Bir tarihte kralın biri maiyetini yani etrafındakileri önemli bir görev için sınamak istemiş.
Birçok güçlü ve akıllı adam etrafında toplanmış.
Kral, onları bugüne kadar görüp görecekleri en kocaman kapının önüne getirerek şöyle demiş:
“Siz akıllı insanlara benim bir sorum var. Hanginizin bunu çözebileceğini görmek istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Kim bunu açabilir?”
Saray mensuplarından bazıları açamayız, der gibi başlarını sallamış.
Diğerleri, çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul etmişler.
Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar sorunun çözülmeyecek kadar zor olduğunda fikir birliğine varmışlar.
Sadece, bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş ve elleriyle yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş.
En sonunda kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış.
Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş.
Kral vezire şöyle söylemiş:
“Sadece gördüğün ve işittiğine bağlı kalmadan, kendi gücünü devreye soktuğun ve denemeyi göze aldığın için saraydaki görevi sen alacaksın…”
Bir düşünün şimdi bakalım. Hayatta karşınıza çıkan olanakları ve fırsatları hiç denemeden ve herhangi bir girişimde bulunmadan kaçırdığınız oldu mu?
Mutlaka olmuştur.
Buna ‘ukde’ diyoruz. Yani zamanında yapılmak istenen ama cesaret edilmediği için yapılamayan, içte kalan şey.
Ukdelerin zaman içerisinde fazlalaşması, sizi günün birinde “keşke” diye başlayan hayıflanma cümlelerine götürür:
Keşke üniversite sınavlarına girseydim…
Keşke yurtdışına yerleşseydim…
Keşke evlenseydim…
Keşke evlenmeseydim…
Keşke bunu değil öbür işi seçseydim…
Keşke okuluma devam etseydim…
Keşke kendime baksaydım…
Keşke sevdiklerime yeteri kadar zaman ayırsaydım…
Zamanı geriye alıp, “keşke”ye neden olan anı değiştiremeyeceğinize göre; şu anda yapmanız gereken, bundan böyle yeni “keşke”ler yaratmamak olmalı hayatınızda.
Bunun için de önünüzdeki yolları, seçenekleri iyi düşünüp, tartıp, kalbinizin ve aklınızın buluştuğu her ne ise onu seçmeli, denemelisiniz artık.
Daha önceki ‘keşke’lerden dolayı da kendinizi suçlamamalı, bir deneyim olarak görmelisiniz.
Ama şunu da demiyorum: Sesiniz olmadığı halde ses yarışmasına girin ya da eğitim almadan kariyer mücadelesi yapın…
Alçakgönüllü olun, dozunu kaçırmadan.
Böbürlenin, şımarmadan.
Sevin, karşılık ummadan, rağmen sevin.
Çalışın, kendinizi ve çevrenizdekileri yıpratmadan.
Mücadele edin, başarısızlıkta yılgınlığa kapılmadan.
Olumlu düşünürseniz, elde edebileceğiniz şeyleri ister ve gücünüzü buna harcarsınız.
Böylece hayatınızın hiç de zor olmadığını göreceksiniz…
Hadi şimdi, kapıyı ittirin. Açılmak üzere!
Açıl susam açıl demenize gerek yok…
4 Eylül 2026 - Açıl susam açıl
30 Ağustos 2026 - Öyküsüz geçen bir pazarın iyi bir pazar günü olma ihtimali azdır!
29 Ağustos 2026 - Turşusunu kurmuyorsanız saklamayın!
28 Ağustos 2026 - Kitap okumanın tahmin edilemeyen zararları var (!)
23 Ağustos 2026 - Rüya gibi bir öykü okumak için arkanıza yaslanın!