Benim cevabım basit. Kariyer de bazen tıkanır. Tıkandıysa önce suyu açarsın. Belki açılır. Açılmıyorsa... Yeni kariyerler her zaman hoş gelir.
Sahayı ve insanı seviyordum. Gökdelende oturup bütün gün gerekli gereksiz toplantılara katılmak, önüme gelen raporları okumak, sürekli olumsuz işleri takip edip anlatabilecek hâle getirmek bana göre değildi. Fotoğraf Antakya pazar gezimizden Tekel bayi ziyaretimizde çekildi. Beyaz Yakada “Kariyer Tıkanması” Yükselişte!*
Geçtiğimiz hafta Pareto* yu okurken yukarıdaki başlık dikkatimi çekti. Yazının devamını okumadan önce kendi kariyerimde yaşadığım tıkanmaları düşündüm. Bazıları benim dışımda, yöneticilerimden kaynaklanan tıkanıklıklardı. Bazıları ise şirketlerin yarattığı hurafelerdi.
“Şu kadar yıl dolmadan yönetici olunmaz.”
“30 yaşın altında müdürü kimse dinlemez.”
Ama dönüp baktığımda en büyük tıkanıklıkların çoğunu aslında kendime ben yaratmışım. Tıkanıklık diyorum çünkü artık daha yukarı çıkma isteğim ve heyecanım kalmamıştı. Ben sahayı ve insanı seviyordum. Gökdelende oturup bütün gün gerekli gereksiz toplantılara katılmak, önüme gelen raporları okumak, sürekli olumsuz işleri takip edip anlatabilecek hâle getirmek bana göre değildi.
Bu yüzden kariyerimi bilinçli olarak tıkayıp daha üst katlara çıkmamayı tercih ettim. Oysa bilseydim ki bunun adı, anlamlı bir terfi ya da maaş artışı olmadan geçirilen “kariyer duraksaması”ymış, belki de farklı davranırdım.
Haberi birlikte okuyalım, sonra benim hikâyeye geri döneriz.
“Beyaz yakalıların dörtte birinin 40 yaşından önce en az beş yıl kariyer tıkanması yaşadığını ortaya koyan yeni bir çalışma, bu hafta iş dünyasında öne çıkan gündem başlıkları arasında yer aldı. ABD’de 1,3 milyon profesyonelin kariyer verileri analiz edilerek yapılan araştırma, tıkanma yaşayan profesyonellerin anlamlı bir terfi veya maaş artışı yaşamadan uzun bir duraksama dönemine girdiğini gösterdi.”
Kaynak: Burning Glass Institute ve New York Üniversitesi.
Benim açımdan işini severek yapıyor, pozisyon ve maaştan bağımsız bir etki alanı yaratabiliyorsan buna itirazım yok. Sanırım insanı asıl huzursuz eden şey, adil olmayan atamalar ve terfiler. Şirketteki ilk sekiz yılımda satış, pazarlama, iş geliştirme, proje yönetimi…
Neredeyse her işi yaptım. Ama unvanım ya uzmandı ya da yöneticiydi. Üstelik yönettiğim tek kişi kendimdim. Müdürlük ise bambaşka bir dünyaydı. Honda Civic, yıl sonu zarf içinde prim, genel müdür odasına daha rahat girip çıkabilmek…
Ama en önemlisi, çaycıyı ne zaman arasan masana çay geliyor. Araştırmaya göre ben de 40 yaşın altında kariyer duraksaması yaşayanlardanmışım. 36 yaşında önce Rusya Pazarlama Müdürü oldum, ardından genç bir genel müdür olarak görevi devraldım. Yani müdür olana kadar yıllarca bekledim, sonra beş altı yıl içinde genel müdür oldum. Sanırım bu da araştırmaların çok sık karşılaştığı bir kariyer hikâyesi değildir. Sonrasında yine uzun bir duraksama…
Tam 16 yıl genel müdürlük. İki kez Rusya, iki kez Türkiye, bir kez Eski Sovyet ülkeleri(CIS) ve merkez fonksiyonlarının bağlı olduğu görevler…
Olmayan tek şey CEO’luktu.
Neden olmadı?
Çünkü iki taraf da tam anlamıyla istemedi. Bir keresinde Moskova’dan İstanbul’a çağrıldım.
“Biliyorsun, adaylarımızdan birisin. Ama daha bir yıllık genel müdürsün. Biz bu işte pişmişini bulduk. Üstelik Orta Amerika tecrübesi de var. Kaçırmak istemedik.”
“Yağmur ormanlarını bilen birinin yanında bizim tecrübemiz ne ki?” demiştim.
Uzun yıllar bizde çalıştıktan sonra kimsenin adını anmak istemediği bir hikâye bıraktı.
Yükselenler…
Yükselemeyenler…
Yaptığı işi çok iyi satanlar…
Yaptığı işi anlatamadığı için görünmeyenler…
Aslında yönetebilecek kapasitede olduğu hâlde, kendini sisteme uyduramadığı için uzman kalmayı tercih edenler…
Kariyerinizin duraksaması ya da sürekli yükselmesiniz sorun değil. Önemli olan, o inişleri ve çıkışları sizin yönetebilmeniz. Çünkü hızlı yükselip sert düşenler de var. Yavaş başlayıp uzun yıllar zirvede kalanlar da.
Son zamanlarda en çok aldığım sorulardan biri şu:
“Tuğrul Abi, kariyerimde tıkanıklık yaşıyorum. Ne önerirsin?”
Benim cevabım basit.
Kariyer de bazen tıkanır.
Tıkandıysa önce suyu açarsın.
Belki açılır.
Açılmıyorsa…
Yeni kariyerler her zaman hoş gelir.
22 Haziran 2026 - ‘Tuğrul Abi, kariyerimde tıkanıklık yaşıyorum. Ne önerirsin?’
8 Haziran 2026 - Yönetici olmak demek insan yönetmek değildir
Tuğrul Ağırbaş Kimdir?
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.
İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.
Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.
Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.
İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.
Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.
2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.
Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.