Arzu Taklitçidir

30 Mayıs 2026

Ağustos güneşinin altında Polatlı’nın bozkır tepelerine talime götürüldüğümüzde kıtanın genç komutanının gözü hep yerde olurdu.

Önceleri bunu yorgunluğa verirdim.

Sonra fark ettim:

Toprağın üzerinde küçük bir bulut gibi ilerleyen karınca kafilelerini izliyordu.

Karıncalar harıl harıl bir yerlere gidiyorlardı.

Birlikte. Dağılmadan.

Sanki önceden kararlaştırılmış bir randevuya yetişir gibiydiler.

Neden onları izlediğini komutana sormadım.

Ama bu bayram günlerinde otoyollara, feribot kuyruklarına, tatil beldelerine akan insan kalabalıklarını görünce o görüntü yeniden aklıma geldi.

On binlerce araç.

Yüz binlerce, belki milyonlarca insan.

Aynı saatlerde yola çıkanlar.

Aynı güzergâhlara yönelenler.

Aynı fotoğrafları çekmeye çalışanlar.

İnsan ister istemez düşünüyor:

Bir toplum aynı anda aynı şeyi yapmaya nasıl karar verir?

Karıncaların cevabı basit.

Onlar feromon izlerini takip eder.

Bir karınca bir yol bulur.

Arkasında görünmez bir iz bırakır.

Diğerleri o izi izler.

İz güçlendikçe kalabalık büyür.

Sonunda bireysel hareket, kollektif davranışa dönüşür.

İnsanlar elbette karınca değildir.

Ama bazen birbirimize bakış biçimimiz şaşırtıcı derecede onlara benzer.

Fransız düşünür René Girard insanların çoğu zaman kendi arzularını üretmediklerini söyler.

Ona göre insanlar başkalarının arzuladıklarını arzular.

Neyin değerli olduğuna, neyin önemli olduğuna, neyin peşinden gidileceğine bakarak karar verirler.

Bir anlamda insanlar da iz takip eder.

Sadece onların izleri toprağa değil, zihinlere bırakılır.

Bir fikir ortaya atılır.

Birileri onu büyütür.

Birileri onu tekrarlar.

Bir televizyon yaygınlaştırır.

Bir sosyal medya akışı çoğaltır.

Sonra o fikir, onu ilk ortaya atan kişinin ötesine geçer.

Bir düşünce olmaktan çıkar. 

Bir yönelim haline gelir.

Bir süre sonra insanlar fikri takip ettiklerini değil, kendi kararlarını verdiklerini düşünürler.

Oysa çoğu kez iz çoktan çizilmiştir.

Modern çağın feromonları bunlar:

Algoritmalar. Trendler. Manşetler.

Ekranlar. Tekrar edilen cümleler.

Sürekli önümüze düşen görüntüler.

Bence en önemlisi, bir algının yönetilmesine bilerek bilmeyerek omuz verenler.

Yayılan, toprağa bırakılmış kimyasal işaretler değil; zihne bırakılmış yön işaretleridir.

Bayram günleri epeydir bunun en görünür zamanlarından biri.

Bir zamanlar dini vecibelerle birlikte birbirini ziyaret etmek, hatırlamak için kullanılan günler, giderek bir yere gitme günlerine dönüşüyor.

Gitmek, adeta “gitmenin kendisi için yapılır” hale geliyor.

Herkes yoldaysa, demek ki yola çıkmak gerekiyor.

Herkes aynı sahildeyse o sahile bir gitmek gerekiyor.

Herkes aynı görüntüyü paylaşıyorsa o görüntünün içinde olmak gerekiyor.

Belki mesele yalnızca tatil değildir.

Belki mesele insanın çok eski bir eğilimidir:

Başkalarının baktığı yere bakmak.

Başkalarının yöneldiği yere yönelmek.

Başkalarının arzuladığını arzulamak.

Karıncalar feromon izlerini takip eder.

İnsanlar ise birbirlerinin arzularını.

Bazen bir toplumun nereye gittiğini anlamak için söylediklerine değil, peşinden gittiklerine bakmak gerekir.

İyi bayramlar.

***

Feromon, “bir canlının vücudundan salgılayarak aynı türün diğer bireyleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal kimyasal maddeler. ”

İz Feromonları, “karınca gibi canlıların yollarını bulmak veya yiyecek kaynaklarını diğerlerine göstermek için bıraktıkları kimyasal izler.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.