Yönetici olmak demek insan yönetmek değildir. Kişisel başarılar ve hızlı yükselişler başta insanı mutlu edebilir. Ama takım arkadaşlarını bu yolculuğa dahil edemezsen, o yükseliş bir süre sonra sona erer.
İş hayatımın en eksik gördüğüm alanlarından biri geri bildirim almada yaşadığım eksikliktir.
Birçok kişi geri bildirim vermekten ya da almaktan kaçınır. Rusya'daki ilk pazarlama ekibimle bunu yaşamadım. İş hayatımda en çok kimlerle çalışmayı sevdim?
!Beni kollayıp, seven ya da sürekli övenlerle değil.
! Bana fikirlerimi söylemem için alan açanlarla…
Yaşa ya da pozisyona bakmadan, aynı masa etrafında herkesi toplayanlarla…
! Fikirlerimi hayata geçirme şansı verenlerle…
Kariyerimin ilk yıllarında denemem için beni cesaretlendirenlerle…
! Tanımadığım departman yöneticileriyle nasıl iletişim kuracağımı, onları nasıl ikna edeceğimi anlatanlarla…
! Henüz cümlem bitmeden “Bu bizde çalışmaz” ya da “Bunun için bekleyemeyiz” demeyenlerle…
! Fikrimi öldürmeyenlerle…
Daha da önemlisi, fikrimi sahiplenip geliştirenlerle…
! Birlikte çalışacağım insanları seçerken fikrimi soranlarla…
Çünkü verilen işi ve hedefi tamamlamak kadar, o işi kiminle yapacağın da önemlidir.
Özellikle büyük holdinglerde ve grup şirketlerinde bazı yöneticiler her organizasyona kendi insanlarını yerleştirmek ister.
İnsan kaynakları ve finans gibi fonksiyonlar bu konuda oldukça etkilidir.
Oysa başarı için en önemli unsurlardan biri, yöneticinin kendi ekibini kurabilme özgürlüğüne sahip olmasıdır.
! Neyi iyi yaptığımı ve nerede yardıma ihtiyaç duyduğumu söyleyen insanları da hep sevdim.
İş hayatının ilk yılında da, otuz birinci yılında da öğrenilecek çok şey vardır.
Hepimizin gelişim alanları vardır.
İyi niyetle yaklaşan, hangi sorunu kiminle ve nasıl çözebileceğimi anlatan mentorlar iş hayatımın en değerli dostlarıdır.
! Adil ve şeffaf geri bildirim verenleri de hiç unutmam.
İş hayatımın en eksik gördüğüm alanlarından biri geri bildirim almada yaşadığım eksikliktir.
Birçok kişi geri bildirim vermekten ya da almaktan kaçınır.
Hem geri bildirim verenlerin hem de alanların bu konuda bilinçli olması gerekir. Bu iş çok ciddi ve gelişmesi mümkün bir alandır.
! Sıkıştığımda ya da çuvalladığımda yardım elini uzatanları da unutmadım.
İnsan çevresinde destek bulamazsa bir süre sonra yardım istememeye başlıyor.
Çünkü o noktadan sonra insanlar birlikte daha iyisini yapmaya değil, kendi fikirlerini kabul ettirmeye odaklanıyor.
Oysa kötü günlerde, bir toplantı çıkışında yanına gelip “Şöyle anlatırsan daha etkili olur” diyen insanlar çok kıymetlidir.
Onlar seni hem geliştirir hem de değiştirir.
! Hayatı sadece işten ibaret olmayan insanlarla çalışmayı da her zaman daha çok sevdim.
Çok iyi makarna yapan, tarımla uğraşan, bağcılık öğrenen, müzik aleti çalan, tiyatro oynayan, sanat tarihi okuyan insanlar…
İş dışında hayatı olan insanlar…
İşte sabahtan akşama kadar odasında iş konuştuktan sonra akşam saatlerinde yemekte arayıp işi devam ettiren ya da hafta sonu arayıp aile buluşmalarımıza katılan patronlarımda oldu.
Oysa farklı ilgi alanları olan insanların takımlara getirdiği bakış açısı çok daha zengin oluyor.
Yönetici olmak demek insan yönetmek değildir.
Kişisel başarılar ve hızlı yükselişler başta insanı mutlu edebilir.
Ama takım arkadaşlarını bu yolculuğa dahil edemezsen, o yükseliş bir süre sonra sona erer.
Oysa birlikte tırmandığın insanlar da seninle birlikte yükseliyorsa, yolculuk hem daha hızlı hem de daha keyifli olur.
Üstelik hikâye sadece senin başarın olarak değil, takımın başarısı olarak anlatılır.
Bence bir yöneticinin en önemli başarı kriterlerinden biri şudur:
Senin bulunduğun pozisyona, senin yetiştirdiğin kaç kişi geldi?
Bunun tadı gerçekten hiçbir şeyde yoktur.
Farklı ülkelerde ekiplerde çalışırken ekip olarak ‘sadece’ ‘satış ve kar’ hedeflerine odaklanmadık.
İnsanların gurur duyduğu, çalışmak isteyeceği bir şirket yaratmaya da çalıştık.
O ekipten çıkan birçok arkadaş bugün aynı veya farklı gruplarda en üst düzey görevlerde çalışıyor.
Kariyer boyunca kurduğum dostluklar, ekipler ve destek ağları ise hâlâ hayatımın en değerli kazanımları.
Çünkü insanlar sizin nerede olduğunuzdan çok, onların yükselmesine ne kadar katkı verdiğinizi hatırlar.
Peki sizin çalışmayı en çok sevdiğiniz insanların özellikleri neydi?
8 Haziran 2026 - Yönetici olmak demek insan yönetmek değildir
1 Haziran 2026 - Yeni Koleksiyonum: İnsan Biriktirmek
25 Mayıs 2026 - Babamdan Bana Kalanlar
Tuğrul Ağırbaş Kimdir?
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.
İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.
Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.
Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.
İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.
Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.
2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.
Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.