Hong Kong’dayız. Birkaç gündür bu şehrin gökdelenlerine, inanılmaz alışveriş merkezlerine, teknolojiye ve insanların hiç bitmeyen çalışma temposuna bakıyorum.
Her şeyin çok hızlı, çok düzenli ve biraz da pahalı olduğu bir şehir. Ama burada öğrendiğim en ilginç şeylerden biri ne alışverişle ne de teknolojiyle ilgili.
Meğer Hong Kong’da insanlar evlenebilecekleri birini bulmak için profesyonel çöpçatanlara binlerce dolar ödüyormuş. Bizde eskiden bu işi teyzeler, halalar, komşular bedavaya yapardı. Üstelik yalnızca aday bulmakla kalmaz, “Ben sana çok iyi bir çocuk buldum” diye yıllarca başınıza kakarlardı.
Hong Kong’da ise çöpçatanlık kurumsallaşmış. Danışmanlık alıyorsunuz, beklentilerinizi anlatıyorsunuz, adaylar değerlendiriliyor, buluşmalar ayarlanıyor.
Anlaşılan aşk hayatınızı da profesyonellere devredebiliyorsunuz.
İşin en komik tarafı, uygun koca bulunamadığında tüketici haklarına başvurmak bile mümkün. Şaka yapmıyorum.
Hong Kong Tüketici Konseyi’nin Aralık 2025’te yayımladığı bir uyarı tam da bu konuyla ilgili. Başlığı bile oldukça anlamlı. “Çöpçatanlık hizmetlerini dikkatli seçin, verilen sözlerin tutulup tutulamayacağını değerlendirin, eş seçiminde önceliklerinizi belirleyin ve anlaşmazlık yaşamamak için beklentilerinizi gerçekçi tutun.”
Böyle bir uyarıya neden ihtiyaç duyulduğunu merak ediyorsanız anlatayım. Yaklaşık 40 yaşında, yıllık geliri 3 milyon Hong Kong dolarını (20 milyon TL) aşan bir kadın, kendisine uygun bir eş adayı bulunması için profesyonel bir çöpçatanlık şirketine 70 bin Hong Kong doları (yaklaşık 500 bin TL) ödüyor.
Şirket 18 erkek öneriyor ama kadın hiçbirinin beklentilerini tam olarak karşılamadığını söyleyerek parasını geri istiyor. Sonunda mesele tüketici şikâyetine dönüşüyor.
South China Morning Post gazetesinde yayımlanan “Hong Kong’da flört etmek neden bu kadar zor ve insanlar çöpçatanlık şirketlerine neden binlerce dolar harcıyor?” başlıklı yazı tam bu meseleyi inceliyor.
Haberde anlatılanlara göre Hong Kong’da özellikle iyi eğitimli, kariyer sahibi ve yoğun çalışan insanlar için eş aramak neredeyse ikinci bir işe dönüşmüş durumda.
Gün boyu çalışıyorlar, akşam eve yorgun dönüyorlar, hafta sonu sosyal hayatlarına zaman ayırmaya çalışıyorlar. Bir de bütün bunların arasında yeni insanlarla tanışmak, mesajlaşmak, buluşmak ve ilişkinin nereye gittiğini anlamak gerekiyor.
Böyle olunca bazıları işi profesyonellere bırakmayı tercih ediyor. Bence Hong Kong’daki çöpçatanlık şirketlerinin ilginç tarafı burada.
İnsanlar teknoloji sayesinde binlerce kişiyle tanışabilecekleri bir dönemde yeniden bir başkasının kendilerine uygun birkaç aday seçmesini istiyorlar. Yani bir bakıma seçenekleri azaltacak birine ihtiyaç duyuyorlar.
Düşünürseniz yıllarca flört uygulamalarının sunduğu en büyük avantaj seçenek bolluğuydu. Telefonunuzu açıyorsunuz, yüzlerce insan karşınıza çıkıyor. Yaşını seçiyorsunuz, mesleğini seçiyorsunuz, boyunu seçiyorsunuz, fotoğraflarına bakıyorsunuz.
Ama galiba bu kadar kolay tanışabilmek, doğru insanı bulmayı aynı ölçüde kolaylaştırmadı. Forbes Health’in Temmuz 2025’te yayımladığı, son bir yıl içinde flört uygulaması kullanmış 1.000 Amerikalıyla yapılan ankette katılımcıların yüzde 78’i uygulamalar nedeniyle duygusal, zihinsel ya da fiziksel yorgunluk hissettiğini söylüyor. En sık belirtilen neden ise yüzde 40 ile gerçekten bağ kurulabilecek birini bulamamak.
Ayrıca hayal kırıklığına uğramaktan, reddedilmekten, sürekli benzer konuşmaları tekrar etmekten de yorulduklarını anlatıyorlar.
İşte Hong Kong’daki profesyonel çöpçatanlık şirketleri bu yorgunluğa çözüm sunduklarını iddia ediyorlar.
İnsanların beklentilerini önceden öğreniyor, uygun gördükleri adayları seçiyor ve tanışmalarını sağlıyorlar.
Aslında bizim görücü usulünden çok da farklı değil. Tek fark, bizde eskiden adayın annesiyle sizin anneniz birbirini tanırdı.
Şimdi adayın özgeçmişini insan kaynakları uzmanı gibi inceleyen bir danışman var.
Peki bu sistem gerçekten daha iyi eş bulmamızı sağlıyor mu?
Burada bilim insanlarının da söyleyecekleri var. Media Psychology dergisinde yayımlanan bir deneyde araştırmacılar, flört uygulamalarında karşılaşılan aday sayısının verilen karardan duyulan memnuniyeti nasıl etkilediğini incelemişler.
Katılımcıların bir bölümüne altı, diğer bölümüne 24 potansiyel sevgili adayı gösterilmiş. Bir hafta sonra, 24 kişi arasından seçim yapanların kararlarından daha az memnun oldukları ve seçtikleri kişiyi değiştirmeye daha yatkın oldukları görülmüş.
Yani daha fazla seçenek her zaman daha iyi seçim anlamına gelmiyor.
Bu araştırmayı okurken Hong Kong’daki 18 erkeği beğenmeyen kadın aklıma geldi. Elbette kadının beklentilerini karşılamayan biriyle evlenmek zorunda olduğunu söyleyemeyiz. Parasını ödediği hizmetten beklediğini alamadıysa şikâyet etmekte de haklı olabilir.
Ama insanın kendisine sorması gereken başka bir soru var. Gerçekten doğru insanı mı arıyorum, yoksa kusursuz insanı mı? Çünkü ikisi aynı şey değil.
Bir insanın iyi bir eş olup olmayacağını yalnızca gelirinden, diplomasından veya fotoğrafından anlayamıyoruz.
Elbette eğitim, ekonomik koşullar, yaşam tarzı ve çocuk isteği gibi konularda uyum önemli. Ama bir insanın zor zamanlarda nasıl davrandığını, sizi gerçekten dinleyip dinlemediğini, bir tartışmadan sonra özür dileyip dilemediğini özgeçmişinden öğrenemiyorsunuz. Hele evlilik söz konusuysa.
Çünkü evlilik yalnızca güzel bir restoranda iki saat sohbet edebilmek değil. Hastalık var, aileler var, para meseleleri var, bazen işsizlik var, bazen çocuk var.
Bir insanın sizinle hayat kurup kuramayacağını anlamak için onun yalnızca başarılı tarafını değil, zorlandığı zamanlarda nasıl biri olduğunu da görmek gerekiyor. Bunun için de biraz zaman gerekiyor.
Ve galiba modern flörtte en az sahip olduğumuz şeylerden biri bu.
Önümüzde sürekli yeni adaylar bulunduğunda mevcut partnerimizi başka ihtimallerle karşılaştırmaya daha yatkın hale gelebiliyoruz.
İnsanın aklının bir köşesinde hep başka bir seçenek bulunuyor. Acaba daha yakışıklısı var mı, daha başarılısı, daha komiği, daha zengini?
Ve sonunda karşımızdaki insanı tanımaya fırsat bulamadan bir sonraki profile geçiyoruz.
Oysa evlilik biraz da bir noktada seçenek aramayı bırakıp seçtiğiniz insanla hayat kurmaya karar vermek değil mi? Bu durumda çöpçatan servisi belki de düşündüğümüz kadar tuhaf değil.
Ev alırken emlakçıya gidiyoruz. İş değiştirirken kariyer danışmanına başvuruyoruz. Tatilimizi seyahat acentesine planlatıyoruz. Düğünümüzü organizasyon şirketine yaptırıyoruz. Neden eş ararken de yardım almayalım?
Yalnız profesyonel çöpçatanlığın da bir sınırı var. Sizi doğru insanla tanıştırabilir. Ama onun doğru insan olduğunu sizin yerinize hissedemez.
Bir de benim hâlâ merak ettiğim bir şey var. 70 bin Hong Kong doları ödeyip 18 erkekle tanıştırılan kadın sonunda aradığı kocayı bulabildi mi? Bilmiyoruz. Ama umarım bulmuştur. Çünkü aşkın kendisi zaten yeterince zor. Bir de üzerine çöpçatan servisleriyle uğraşmak insanı iyice yorabilir.