Bir Pazar klasiği olsun. İlk öykü benden, ikincisi cevaben şair ve yazar dostum Gültekin Emre’den. İyi okumalar.
Beni kendimi bildim bileli takip ediyor. Hayır sosyal medyada değil sadece. Her yerde. Amacı nedir bilmiyorum?
Koşuyorum koşuyor, duruyorum duruyor. Saklanma ihtiyacı da duymuyor. Denize girdiğimde göremiyorum onu sadece. Karanlıkta yok oluyor. Ama orada, biliyorum.
Uyurken beni izliyor mu acaba?
O, benim gölgem, evet.
Ne kadar renkli giyinirsem giyineyim, hep siyah.
Diğer gölgeler hakkında ne bildiğini soruyorum. Aralarında bir iletişim yokmuş.
Ama senin peşinde olmamdan memnunum. Benim şiirlerimi yazdın, dedi.
GÖLGEDE 100 DERECE’den söz ediyor. Başkaları da senin adını kullandı, roman yazdı diyorum.
Grange mı diyor, Gölgelerin Kralı. Okumuş. Çözülmüş bir vakanın gerisinde yanıyordu o diyor.
Edebi ve kral bir varlıksın anlaşılan diyorum. İlham vermişsin bak.
Fotoğraflarda da daha çok çıkmalısın.
Kimilerinin gölgesi olmazmış, çünkü onlar karanlıkta kalırlarmış hep.
Faili meçhul bir sürü cinayeti işleyen gölgeler var dünyanın her yerinde.
Senin ülkende… Yine de ünlü gölgeler onlar.
Gölge dedektifim olmasını öneriyorum. Belki de tarihte ilk kez, bir gölge başka gölgeleri de takip edecek.
Gölgeler internetini kuracakmış, planı bu.
Ücreti yok. Mesai kısıtı yok.
Sanırım bu bir başlangıç olacak, gölgeler tarihinde.
***
Ve Gültekin Emre şu öyküyle yanıtladı benim öykümü.
***
Hadi gidelim.
Gidelim de nereye gidelim?
Sen beni takip et. Otobüse binmeden çarşıya gideceğim.
Zaten ben seni hep takip ediyorum.
Biliyorum, ama bunu hiç konuşmadık. Ne sen ne de ben yalnız kalmıyoruz böylece.
Sen dışarı çıkınca ben de hep senin dibinde olmadım mı?
Oldun elbette.
Çoğu zaman benden hiç haberin olmadı. Ama ben hep senin peşindeydim bir hafiye gibi.
Aman hafiye falan olma da hep dostum kal.
O lafın gelişiydi. Yoksa siyasi, polisiye bir anlamı yoktu hafiyenim derken.
Ben o tür adamlardan hep ürkerim, onlardan hiç hayır gelmez çünkü. İşleri hayırsızlık yaratmak olduğu için.
Benim öyle bir yanım hiç olmadı, olmaz da. Sen neysen, ben oyum, yani senim.
Öyle ol ve hep öyle kal olur mu?
Ben senin hep gölgen oldum bugüne kadar. Gölgen olduğum için de hiçbir zarar gelmez benden sana. Benden hiç zarar geldi mi sana?
Gelmedi elbette. Sen zarar veren değilsin ki. Eşlik edensin.
Biz dostuz değil mi?
Gölge dostum benim. Gölgeden dost olur mu?
Neden olmasın? Biz olalım. Her şey aramızda kalır, kimse bilmez, duymaz.
Gizlimiz kapaklımız yok ki kimsenin bilmeyeceği, duymayacağı.
Öyle denir de onun için öyle dedim.
Bu görevin, hizmetin için sana bir şey ödeyemeyeceğim ne yazık ki.
Senden bir şey isteyen mi var? Benim doğam bu. Seninle doğdum, seninle öleceğim.
Doğmak iyi de ölümden söz etme!
Peki, sen ölmezsen ben de ölmem, seninle yaşar giderim yeter ki güneşimiz hiç eksilmesin!
Evet, güneşimiz hiç eksilmesin. Kışın, karda, yağmurda sen benimle olamıyorsun.
Evet, güneş görünür kılıyor beni. Benim de yaşamım böyle.
Sen dışarıda dur, ben bir şeyler alıp geleceğim. Sonra, bana eve kadar yine arkadaşlık, yani eşlik edersin olur mu?
Olur, bekliyorum kimsenin beni görmediği bir yerde olacağım. Ben de içeri giremeyen başka gölgelerle sohbet ederim belki.
17 Mayıs 2026 - Günlerden pazar, yazarlar öykü yazar!
16 Mayıs 2026 - Esas virüs salgını çoktan başladı, haberimiz yok!
13 Mayıs 2026 - Bir başka yerde sözü geçmeyen şeylere ve içinden çok gürültü geçen şehre dair!
10 Mayıs 2026 - Dersimiz edebiyat, bugün iki kısa öykümüz var!
9 Mayıs 2026 - “İlk denemede başarılı olamazsanız, paraşütle atlama size göre değil demektir”