Mabel Matiz’in klibine ne gözle bakıyorsunuz?

14 Ağustos 2026

Soruşturmayı duydum.

Hemen klibi izledim.

Baştan sona. (Aşırı beğendim. Şarkı da, klip de, Mabel de efso!)

Bu arada, tek bi erotik sahne yok.

Çıplaklık yok.

Bedene odaklanan bi kare bile yok.

Müstehcenlik no yani!

Diyelim ki sanatçının anlatmak istediği şey, iki erkeğin birbirine dair hissettikleriydi.

Diyelim ki öyle.

(Eeeee? Bize ne, kime ne…)

Dahası o ayrı bir tartışma ve o tartışma sanatın kendi alanında yapılır — savcılık zaptında değil.

Ama şu net:

O klibe, “o gözle” bakmadığınız sürece, orada göreceğiniz hiçbir detay yok.

Yani suç, görüntüde değil.

Bakışta.

Bugün, 13 Ağustos 2026.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mabel Matiz hakkında soruşturma başlattı.

“Ha Leylim” şarkısının sözleri ve klibi “müstehcenlik” kapsamında değerlendirildi. Adli işlemler başlatıldı.

Peki şimdi ne oldu tam olarak?

Bir eserde olmayan bir şey, birilerinin okumasıyla var sayıldı ve dosya açıldı.

Buna ‘niyet okuma’ denir!

Ve ‘niyet okuma’ bir hukuk yöntemi değildir. Çünkü ölçüsü yoktur, sınırı yoktur, itiraz edilebilir bir zemini yoktur.

Bugün bir klip, yarın bir mısra, öbür gün bir bakış…

Sanatçı ne yapsın?

Şarkısını yazarken her cümlenin yanına dipnot mu düşsün — “burada kastedilen şudur, lütfen başka anlamayınız” diye…

Sanat zaten tam olarak bunu yapmamak için var.

Aklımıza mukayyet olmamız gereken günlerden geçiyoruz…

Bodrum’daysanız kaçırmayın!

Pinokyo’yu hepimiz biliyoruz.

Tahtadan yapılmış bi çocuk…

Yalan söylediğinde uzayan burnu…

İnsan olma arzusu…

Peki Pinokyo bugün yaşasaydı?

Tahtadan değil de kodlardan, yapay zekadan yapılmış olsaydı?

İşte bu fikir acayip ilgimi çekti.

Adı “Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla.” İtalyan koreograf Erika Silgoner, Carlo Collodi’nin o bildiğimiz Pinokyo hikayesini almış, bugünün dünyasına taşımış.

Hem de öyle tatlı, masalsı bi yere değil…

Teknolojinin, yapay gerçekliklerin, kodlanmış anıların birbirine karıştığı distopik bi dünyaya.

Hikayenin merkezinde günlerini eski bi televizyonun karşısında geçiren yaşlı bi adam var.

Sonra hayatına, gizemli bi “sentetik çocuk” giriyor. Yeni Pinokyo… Devrelerden ve kodlanmış anılardan oluşan bu çocukla yaşlı adam arasında tuhaf, beklenmedik bir bağ kuruluyor. Ve işler değişmeye başlıyor.

Neresi gerçek?

Neresi hayal?

İnsan dediğimiz şey ne?

Bir makine hissedebilir mi?

Bir insanla bağ kurabilir mi?

Teknoloji bizi nereye götürüyor?

Bence en güzel tarafı da bu.

170 küsur yıllık bir hikayeyi alıp, bugün hepimizin kafasını kurcalayan soruların ortasına bırakıyor.

Üstelik bunu çağdaş dansla yapıyor.

Modern Dans Tiyatrosu İstanbul (@mdtistanbul) tarafından sahnelenen oyun, İstanbul’da kapalı gişe oynamış, çok ilgi görmüş. Şimdi 23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali kapsamında Bodrum’a geliyor.

Kesinlikle kaçmaz!

İsmi de sizi yanıltmasın, bir çocuk oyunu/temsili değil.

16 ve 17 Ağustos’ta, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi’nde. Mekan zaten çok güzel. Bodrum Bale Festivali’nde emeği geçen herkesi kutluyorum.

Koreografi Erika Silgoner.

Müzik tasarımı Murat Gökçe Özücoşkun.

Dekor ve kostüm Gülden Sayıl.

Işık Yasin Gültepe.

Ben böyle işleri çooook seviyorum.

Eski bi hikayeyi alıp cilalayıp yeniden anlatanları değil… Onu, bugünün derdiyle çarpıştıranları… Çünkü galiba artık Pinokyo’nun meselesi burnunun uzaması değil.

Gerçeğin ne olduğunu anlayabilmek…

Ve kabul edelim…

Bu da tam zamanımızın meselesi.

@mdtistanbul dansçılarını bir kere daha alkışlıyorum. Pazar gecesini iple çekiyorum. Biz maaile orda olacağız.

Yazıklar olsun!

Nilda Müge Şahin.

Yirmi altı yaşındaydı.

27 Temmuz Pazartesi günü Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği’ne gitti.

Nazir Ilgın’dan şikayetçi oldu.

Yani devlete, “Bu adam, bana zarar verecek!” dedi.

Kayda geçti.

Dosya açıldı.

Adam, adli makamlara sevk edildi.

Ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2 Ağustos Pazar günü uzaklaştırma kararı eline tebliğ edildi.

Okudu.

Üç gün sonra Nilda Müge Şahin’i sokak ortasında vurdu, öldürdü.

6 suç kaydı.

3 kasten yaralama.

1 hakaret ve tehdit.

2 kez “Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun” kapsamında işlem.

Dahası da var….

2020’de hemşire Ceylan G.’yi darbedip bıçakla yaraladığı gerekçesiyle “kasten öldürmeye teşebbüs”ten yargılandı.

İlk derece mahkemesi 14 yıl hapis cezası verdi.

O karar istinafta.

İnceleme aşamasında.

Dosya kesinleşmeyi beklerken, adam tutuksuz dolaşıyordu.

Sonra bi kadın gelip, “Bu adamdan korkuyorum… Bana bi şey yapmasından korkuyorum” dedi.

Siz yine dışarıda bıraktınız!

Sonra uzaklaştırma kağıdını eline tutuşturdunuz.

Yine dışarıda bıraktınız!

Böyle bi sabıka geçmişi olan, 14 yıllık cezası kesinleşmeyi bekleyen adam sokaklarda geziyor…

Yazıklar olsun!

Eğer gerçekten birinin ahını almak varsa; sadece bu kadının ve ailesinin değil, kaçma şüphesi olmadığı halde içeride tuttuğunuz insanların da ahını aldınız.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.