Konuşma programlarının tümü aslında Orwell’in distopik dünyasından ibaret

10 Eylül 2026

Konuşma programlarına katılanların çoğunluğu istikrarlı olarak kendilerine uymayan gerçekleri yok sayma eğiliminde. Onlar açısından ‘gerçek’ daha önce ezberledikleri hayali ortama ait olanlardan ibaret. Kafalarında hayali bir dünya oluşturmuşlar, ona uymayan bir laf söylendiğinde ya duymazlıktan geliyor ya da bunu kendi hayali  dünyalarına yapılmış bir saldırı olarak algılayabiliyorlar.

Baktım ki bu kişilerin hepsi Orwell’in distopik çalışması olan ‘1984’teki düşüncenin kontrollü biçimde ifade edilmesi ve dile getirilmesi üzerine kurulu özgür olmayan konuşma cehenneminin içinde.

Konuşurken kendi hayal dünyalarına uymayan ne söylerseniz söyleyin beyinlerini sarmış otoriter sansür zırhını delemiyorlar ve onlara ulaşabilmeniz katiyen mümkün değil.

İstisnalar olsa da durum böyle olunca  ele alınan konu ne olursa olsun onlarla diyalog ile, normal konuşma süreçleriyle bir çözüme, senteze ulaşabilmek katiyen mümkün değil.

Ele alınan konu Türkiye de, dünya da olsa bir şey fark etmiyor onlar için. Özellikle Türkiye’yle ilgili konularda önceden kararlaştırılmış bazı şablon laflar ve sonuçlar var ve siz bunun  dışına çıkıp bir şeyler söylemeye çalıştığınızda bu basit  iş bile müthiş krizler, kızgınlıklar çıkarabiliyor. Onlar için kendi hayali dünyalarını bizlere de kabul ettirmek neredeyse hayati bir görev olmuş.

Newspeak kavramı bulunan Orwell bunları görse herhalde ‘yandaşspeak’ gibi bir kavram daha formüle etmesi gerekecekti diye düşünüyorum.

***

Durum böyle olunca Türkiye’de henüz konuşulmayan, üstünde nasıl konuşulacağı tespit edilmemiş bir konu açıldığında bu arkadaşlar ya dediğinizi duymamış gibi yapıyor veya onu laf kalabalığıyla unutturmaya çalışıyorlar. Ve sonuçta saatler süren tüm o programlar sadece müthiş bir zaman israfından ibaret oluyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.