Bazen hayat da bizi seçiyor. Ve dönüp baktığımızda, bizi en çok mutlu eden kararların bir kısmı aslında hiç planlamadıklarımız oluyor. Kariyerde de hayatta da plan yapmak önemlidir. Ama bazen sizi büyüten plana sadık kalmak değil; hayatın önünüze çıkardığı beklenmedik fırsata "Evet" diyebilmektir.
Bozcaada'ya iki ay içinde bir ev alıp geldik.Bugün aradan on altı yıl geçti. Hâlâ her yaz kendimi buraya atmak için gün sayıyorum. Hayatımın kontrolü benim elimde…
Ne kadar güçlü, ne kadar gururlu bir cümle.
Hedeflerimi ben belirlerim. İşimi ben seçerim. Yaşayacağım evi, şehri, dostlarımı ben seçerim. Kariyerimi planlar, rotamı çizerim.
İyi de hayat gerçekten böyle mi işliyor?
Bence hayır.
İyi ki de hayır.
Çünkü sağlık, aile, iş, ekonomi… Hayatın önümüze çıkardıkları çoğu zaman bizim planlarımızı dinlemiyor.
İş hayatında da böyle.
En iyi kariyer hamlesi bazen hiç düşünmediğin bir teklif oluyor. En doğru ortaklık, ilk başta “olmaz” dediğin biriyle kuruluyor. En güzel şehir, gitmeyi hiç düşünmediğin yer çıkıyor.
Bozcaada benim için tam da böyle bir hikâye.
Biz adayı seçmedik.
Sanki ada bizi seçti.
Yıllarca Efes’teki bir arkadaşım, “Gel, bir bak.” dedi.
Hiç ilgilenmedim.
2010 yılında, kızlarım sekiz ve on yaşındayken, sadece üç günlük bir 23 Nisan tatili için geldik.
Akşamları bir mekânda oturup sohbet ederken çocuklar bizden ayrılıp makarnacıya gidiyor, kendi başlarına yemek yiyebiliyordu. Merkezde feribot yoksa araba da yoktu. O güven duygusu bugün bile unutulacak gibi değil.
Onlarca kez gittiğimiz otellerden döndükten bir hafta sonra anlatacak bir şeyimiz kalmazdı. Adadan döndüğümüzde ise birbirimize anlatacak hep yeni bir anımız olurdu.
Hâlâ da öyle.
Üç gün…
Dönerken aklımda tek bir cümle vardı:
“Biz burada yaşarız.”
Garipti.
Denizi buz gibiydi. Poyrazı hiç eksik olmuyordu. Yazın bile akşam serindi.
Ama insan bazen mantığıyla değil, hissettikleriyle karar veriyor.
Bağ evleri…
Sessizlik…
Rüzgâr…
Bir evin diğerinden yüzlerce metre uzakta olması…
Az ama öz insan ve gidecek yer sayısı.
İster çalış, ister yüz, ister yaz, ister yürü, ister dostlarını ağırlayıp uzun masalar kur, ister sadece düşün…
Ben burada yavaşlıyorum.
İki ay içinde bir ev alıp geldik.
Bugün aradan on altı yıl geçti.
Hâlâ her yaz kendimi buraya atmak için gün sayıyorum.
Aslında mesele Bozcaada değil.
Mesele hayatın kendisi.
Rusya’dan gelen iş teklifini ilk duyduğumda hiç düşünmeden reddetmiştim.
Sonra gidip gördüm.
Hayatımın en güzel on bir yılı orada geçti.
Uzun yıllar Avrupa Yakası’nda yaşadım ve övdüm.
Anadolu Yakası’na taşınmayı hiç istemedim.
Bugün en keyif aldığım yerlerden biri Kalamış.
Ne kadar çok “Asla.” demişim…
Ve ne kadar çok “İyi ki.” ile bitmiş.
İş dünyasında da aynı durum geçerli.
Elbette hedef koyacağız.
Araştıracağız.
Alternatifleri değerlendireceğiz.
İşimizi, ortağımızı, yatırımımızı seçerken aklımızı kullanacağız.
Ama bazen en büyük fırsatlar Excel dosyalarında görünmez.
Bir konferansta tanıştığınız biri, yıllar sonra ortağınız olur.
Metroda sohbet ettiğiniz biri, yeni bir işin kapısını açar.
Üç günlük bir tatil, hayatınızın geri kalanını değiştirebilir.
Bazen plansız alınan kararlar, planlanmış başarıların önüne geçer.
Yeter ki o fırsatı görecek merakınız ve peşinden gidecek cesaretiniz olsun.
Bugün İstanbul’dan çıkıp Geyikli tabelasını gördüğüm anda yüzüm gülüyor.
Feribotu kaçırsam da hiç üzülmüyorum.
İskelede bir karışık tost ve çay söylüyor, bir sonraki vapuru bekliyorum.
Çünkü biliyorum ki birazdan bana iyi gelen yere kavuşacağım.
Sanırım adada yaşayan herkesin buna benzer bir hikâyesi var.
Çünkü hikâyesiz ada olmaz.
Ve belki de hayatın en güzel yanı şu:
Her şeyi biz seçmiyoruz.
Bazen hayat da bizi seçiyor.
Ve dönüp baktığımızda, bizi en çok mutlu eden kararların bir kısmı aslında hiç planlamadıklarımız oluyor.
Kariyerde de hayatta da plan yapmak önemlidir.
Ama bazen sizi büyüten şey, plana sadık kalmak değil; hayatın önünüze çıkardığı beklenmedik fırsata “Evet.” diyebilmektir.
13 Temmuz 2026 - İş Yapmak İstemiyorum!
6 Temmuz 2026 - Kurumsal Kahramanlık Bitiyor mu?
29 Haziran 2026 - Bu Yaz Kendini Yeniden Başlat!
22 Haziran 2026 - ‘Tuğrul Abi, kariyerimde tıkanıklık yaşıyorum. Ne önerirsin?’
Tuğrul Ağırbaş Kimdir?
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.
İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.
Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.
Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.
İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.
Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.
2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.
Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.