi adam.

Soruşturmanın ne kadar sağlıklı yürütüldüğüne ilişkin bir emare de 15 yaşındaki kızın yaşının ifade tutanağında 19 olarak yazılması.

Dil bariyeri olan göçmen bir annenin ifadesinin yanlış yazıldığı, avukatın dikkatiyle ortaya çıkıyor.

Ve sonra?

Sonra asıl şüpheli, adli kontrolle serbest bırakılıyor…

Bir çocuk, “Bana bunu o yaptı” diyor.

Ve o adam, evine gidiyor.

Yaklaşık bir ay dışarıda kalıyor.

Bir ay!

Aynı şehirde, aynı sokaklarda, o çocukla aynı havayı soluyarak…

Ancak bir ay sonra yeniden gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.

O çocuk o bir ay boyunca nasıl uyudu? Kapı her çaldığında ne hissetti? Sokağa çıkabildi mi?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, davaya müdahil olacağını açıkladı. Psikososyal destek başlatıldığını, danışmanlık, eğitim ve sağlık tedbirlerinin devreye alındığını, “sıfır tolerans” ilkesiyle süreci takip edeceklerini söyledi.

İyi. Gerekli. Yetmez ama gerekli…

Çünkü “sıfır tolerans”, olay olduktan bir ay sonra devreye giren bir şey değildir.

Sıfır tolerans, bir çocuk beyanda bulunduğu ilk gün, şüphelinin kapıdan çıkıp evine gidememesidir.

Biz burada hep aynı yerde takılıyoruz:

Failin bir sonraki adımını konuşuyoruz, çocuğun bir sonraki gecesini değil.

Bu çocuk 15 yaşında.

Bu çocuk yevmiye için çalışıyordu.

Bu çocuk göçmen.

Yani korunmasızlığın üç katmanı üst üste.

Bu haber, dünün haberiydi, ama yazmadan edemedim. Gerçi bunları yazmanın bir faydası var mı onu da bilmiyorum.

Ama yok saymak benim için mümkün değil.

Evet, bugün güzel bi pazar günü. Eğleneceğiz, güleceğiz… Tabii ki… Ama içimizde bi yerlerde hep bilelim, bu ülkede fena şeyler oluyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.