İşimizden Nasıl Kopuyoruz?

Peki bizi işimize bağlayan ne? Maaş mı? Yönetici mi? Şirket kültürü mü? İnsanlar mı? Yaptığımız iş mi? Ya da bazen çok daha basit bir şey mi? ‘Ben artık burada kendim değilim.’

28 Eylül 2026
En yakın çalışma arkadaşlardımla veda yemeği.

Bir sabah uyanıp işe gitmek istememekle başlıyor. Önce pazartesileri sevmiyoruz. Sonra toplantıları. Sonra yöneticimizi. Sonra şirketi. Sonra yaptığımız işi. Ve bir gün kendimizi şu soruyu sorarken buluyoruz: ‘Ben burada ne yapıyorum?’

Oysa işe ilk başladığımızda böyle değildi. İşimize sıkı sıkı bağlıydık. Yapmak istediklerimiz vardı. Bir şeyler öğrenmek, üretmek, başarmak, para kazanmak, kendimizi göstermek, bir yere ait olmak… Belki de sadece iyi bir hayat kurmak.

Çünkü hayata bağlanmak için nedenlerimizin olması gerekiyor. O nedenleri bulmak için çabalamak, üretmeye devam etmek. Bağ kurmak, bağlanmak.

Ama kopmalar ve bırakmalar da işin diğer yüzü. Seçimler yapmak, daha iyisini aramak, acı verene ‘dur’ demek için zor tercihler yapmak.

Bugün iş hayatında bunu yapmak hiç kolay değil. İş bulmanın, iş değiştirmenin zor olduğu bir dönemde, insanın elindeki işi bırakması kolay mı?

Peki bizi işimize bağlayan ne? Maaş mı? Yönetici mi? Şirket kültürü mü? İnsanlar mı? Yaptığımız iş mi? Ya da bazen çok daha basit bir şey mi? ‘Ben artık burada kendim değilim.’

Geçenlerde bir arkadaşım anlattı. Annesine demans teşhisi konmuş. Çok sevdiği işini, arkadaşlarını, yıllardır kurduğu düzeni bırakıp annesinin yanına gitmiş.

Hayat bazen bizi işimizden koparıyor. Ama bazen de işimiz bizi kendimizden koparıyor.

‘Burası artık bana göre değil.’ ‘Hak ettiğim saygıyı görmüyorum.’ ‘Emeğimin karşılığını alamıyorum.’ ‘Başarılı olmak için değerlerime aykırı davranmam bekleniyor.’ ‘Burada kendime bir gelecek göremiyorum.’ ‘İş, hayatımın tamamını kaplamaya başladı.’ ‘Burada işi yapan değil, doğru insanlarla iyi ilişkisi olan yükseliyor.’

Ben gerçekten ne istiyorum?

Daha da güzeli;

‘Ben artık yeni bir şey denemek istiyorum.’

Bunların hepsi birer kopma nedeni.

Ben uzun yıllar sadece kurumsal hayatta çalıştım. Zaman içinde sadece yaptığımız işler değil, giydiğimiz kıyafetler, kullandığımız dil, girdiğimiz toplantılar, yaptığımız sunumlar, peşinden koştuğumuz hedefler, hatta kurduğumuz hayaller bile birbirine benzemeye başlayabiliyor.

Herkes müdür olmak istiyorsa müdür olmak. Herkes global bir şirkette çalışmak istiyorsa global bir şirkete girmek. Herkes daha fazla para istiyorsa daha fazla para istemek.

Peki ya ben?

Ben gerçekten ne istiyorum?

Bence asıl mesele burada başlıyor. Çünkü başkasının başarı tanımını kendi başarı tanımımız zannedersek, bir gün çok başarılı olup hiç mutlu olmayabiliriz.

Bu yüzden ben iş değiştirmeyi bir kaçış olarak görmüyorum. Daha çok ‘sürekli’ bir araştırma ve seçim süreci olarak görüyorum. Bunu yıllar içinde öğrendim.

Ben bir iş seçerken en çok değerlere bakıyorum. Güvenebiliyor muyum? Fikrimi söyleyebiliyor muyum? Dinleniyor muyum? Heyecan duyuyor muyum? İyi insanlarla mı çalışıyorum? Öğrenmeye devam ediyor muyum? Yaptığımız işin topluma ve ülkeye bir katkısı var mı?

Ve belki benim için en önemlisi:

Şirketin yaptığı işle gurur duyuyor muyum?

Sadece satış yapmak, büyümek, daha fazla kâr etmek benim için yeterli değil. Bağımsız hareket edebilmek, haksız rekabetin olmadığı bir ortamda çalışmak ve değerlerine inandığım bir yapının büyümesine katkı vermek de benim için önemli.

Bir başkası için iş güvencesi daha önemli olabilir. Bir başkası özgürlüğü, iyi bir yöneticiyi, aileye ayrılan zamanı, öğrenmeyi ya da statüyü önceliklendirebilir.

Doğru cevap yok. Doğru olan, sizin cevabınız.

Bunu biraz daha somutlaştırmak için küçük bir çalışma yapabilirsiniz. Mevcut şirketinizi listenin başına yazın. Yanına seçtiğiniz 4-5 şirketi ekleyin. Sizin için en önemli 5 kriteri belirleyin. Sonra her şirkete, her kriter için 10 üzerinden bir puan verin.

En iyisi o şirketin çalışanlarına sormak.

En doğru cevap şirketlerin web sitelerindne değil orayı her gün yaşayanda.

Bazen sonuç şaşırtıcı oluyor. Belki şu anda çalıştığınız yer, sandığınız kadar kötü değil. Belki de düşündüğünüzden çok daha kötü.

Gitme zamanı gelmiş.

Ama en azından bu kez kararı, başkalarının başarı tanımına göre değil, kendi önceliklerinize göre vermiş olursunuz.

Asıl kariyer planı burada başlıyor.

İstifa dilekçesinde değil.

CV’de değil.

Kariyerde en büyük risk yanlış işi yapmak değil.

Başkasının doğru işiyle kendi yanlış hayatını kurmak.

Tuğrul Ağırbaş Kimdir?

30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.

Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.

İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.

Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.

Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.

İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.

Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.

2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.

Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.