Reklam sektörünün jenerik iletişim dergisi, marka yönetenlerin bilgi kaynağı Media Cat bu ayki sayısında “Algoritmaların gölgesinde özgünlük” hâlâ mümkün mü soruşturmasına yer verdi.
Soruşturmayı düzenleyen Yaren Kayıkçı sektörden dört kişinin; Ahmet Terzioğlu (Shap Cake), Hulusi Derici (Marka), Taflan Yörük (Untold) ve benim (Come to Movida) görüşlerimi aldı.
Soru şuydu:
Markalar güvenli sularda yüzmeyi seçerken, yaratıcı sektör cesur fikirler üretmekte neden zorlanıyor?
Hepimiz, risk almaktan kaçınan yeni düzeni ve bu durumun ortaya koyduğu özgünlük krizini yorumladık.
Aslında farklı cümlelerle neredeyse aynı görüş etrafında birleşmişiz.
Meraklısı mediacat.com’dan bakıp okuyabilir.
Bir telif sorunu olmaması için burada sadece kendi fikirlerimi ileteceğim.
En azından kendimden telif isteyemem.
Özgün günler gelecek yine!
“90’lı yıllarımızda yaratıcı özgünlük yaratıcı özgürlükle ve braveheart’’larla, özgün reklamcıların öncülüğünde yürüyordu. Ben de buna dahilim.
Bu konuda mütevazı olmayacağım.
Şimdi o insanların çoğu, o güzel atlarına binip çekip gittiler, Yaşar Kemal’in deyişiyle.
Bu ülkede insanlar ‘başımıza icat çıkarma’ sözüyle büyüdüler. Ne travma!
Sanatta özgün olabilirsiniz. Söz gelimi benim yazdığım şiirleri ‘yapay zekâ’ da taklit edemiyor, doğal zekâ da.
Ama reklamda şu anda özgünlük krizi var mı örneğin. Yok. Kimse istemiyor zaten.
Çünkü herkes bir standarda oturdu. Veriler, trendler, iç görüler herkesin elinin altında.
Sektörde yaratıcı insan kaybı büyük. Reklam veren insan kaynağında daha önde.
Fikir, hikâye, içerik, artık engelli bir koşuyu kazanmak zorunda.
Araştırmalar, algoritmalar, veriler, toplantılar, heyetler, kimseyi rahatsız etmeyecek standarda oturdu.
Sürpriz yok. Risk yok, Sorun yok. Herkes aynı kaptan yiyor. Ama dikkat çekmek zorunda.
Bugün Benetton’ın kampanyasını yapamazdınız örneğin.
Şimdi amaç dikkat çekmek değil. Süreci sorunsuz tamamlamak.
Özgünlük mümkün mü yine de? Herkesin biraz rahatsız olmasına onay veriliyorsa evet.
Ama onay gelmez, revizyon verilir. Ve iş ortalama bir işe dönüşür.
Dijital, sosyal mecranın özgünlüğü, dikkati 3 sn. artık.
Cesur reklam verenler, farkı, tarzı, iştahı olan, kendini ayrıştırmış ürün ve marka sayısı artarsa cesur reklamcılar hâlâ var.
Cannes’da ödül kazanan işlere bakınca, umudum sürüyor.
O örnekler sayesinde bu mesleğe inancımız tükenmiyor.
Gelecekte özgün işler, yaratıcı insanların yönettiği, yapay zekayı doğal zekayla yükselten, butik ajanslardan gelecek.
Üzgün ve mutsuz insanlarla ve korkularla özgünlük olmaz.
Heyetlerin, komitelerin heykeli yoktur.
Özgünlük, bireyseldir. Törpülenen şey özgün değildir.
Reklamcılıkta yeni bir altın çağ yaklaşıyor.
Pablo Picasso’nun bir sözüyle bitireyim:
“Önce kuralları bir profesyonel gibi yönetin. Sonra onları bir sanatçı gibi kırın.”.
Yazı bu kadar.
Üzgün günlerden özgün günlere doğru, o günlerin tekrar geleceği umudunu korumak zorundayız.
Taklitlerin orijinallerinin değerini asla geçemeyeceğini biliyoruz.
Ama bu kimsenin umurda mı?
Benim umurumda.
Siz de öyle olmaya bakın derim. Sadece reklamcılara değil bu sözüm
markaları yöneten herkese.
Hatta sosyal medyada paylaşım yapan herkese.
Tornadan çıkmış gibi olmayın…
19 Mayıs 2026 - Reklamcılıkta özgünlüğe dokundum!
17 Mayıs 2026 - Günlerden pazar, yazarlar öykü yazar!
16 Mayıs 2026 - Esas virüs salgını çoktan başladı, haberimiz yok!
13 Mayıs 2026 - Bir başka yerde sözü geçmeyen şeylere ve içinden çok gürültü geçen şehre dair!
10 Mayıs 2026 - Dersimiz edebiyat, bugün iki kısa öykümüz var!