Einstein’ın mutluluk formülü

20 Eylül 2026

Hikâyeyi belki biliyorsunuz; Einstein Japonya’da kendisine mesaj iletmek için gelen kuryeye bahşiş yerine mutluluğu tarif eden kısa notlar veriyormuş. Einstein’ın, “Eğer şanslıysan bu notlar sıradan bir bahşişten daha değerli olur” dediği de biliniyor.

Verdiği bir notta Einstein, “Sakin ve mütevazı bir hayat, başarı peşinde koşmanın neden olduğu daimi huzursuzluktan çok daha fazla mutluluk getirir”, diğerinde ise “İrade varsa bir yol da vardır” demiş.

Düşündüm ki acaba Einstein bu notu yazdığında insana huzur veren bir Japon bahçesinde mi bulunuyordu.

Mütevazı bir hayatta sakinlik düzenini kurmak, öyle söylendiği gibi kolay değil tabii. Bu üzerinde çalışılması gereken, belki birey olarak var olmanın bile radikal sanata dönüştüğü türde bir yaşam gerektirir.

Anlayacağınız, kendinizi tanıyıp kısıtlı imkanınız da olsa kendi sakinlik merkezinizi bulup bunun üzerine çalışacaksınız. Fazla imkanınız, paranız olmasa da bu mümkündür. Herkesin yaklaşımı farklı olacaktır

Örneğin, ben daha önce  kaiseki modelini önermiştim. Aslında “sanat gibi işlenmiş kaliteli yemeğe” verilen ad olan “kaiseki”, bence hayata bir yaklaşımı da ifade ediyordu. Sakinlik, huzur merkezimizi bulma yolculuğumuza bu kavramdan başlayalım. Kendi ruhumuzun derinliklerinde minik bir Japon bahçesi olduğunu hayal edelim ve o bahçede yalnız dolaşırken az ama çok kaliteli yemeklerle kaiseki yaptığımızı düşünelim.

Elimizde olanla, mütevazı biçimde her konudan kalite çıkarmaya çalışmak, bunu her zaman başaramasak da belki bu yaklaşım bize  sakinlik verir ve inanıyorum ki Einstein da mutluluğun tanımını yaparken böyle şeyler düşünüyordu. Çünkü o da o anda Japonya’daydı bunu düşünürken ve tanımının merkezinde sadece sakin ve mütevazı bir hayat arayışı bulunuyordu.

Peki tanıdığım hemen herkesin tedirgin, gergin olduğu Türkiye’de bu yapılabilir mi? Açıkça söyleyeyim, bunun nerede olduğunuzla alakası yok. Bu kendinizi tanımanız ve o anda elinizde ne varsa, az olanla bir sembolik kaiseki yapmaktan ibaret.

Bu yüzden evet, Türkiye’de de bu yapılabilir.

Agresifliğin çok arttığı, herkesin sürekli huzursuzlukla başarı peşinden koştuğu, mütevazılığın neredeyse silindiği bu dünyanın tam da merkezinde olan Türkiye’de, Einstein’ın bu notu bir gerçekilik kontrolü rolü oynayabilir.

O notu bir kenara yazıp bence herkes yanında taşımalı. Haddimizi aştığımızı düşündüğümüz zaman o notu bir daha okumak bizi gerçeğe döndürebilir. Hatta sakin bile olabiliriz.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.