“Herkes yalancı, çıkarcı, dolandırıcı. Ben nasıl bu kadar saf olabildim, nasıl inandım. Güvendiğim dağlara kar nasıl yağdı? Neden sorgulamadım?”
Şu aralar içimizden kiminin içinden geçen cümleler bunlar.
Sorular siyasal gündemimizle de ilgili olabilir, çok tanınan, güvenilir olarak bildiğiniz bir ünlü veya yakın bir dostunuzla da.
Sorular doğal. Ama kendinizi suçlamanız yersiz. Çünkü sömürülen şey sizin kusurunuzdan kaynaklanmıyor. İş birliği, iyi niyet, dürüstlük, yardımseverlik, empati değerleriniz, güveniniz ve toplamda da erdeminiz sömürülmüş durumda.
Vereceğiniz veya verdiğiniz tepkiler, hayal kırıklığı normal. Hayatta profesyonel manipülatörler veya saplantılı kişilikler fazlasıyla var.
Bunların çeşitli maskelerle aramızda olduğunu biliyoruz.
Yapacağınız şey,
olayı, konuyu, durumu hayatınızın merkezinden alıp ayrı bir bölmeye koymanız.
Bunu bir genellemeye dönüştürmeyin.
Bundan sonrasında o size bir ders olur ve sürü bilinçsizliğiyle hareket etmek yerine, araştırarak, soruşturarak, analiz ederek, körü körüne bir kişinin, fikrin, kampanyanın peşinden gitmezsiniz. Modaya uymazsınız.
Savunma mekanizmalarınızı da çalıştırmaktan vazgeçin, yaşadığınız deneyi genelleştirmeyin.
Kişisel önerim, whatsapp mesajlarında sürekli iletilen gönderilerle beyninizi doldurmayın. Tiktok’ta, instagramda video kaydırmayı bırakın. Mümkün olduğu kadar siyasal konular hakkında boş tartışmaları dinlemeyin ve yüzeysel değerlendirmeleri okumayın.
Zihninizdeki çöpleri boşaltmak için kitap okuyun, sinemaya gidin, deniz kıyısında oturun, parkta çıplak ayakla çimlere basın, müzik dinleyin. Gördüğünüz haberleri teyit etmeden inanmayın. Çıkış kaynağına güvenilmeyen kampanyalara destek olmayın.
Teyit.org var sözgelimi. Ordan haberlerin gerçekliğini sorgulayabilirsiniz. Gerçeklik, işi yararlık, iyilik açılarından ve bunun kim ya da kimler tarafından yapıldığına bakarak da anlaşılabilir.
Doğuda bir zamanlar bir felsefe dersinde öğrenci hocasına sorar: “Gerçek güven nedir hocam?”
Hocası onu uçuruma bakan derin bir vadideki halat köprüye götürür. Köprü çok eski ve sallantılıdır. Hoca köprünün karşısına geçer ve öğrenciye seslenir: “Gel, sana güvenmeyi öğreteceğim.”
Öğrenci korkuyla: “Ama bu köprü çok eski, çökecek diye korkuyorum.” der.
Hocası cevap verir: “Köprünün sağlamlığına güvenmene gerek yok, benim seni karşıya geçirecek sevgime ve bilgime güvenmen yeterli.”
Kıssadan hissemiz ise şu:
Gerçek güven, koşulların mükemmelliğine değil, ilişki kurduğunuz kişinin niyetine ve karakterine duyulan inanca dayanır.
Bu yeterli değilse enine boyuna soruşturmanız ve sonunda bir tavır almanız önemli. Başkalarından etkilenerek veya peşinden giderek değil, araştırarak, kendi akıl tartılarınızı kullanarak bunu yapmalısınız.
Körü körüne inançlar, yönlendirmeler, etki mekanizmaları, insanları bazen yanlış yönlere
yöneltebiliyor.
Sonuçta ne hayata küsün, ne insanları genelleyin.
Yaptığınız seçimlerin hayatınızı belirlediğini unutmayın.
Siz adil olun ki adalet bekleyin. Siz vicdanlı olun ki başkalarını incitmeyin.
Şu doğru! Ne yana baksak, ne duysak, her gün bir hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Makam, ün, para hırsı, nefsi köreltiyor.
Bütün bunlar dünya işleri.
Sağlığınıza dikkat edin. Hem akıl hem vücut sağlığınıza.
Kötü enerjili insanlardan ve ortamlardan uzak durun.
Kanuni’nin bir deyişiyle noktalayalım.
Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi.
Hayatta bırakacağınız en büyük miras, insani nitelikleriniz olacak ve öyle hatırlanacaksınız.
Işığınız daim olsun.
17 Temmuz 2026 - Hayal kırıklıklarına uğradım. Var mı bir çıkış yolu?
12 Temmuz 2026 - Ruhunuzu besleyecek bir menü sunuyorum.
11 Temmuz 2026 - Tüm o kiloları bir günde almadınız, değil mi?
10 Temmuz 2026 - Her yıl daha az konuştuğunuzun farkında mısınız, Gülhane Parkı’nda mısınız?
5 Temmuz 2026 - Hayatı ne kadar seviyor ama ne kadar uzaksınız? Acaba farkında mısınız?