Açıl susam açıl

4 Eylül 2026

Bir tarihte kralın biri  maiyetini yani etrafındakileri önemli bir görev için sınamak  istemiş.

Birçok güçlü ve akıllı adam etrafında toplanmış.  

Kral, onları bugüne kadar görüp görecekleri en kocaman kapının önüne getirerek şöyle demiş: 

“Siz akıllı insanlara benim bir sorum var. Hanginizin bunu çözebileceğini görmek istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Kim bunu açabilir?” 

Saray mensuplarından bazıları  açamayız, der gibi başlarını sallamış.

Diğerleri, çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul etmişler. 

Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar sorunun çözülmeyecek kadar zor  olduğunda fikir birliğine varmışlar. 

Sadece, bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir  gözden geçirmiş ve elleriyle  yoklamış, açmak  için çeşitli yolları  denemiş. 

En sonunda kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış. 

Meğer kapı zaten tam kapalı  değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey  gerekmiyormuş. 

Kral vezire şöyle söylemiş: 

“Sadece  gördüğün ve  işittiğine bağlı  kalmadan, kendi  gücünü devreye soktuğun ve denemeyi göze  aldığın için  saraydaki görevi  sen alacaksın…”

Bir düşünün şimdi  bakalım. Hayatta karşınıza çıkan olanakları ve fırsatları hiç denemeden ve herhangi bir girişimde bulunmadan kaçırdığınız oldu mu? 

Mutlaka olmuştur.

Buna ‘ukde’ diyoruz. Yani zamanında yapılmak istenen ama cesaret edilmediği için yapılamayan, içte kalan şey. 

Ukdelerin zaman içerisinde fazlalaşması, sizi günün birinde “keşke” diye başlayan hayıflanma cümlelerine götürür:

Keşke üniversite sınavlarına girseydim… 

Keşke yurtdışına yerleşseydim… 

Keşke evlenseydim… 

Keşke evlenmeseydim… 

Keşke bunu değil öbür işi seçseydim… 

Keşke okuluma devam etseydim… 

Keşke kendime baksaydım… 

Keşke sevdiklerime yeteri kadar zaman ayırsaydım…

Zamanı geriye alıp, “keşke”ye neden olan anı değiştiremeyeceğinize göre; şu anda yapmanız gereken, bundan böyle  yeni  “keşke”ler yaratmamak olmalı  hayatınızda. 

Bunun için de önünüzdeki yolları, seçenekleri iyi düşünüp, tartıp, kalbinizin ve aklınızın buluştuğu her ne ise onu seçmeli, denemelisiniz artık.  

Daha önceki ‘keşke’lerden dolayı da kendinizi suçlamamalı, bir deneyim olarak görmelisiniz. 

Ama şunu da demiyorum: Sesiniz olmadığı halde ses yarışmasına girin ya da eğitim almadan kariyer mücadelesi yapın… 

Alçakgönüllü olun, dozunu kaçırmadan. 

Böbürlenin, şımarmadan. 

Sevin, karşılık ummadan, rağmen sevin. 

Çalışın, kendinizi ve  çevrenizdekileri  yıpratmadan. 

Mücadele edin, başarısızlıkta yılgınlığa kapılmadan. 

Olumlu düşünürseniz, elde  edebileceğiniz şeyleri  ister  ve gücünüzü buna  harcarsınız. 

Böylece hayatınızın hiç de zor olmadığını göreceksiniz… 

Hadi  şimdi, kapıyı  ittirin. Açılmak üzere!

Açıl susam açıl demenize gerek yok…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.