Çok yaşa ama çok da Japonlaşma!

19 Eylül 2026

Japonya’da 100 yaşın üzerinde olan insan sayısı yüz bini aşmış. 

Bunların da yüzde 90’ı kadınmış. 

Ve Allah kadını yaratmakla kalmamış, yaşatıyor da.

“Ve Allah Kadını Yarattı” (1988) filminde oynayan Brigitte Bardot da 91 yaşında, geçen yıl vefat etmişti. 

Erkeklerden daha uzun yaşamak, kadınların yaşam için daha dayanıklı bir cins olduğunun da kanıtı sayılabilir mi? 

Bunu Prof. Dr. Osman Müftüoğlu söyleyebilir. 

Ben de hariçten gazel okuyarak, “Evet, öyle diyebilirim,” diyorum.

Erkekleri gömüp, sosyalleşerek yaşamlarını sürdürebilen, hayatı anlamlı kılan, hemcinsleriyle vakit geçirebilen kadınlar; güçlüler ve üstünler.

Bu çok net! Kanıtı da internet. Oradaki haber siteleri rakamları çatır çatır, tartışmaya gerek kalmadan yazıyorlar. 

Japonya’nın 123 milyon nüfusunun içindeki 

bu asırlık çınarlar bize çok önemli bir gerçeği fısıldıyor.

Üstelik kadınlar bu sosyalleşme formülünü tamamen doğal bir refleksle ve “bedavaya” çözüyorlar. 

Mahalle arasında, günlerde ya da bir kahve eşliğinde iki lafın belini kırıp ömürlerine ömür katıyorlar. 

Erkekler cephesinde ise durum o kadar vahim ki, yalnızlığı çözmek koca bir ticari sektöre dönüşmüş durumda. 

Bugün Japonya’da yalnızlıktan kırılan erkekler, 

sırf iki çift laf etmek veya akşam yemeğinde karşısında biri otursun diye saatliği binlerce Yen’e kiralık arkadaş servislerinin (rental friend) kapısını çalıyor. 

Kadınlar birbirini doğal bağlarla yaşatırken, erkeklerin hayatta kalması adeta bir hizmet sektörüne ve fatura dökümüne bağlı kalıyor.

Kısacası; hanımlar içten gelen samimi bir kahkahayla ve dostlukla zamanı durdururken, orta yaşlı beyler, faturası kesilmiş yapay tebessümlerle hayatta kalmaya çalışıyor. 

Skor ortada, rakamlar konuşuyor: 

Kadınlar en azından Japonya’da bu yaşam oyununu çoktan kazandı!

Bitmedi!

Japonlar şimdilerde gençlere de bir iş kapısı bulmuşlar. 

Kiralık babaanne, büyükbaba servisleriyle büyükleri olmayanların akrabalık duygularını birkaç saatliğine de olsa tatmin ediyorlar.

Düğünlere figürasyon olarak çağrılıyorlar ya da.

Gençlik arasında yalnızlık çekenler daha çok büyük kentlerde.

Çözüm, sadece kendilerine arkadaşlık, eşlik etmesini istediği kişiyi şirketlerin sitelerinden seçip kiralamakta. 

Ödünç alınmış bağlantı sistemi, randevu arkadaşlığı hizmeti diyebiliriz buna. Konu, dizilerde, mangalarda, filmlerde, TV programlarında da işlendiği için normalleştirilmiş durumda. 

Kimse tuhaf karşılamıyor yani. Sinemaya, konsere, kafeye  bir arkadaşınızla gidemediğinizde, arıyorsunuz, seçiyorsunuz, geliyor.

El ele tutuşma gibi ek servis istiyorsanız ekstra ücrete tabi. 

Ama romantizm olmadan. Aşk vb. yasak.

Karşılıklı olarak kabul edilen bir oyun bu.

Rol kesmeyecek kadar doğal ve daha inandırıcı kişiler makbul.

Bizdeki ‘cast’ (oyuncu) ajanslarının, kendi hayatınızı film veya tiyatro olarak kabul ederseniz, size rol arkadaşı bulması gibi düşünün. 

Kiralık arkadaş bulan bir kişinin yorumları şöyle: 

“Alice ile dışarı çıktık ve ilk deneyim için tam olarak istediğiniz gibiydi. 

Dürüst olmak gerekirse, “sevimli kız arkadaş” fikri kanlı canlı karşımdaydı. 

Tatlı, biraz utangaç ama tüm buluşmayı hafif tutan heyecanlı, neşeli bir enerjisi vardı. 

Ortam garip veya aşırı yapmacık değildi. 

Alice yasal adı değil, ama bir karakterin arkasına da saklanmadı. 

Kiralık arkadaşlık ve ilk kez deneyecekler için sağlam bir öneri.”

Bir bu eksikti hayatımızda dediğinizi duyar gibiyim.

Kaygılanmayın. Bizim buralara şimdilik gelmez.

Siz zağlıklı ilişkiler kurun ve sağlıklı yaşamaya bakın.

Kiralık arkadaşlıklar başlamadan, Japonlaşmadan henüz, bu günlerin kıymetini bilin.

  • Olur!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.