Gece hayatı öldü mü, acun ısız kaldı mı?

18 Eylül 2026

Ölse n’olur, yaşasa n’olurdu? Kimin umurunda? Konuya böyle bakarsanız, yaşam hevesiniz, hareketleriniz, motivasyonunuz azalır.

Giderek her şeye böyle bakmaya, yaklaşmaya başlarsınız.

Yaklaşın, ama çarpmayın.

Dinleyin! 

Başlıktaki soru kişisel gelişim, etkileşim, iletişim, sosyalleşerek moral kazanma anlamında da etkili.

Cevapsa kanımca şöyle:

Gece hayatı ölmedi, ama kılık veya beden değiştirdi.

Önce para azaldı.

Parası azalmayanların kimliği belli ama, ne olduğu, ne yapacağı belli değil.

Mekanlarda sosyal hayatı ve kendini çevresiyle beraber anlamlandıran insanlar, elini eteğini gece hayatından çekti.

Bu alandaki nitelikli, eğitimli işletmecilerin yerini eski esnaf ve kredi çekerek kendi işini kurmaya hevesli eski çalışanlar aldı.

Malumdur, mekanlar sahipleriyle kimlik kazanır.

O yerin bir konsepti olur. Mesela bir beyzbol hayranlığıdır bu.

Mesela bir müzik grubu hayranlığıdır.

Mesela astronot, kozmonot olmakla ilgilidir.

Motor sevenlerin yeri de olabilir.

Gelenlerin sohbetleri, ortak zevkleri, ortak bir kültür yaratır.

Ortak zevkler, konular, mekana yeni bir ruh da ekler böylece.

Gelenlerin ruhunu.

Gidenlerin ruhuna elvedaya gelince:

Yani kulüp, bar, kafe işletenlerin ve buralara gidenlerin profilleri değişti.

Müdavimlerin mekanları tek tek yok oldu. 

Eskiden insanlar gerçekten eğlenmeye, yeni insanlarla dostluk kurmaya, sosyalleşmeye, güzel zamanlar geçirmeye gidiyordu. Değişen profildekiler, görünmeye gidiyorlar daha çok. Masalara, taburelere kurulanlar, mekanı da satın aldıklarını düşünerek hareket ediyorlar nerdeyse. Müzik, onlar için fonda, kendileri de sanki Henry veya Jane Fonda. 

Tek amaç, aha beni görün.

Görün ama görgüm yok, param var. 

Evet, tanışacağınız erkek ve kadınların, ne oldukları belli değil. 

Mekan basılır mı, uyuşturucu kullanılıyor mu bahtınıza artık.

Eskortlar, mafya bozuntuları veya görgüsüz, kuru gürültücü güruhların yüksek müzik eşliğinde ortalığı velveleye çevirdiği bir ortamda olmanın maliyeti ise çok yüksek. 

Bunun yerine ev partileri düzenlemek, güvenilen arkadaşlarla bir araya gelmek daha güzel. 

Kokteyl veya kafe çeşitleri olan, az sayıda, nitelikli yerlere genelde tavsiyeyle gidilir. 

Nitekim yeni kuşakların da yaptığı bu.

GYM’lerde sporlarını yapıp sosyalleşen, parklarda, evlerde ve kafelerde sohbet eden pırıltılı gençler, gece hayatına veya akşamüstlerine yeni bir yön veriyorlar artık.

Eskiden cebinizdeki parayla müdavimi olduğunuz bir yere iş çıkışı uğrar, daha önce tanıştığınız insanlarla veya meslektaşlarınızla hiç önceden planlama yapmadan buluşurdunuz. 

Neşeli sohbetlerde tüm kötülüklerin dahası denilen içkinizi yudumlardınız.

Sonra belki trafik rahatlayana kadar durur, birkaç kişiyle bu kez yemeğe geçerdiniz.

Geceyi uzatmaya bahaneniz hafta sonu oluşuysa, başka bir mekana taksiyle giderdiniz. 

Sabaha doğru da çorbacıda gece biterdi. 

Paranız ve enerjiniz yeterdi bütün bunlara…

Bir de Las Vegas’ta yaşananlar, Las Vegas’ta kalır sözünü, herkes bilirdi. Yani “bize her yer Las Vegas’tı”.

Sabah kalkınca, dün gece noldu ya? demeyi kimse istemezdi. 

N’olduğunu bilse de. 

Şimdilerde, bilinçli diyebileceğim yeni kuşak, güne harika başlıyorum, dünkü Matcha çayım, mocktail’im

sohbetimiz ve façam iyiydi diye düşünüyor. 

Çünkü aslolan ikameyi iyi yapmakta. 

Nişantaşı, Teşvikiye, Kadıköy vb. yerlerdeki yeni kuşak mekanlar arasında şimdilerde epey görgüsüz ve gürültücü olanlar da var, sakin ve yeni müdavimler oluşturan görgülü yerler de.

İş, seçebilmekte…

Özellikle yurtdışındaki küçük şehir takımlarının taraftarlarının maç günü gittiği barlar YouTube’de dikkatinizi çekmiştir. 

Çoğu en az yarım yüzyıllık veya yüzyıllık mekanlar. Bunları görünce bizde var olup yok olanlara üzülüyorsunuz.

Bir zamanlar benim de müdavimi olduğum, nerdeyse her akşam uğradığım, reklamcı, gazeteci, mimar, mühendis, doktor, girişimci vb. herkesin teklifsizce uğradığı bir mekan vardı. Şimdi sahibi birkaç kez el değiştiren, ne müdavimleri kalan, ne çalışanları kalan, ne de eski tadı yakalayabilecek bir yer.

Adı, Touchdown’dı.

Bu vesileyle yazımı eski müdavimlere adıyorum.

Harika arkadaşlıklar kurduğumuz, anılar yarattığımız, eğlendiğimiz insanlara. Orayı şehre kazandıranlara…

Gece hayatı tümüyle bitmedi ama format değişti. 

Parası çok olanlarla yeni bir düzen kuruldu.

Ferdi Baba ne diyordu:

Gece hayatım bitti, kadehi yere attım

Beni kutlamalısın sigarayı bıraktım.

Bir-iki arkadaşımın sözleriyle noktalayayım:

Son içkilere bindik ve limanı keyifle terk ettik.

Sosyalleşmenin en dibini yaşayanlara ne mutlu.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.