Fatih Altaylı yazdı: CHP’ye bir kötü haberim var

Ekonomiden iyi haberler gelmiyor. Turizmden kuyumculuk sektörüne kadar pek çok alanda sıkıntılar hakim ve büyüyor. Bu durumda muhalefetin canını yakan daha çok transfer haberleri ve adli soruşturmalar duyacağız demektir.

Siyaset 17 Mayıs 2026

Muhalefete kötü haber: Ekonomi iyi gitmiyor

Turizmde sinyaller iyi değil.

Rus turist sayısında büyük düşüş var, Avrupalı turist sayısında kısmi gerileme görülüyor.

En büyük neden elbette ki, İran-ABD savaşı.

Ancak Ukrayna savaşının en sert anlarında bile azalmayan Rus turist sayısındaki düşüş savaştan çok Rusya’nın politik tercihinden kaynaklanıyor gibi bir görüntü var.

Rus pazarındaki kayıp şimdilik yüzde 25’lerde ama artma ihtimalinin yüksek olması turizm sektörünün gözünü korkutmaya başladı bile.

Avrupalı turistte ise yüzde 10 civarı bir düşüş olacak gibi görünüyor.

Tüm bu gelişmelerde savaş elbette önemli ama bir yandan da Türkiye artık “pahalı bir ülke”.

Baskılanan kur ve içerideki fiyat artışları nedeniyle oteller fiyatlarını artırmak zorunda kaldılar. Bu da zaten durgun olan dünya ekonomisinde ve fiyat hassasiyeti yüksek olan Avrupalı turistte ciddi bir azalmayı beraberinde getirdi.

Beterinden korkuluyor.

Bu yıl turizm gelirlerinde ciddi bir azalma söz konusu olabilir. Yabancı kayıpları yerli turistle ikame etmek ise pek mümkün değil.

Bir başka kötü haber ise kuyum sektöründen.

250 bin çalışanı olduğu söylenen sektörde, 100 bin kişilik istihdam kaybı meydana gelmiş durumda. Kuyumcukent kan ağlıyor. Kuyum ihracatı durma noktasında.

Hal böyle olunca iktidarın tek çıkar yolu kalıyor, “muhalefeti yok etmek”.

Ekonomi böyle devam ettiği müddetçe, biz daha çooook transfer, daha çoook belediye operasyonu, kamuoyunu ve muhalefeti meşgul eden daha çoook soruşturma görürüz.

Yasin Köksal’dan açıklama

Transfer demişken dünkü yazımda AK Parti’ye sövüp sövüp, sonra AK Parti’ye geçen eski CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın eşi Yasin Köksal’la görüşeceğimi söylemiştim.

Önceki akşam Yasin Bey “Fatih Abi, ben Yasin Köksal, görüşebilir miyiz?” diye mesaj atmıştı.

Önce Yasin Köksal kimdi diye düşündüm. Sonra hatırladım. “Kalabalık ve gürültülü bir yerdeyim. Sonra arayacağım” diye yanıt verdim.

Gece geç saat olunca ancak dün arayabildim.

Bilgi vermek için konuşmak istemiş.

“Abi, ben de gazeteciyim. Afyon’da Kanal 03 vardır belki duymuşsunuzdur. Onun yöneticisiydim” diye başladı.

Gençliğinde beni, Mehmet Ali Birand’ı izleyerek gazeteci olmaya karar vermiş.

“Abi, benim Burcu Hanım’ın danışmanı olduğum bilgisi doğru değil. Burcu Hanım ile ilişkimin ikimiz de evliyken başladığı da doğru değil. Bu medyaya böyle aksetti, sen de oradan alıntılayıp yazdın ama gerçekler konusundaki hassasiyetini bildiğim için sizi aradım. Burcu Hanım 2011 yılında eşinden ayrılmış. Ben ise 2013 yılında boşandım. Burcu Hanımla 2015 yılında evlendik. Tanıştığımızda ikimiz de eşlerimizden ayrılmıştık. Danışmanlık ise asla söz konusu olmadı. Bir gün bile TBMM’de ya da başka bir yerde Burcu Hanım’ın danışmanlığını yapmadım. Böyle bir kadroda asla bulunmadım” dedi.

Kendisine hakkındaki soruşturma iddiasını da sordum. “Çeşitli yerlerde sizinle ilgili 700 milyon TL’lik bir yolsuzluk soruşturması başlatıldığı ancak eşinizin AK Parti’ye geçeceğini söylemesiyle birlikte bu soruşturmanın rafa kaldırıldığı yazıldı. Bunu İsmail Saymaz da gündeme getirdi. Bu soruşturma neyle ilgiliydi?” dedim.

“Abi, benim hakkımda ya da bizim hakkımızda 700 milyon TL’lik böyle bir soruşturma hiçbir zaman olmadı. Benim böyle bir soruşturmadan haberim yok.” dedi.

Böyle bir soruşturma var mı yok mu ben de bilemem.

Ama şunu bilirim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne olursa olsun ciddi bir devlettir. Eğer böyle bir soruşturma açılmış ve bu soruşturmaya bir numara verilmiş ise o soruşturma bir gün bir yerde karşımıza çıkar. Osmanlı’dan beri devlette evrak kaybolmaz, yok edilmez.

Bu yüzden böyle bir soruşturma sonsuza kadar gizli kalmaz.

Yok eğer artık evrak da yok edilebiliyorsa.

Vay o zaman halimize.

Babacan Altılı Masa’da CHP’yi desteklememiş

2023 seçimleri arifesiydi. Bir televizyon programında Ali Babacan’ın dürüst ve temiz bir siyasetçi profili çizdiğini söyledim.

Reklamcı bir arkadaşım aradı hemen. “Dürüst olabilir. Temiz de olabilir. Ama güvenilir değil.” dedi. Nedenini sordum, “Siyasal İslamcı. Her ne kadar liberal görünse de dogmacı” diye yanıtladı.

Dün Ali Babacan’ın CHP ile ilgili sözlerini okuyunca, arkadaşımın sözlerini hatırladım ister istemez.

Ali Babacan aynen şöyle dedi: “Ülkeyi CHP’ye bırakmak istemiyoruz.”

Başta en sert tepkiyi gösteren Ümit Özdağ olmak üzere pek çok kişi “Sayesinde Meclis’e girdiğin partiye en azından biraz vefa göster” dediler.

Haklılar mı!

Bence siyasette vefa aramak pek yerinde bir beklenti değil ki olsa da ben meseleye başka bir pencereden bakıyorum.

Biliyorsunuz, Ali Babacan Ümit Özdağ’ın da hatırlattığı gibi AK Parti’den ayrılıp kendi partisini kurduktan sonra 2023 seçimleri öncesinde “muhalefet bloğunda” yer aldı. Altılı Masa’nın çevresindeki 6 sandalyeden birinde oturdu. Ve şimdi söylediğinin tam aksine CHP’li bir kişinin cumhurbaşkanı olması için destek verdi!

Bugün ülkeyi CHP’ye bırakmak istemeyen Babacan, o gün ülkeyi bir CHP’liye bırakmak istiyordu!

Ya da gerçekten istiyor muydu!

Acaba desteği gerçek değil miydi!

Ya da bugün artık pek çoğumuzun idrak ettiği gibi adaylığına destek verdiği kişi CHP’li değil miydi!

Sonuçta görülen o ki, Babacan gerçekten güvenilir biri değil.

Ya dün verdiği destek yalandı ya da bugün söylediği şey doğru değil.

Açıkçası benim açımdan da Ali Babacan büyük hayal kırıklığı.

Dürüst zannettiğin birinin güvenilir olmamasının yarattığı.

Black list

Şimdi de “Halk TV’de bir kara liste mi var, kara listedekiler bu kanala konuk olamıyor mu?” diye bir tartışma başlamış.

Başlatanlar da muhalif gazeteciler.

Son derece saçma sapan bir tartışma.

Yahu arkadaşlar, Türkiye’de kara listesi olmayan haber kanalı mı var, televizyon mu var!

Halk TV’nin kara listesi var da, Sözcü TV’nin yok mu mesela!

Ya da bu iki muhalif kanalın kara listesi var da, iktidar yanlısı onlarca kanalın yok mu!

A Haber’in, adını bile bilmediğim onlarca iktidar kanalının, bırakın onları TRT’nin bile kara listesi yok mu!

Yahu iktidara yakın kanalların öyle bir kara listesi var ki, bazılarının adını anmak bile yasak, belki sadece ölüm haberini verirler verirlerse.

Benim çalıştığım dönemde Habertürk’ün de bir listesi vardı. “Alınabilecek konuklar” diye. Genelde RTÜK korkusu kaynaklı bir listeydi ama vardı. Bu liste bir benim için geçerli değildi. Hatta şimdi hapiste olan Mehmet Akif Ersoy “Terör örgütü ile bağlantılı olanlara bu ekranı kapadık” diyerek HDP’lilerin kara listede olduğunu açık açık söylemişti. Bir tek ben HDP’li vekilleri alabiliyordum kanalda. Gerçi sonra Devlet bu yasağı kaldırınca, HDP’li nur içinde yatsın Sırrı Süreyya Önder’in koşa koşa gittiği programcı Mehmet Akif Ersoy olmuştu. Ben de için için gülmüş, “deveye diken” demiştim içimden.

Yani anlayacağınız kara liste elbette var, her yerde var.

Ama muhalif kanallardan daha çok iktidar kanallarında var.

Bu kadar kamplaşmış bir memlekette olması değil, olmaması şaşırtıcı olmaz mıydı zaten!

Keşke Erden Timur’u da hatırlasaydınız

Galatasaray dün akşam 26. lig şampiyonluğu kupasını aldı.

Federasyon, Galatasaray karşıtlığını öyle bir noktaya tırmandırmış ki, kupayı vermeye tek bir federasyon üyesi gelmedi.

Kupayı minibüsle stada yollamışlar, “Kendiniz pişirin kendiniz yiyin” demişler.

Şaşırtıcı değil, mafya bozuntularından farklı bir tarz beklemek mümkün değildi zaten.

Tabii merak ediyorum, Hacıosmanoğlu Aziz Yıldırım’a defalarca hakaret etti, defalarca “şikeci” dedi.

Aziz Yıldırım Fenerbahçe Başkanı olursa seneye Fenerbahçe şampiyon olursa, kupayı Kobani Stadı’na da minibüsle mi yollayacak!

Galatasaray’ın kutlama törenine şöyle bir göz attım.

Ve bir Galatasaraylı olarak Erden Timur’u andım.

Çünkü peş peşe gelen bu üç şampiyonluğun temelinde onun kurduğu takım, onun ortaya koyduğu vizyon var.

Erden Timur, Galatasaray’a yeniden büyük olmayı hatırlattı.

Torreira’yı getirdi, Mertens’i getirdi. Hepsinden önemlisi hiçbirimizin bırakın aklını hayalinde bile yokken Icardi’yi getirdi. “Büyüyerek

kurtulmanın” yolunu açtı. Büyük düşünmeyi hatırlattı. 4 yıl üst üste şampiyon olacak, belki de 5. yılı da şampiyonlukta kapayacak omurgayı kurdu.

Bir yıl önce 13. olmuş, hatta madara olmuş bir takımdan bu takımı yarattı. Elbette Dursun Özbek’in idari başarısı da önemli ama bu takım Erden Timur’un eseri. Galatasaray bugün dünya yıldızlarını getiriyorsa bu Erden Timur’un başlattığı vizyonla mümkün oldu.

Ne yalan söyleyeyim, dün onun anılmaması biraz kanıma dokundu.

İçimde kalmasın, söylemiş olayım!

Ne zaman insan oluruz?

Muhalifler birbirine yemekten vazgeçtiği zaman.

***

Fatih Altaylı’nın bu yazısı ilk olarak yazarın kendi web sayfasında yayınlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.