5 Ekim’de Başkan Donald Trump attığı tweette “Benzin fiyatlarını tırmandıran şey artık Hürmüz Boğazı değil…, Ukrayna’nın Rusya’da havaya uçurduğu ‘Rafineriler’ kelimesidir” dedi. Başkan, enerji piyasasında önemli bir yapısal kırılmanın yaşandığı gerçek bir krize değiniyordu.
Gösterge petrol fiyatları, Orta Doğu’daki gerilimler nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalara bağlı olarak varil başına 100-110 $ civarında dalgalanıyordu. Ancak tüketicilerin bizzat hissettiği ve birçok piyasa katılımcısının dile getirdiği tablo, petrol göstergelerine tam olarak yansımıyordu.
Yakıtın nihai maliyetindeki fırlamanın ve ham petrol fiyatları ile işlenmiş ürünler arasındaki kopuşun ana nedeni, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik aralıksız insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla daha da ağırlaşan küresel rafine kapasitesindeki bozulmaydı.
Bu saldırılar işlenmiş ürün arzını ciddi ölçüde azalttı. Başkan Trump’ın 5 Ekim’de kastettiği de tam olarak buydu; hızla yükselen yakıt fiyatlarının Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalardan ziyade, Ukrayna’nın küresel bir devin rafine kapasitesine ağır darbe vurmasından kaynaklandığını savundu.
Bu tweet’ten dört gün sonra, 9 Ekim’de Başkan Trump, ABD’deki dizel fiyatlarını düşürmek amacıyla Rusya’nın hem ABD’ye hem de küresel piyasalara ek dizel arzı sağlayacağını duyurdu. Bu hamle, Rus dizel ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve Rusya ile Ukrayna arasında enerji altyapısına dönük bir ateşkes ilan edilmesini kapsıyordu.
Yaklaşık 10 gün sonra yaptığı açıklamada ise anlaşmanın amacının Moskova’yı müzakere masasında tutmak, İran konusunda Rusya’nın iş birliğini korumak ve dizel piyasalarındaki aksamayı sınırlandırmak olduğunu belirtti.
Anlaşmanın soru işaretleri yaratan pek çok yönü bulunuyor. Bunlardan biri, henüz bir ay önce, Eylül 2026’da Başkan Trump’ın, ABD’ye giren Rus mallarına %500’e, üçüncü taraf alıcılara ise %100’e varan gümrük vergisi uygulanmasını öngören 2026 Lindsey O. Graham Rusya ve İran’a Yaptırım Yasası’nı imzalayarak yürürlüğe koymuş olmasıdır.
Başkan Trump, dizel anlaşmasını mümkün kılmak adına yaptırımların yürürlüğe girmesine sadece iki gün kala, 16 Ekim’de Rusya yaptırımlarını askıya aldı ve muafiyet tanıdı. Bu adım, maksimum ekonomik baskı politikasından enerji rahatlatması çizgisine keskin bir politika değişikliğini simgeliyordu.
Bu politika değişikliği için en mantıklı ve yaygın kabul gören açıklama, Trump’ın 3 Kasım’daki ara seçimler öncesinde ABD yakıt fiyatlarını düşürmeye çalıştığı yönündedir. Trump’ın açıklamalarının ardından ABD’de fiyatların %0,5 düşmesi sebebiyle bu yaklaşım belli bir dereceye kadar doğru olabilir.
Ancak fiyatlar aylardır yükseliyordu; hatta Lindsey O. Graham Yaptırım Yasası’nın imzalandığı Eylül ayında da durum tam olarak böyleydi. Bu durum şu soruyu akla getiriyor: Yakıt fiyatı sorunu Ekim ayında yaptırımları esnetecek kadar ciddiyse, Trump’ın yasayı imzaladığı 18 Eylül ile anlaşmayı duyurduğu 9 Ekim arasında ne değişti?
Ekim ayı boyunca Beyaz Saray, otoyol kullanımı için vergiden muaf renklendirilmiş dizelin geçici kullanımına izin vermekten, uluslararası ortaklara ek arz sağlamaları yönünde baskı yapmaya kadar bir dizi müdahalede bulundu. Ancak bu tedbirler, 3 Kasım ara seçimlerinden önce belirgin bir rahatlama sağlayacak hızda ve temel arz kısıtlamalarını çözecek nitelikte değildi.
Rusya ile yapılan anlaşma arzı artırmak için başvurulan son çare gibi görünse de analistler, anlaşmanın özellikle 3 Kasım seçimlerinden önce dizel fiyatlarına pek bir etkisinin olmayacağını öngörüyor. Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara derhal sağlayacağı 300.000 metrik tonluk dizel, tek başına ABD ulaştırma sektörünün bir günlük ihtiyacını bile karşılamaya yetmemektedir. Kasım ayı için ek sevkiyatlar planlanmış olsa da bunların etkisi ancak seçimlerden sonra hissedilebilir.
Bu durum, zamanlamanın yalnızca seçim kaygılarıyla açıklanıp açıklanamayacağı konusunda şüphe uyandırıyor. Yönetim, yakıt maliyetleri konusunda adım attığı mesajını vermek istemiş olabilir; ancak bu politika değişikliğinin kendisi, getireceği nispeten küçük faydaya kıyasla ciddi bir siyasi bedel taşımaktadır.
Cumhuriyetçilerin Rusya’yı düşman olarak görme oranı 2025 ile Ocak 2026 arasında 7 puan artmıştır. Buna ek olarak altı Cumhuriyetçi senatör, bu anlaşmanın yakıt fiyatlarında çok az rahatlama sağlarken Rusya’nın savaş çabalarına hizmet edeceğini savunarak dizel anlaşmasına karşı çıktı. Bu direnç, Cumhuriyetçilerin Trump’ın dış politika kararlarına gösterdiği neredeyse oy birliğindeki desteğe kıyasla kayda değer bir çatlamadır.
Amaç sadece yakıt maliyetleri konusunda harekete geçildiği mesajını vermekse, maliyet-fayda analizi oldukça tartışmalıdır. Anlaşma ara seçimlerden önce anlamlı bir fiyat rahatlaması sağlama şansı sunmazken; Rusya’ya verilen tavizler nedeniyle konuya giderek şüpheyle yaklaşan Cumhuriyetçi tabanın ve kilit senatörlerin tepkisini çekme riskini taşımaktadır.
Enerji darboğazı dönemlerinde yaptırımların gevşetilmesi, jeopolitik hasımlar söz konusu olduğunda bile yeni bir yöntem değildir. Mart – Mayıs 2026 döneminde Washington, halihazırda denizde bulunan Rus petrolünün belirli miktarlarda satın alınmasına geçici olarak izin vermişti. Ancak o dönemdeki esneme küresel petrol piyasalarını dengelemeyi amaçlayan geçici ve hedefli bir tedbirdi; oysa Ekim ayında alınan karar, ABD’nin Rusya ve ticaret ortakları üzerindeki ekonomik baskısında çok daha köklü bir eksen kaymasına işaret etmektedir.
İlginç bir şekilde, bu politika değişikliği söylemlere de yansımaktadır. 19 Ekim’de Başkan Trump, Beyaz Saray dışında yaptığı açıklamada “Rusya açıkçası Ukrayna konusunda iyi davrandı. Pek bir şey yapmadılar.” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio kısa süre önce Ukrayna’yı ABD’ye ait petrol taşıyan gemilere saldırmakla suçlayarak Zelenski’den “bu savaşa bir son vermesini” talep etti. Son olarak 3 gün önce Trump şu tweet’i attı: “Zelenski, Rusya’daki Dizel Rafinerilerini hedef alarak bu saldırıların ABD de dahil olmak üzere dünya dizel piyasalarına ağır zarar verdiğini bile bile hareket ediyor… Rusya, düşük fiyattan dünyaya milyonlarca varil dizel gönderiyor. Zelenski bunu umursamıyor ve açıkçası Avrupa’nın kendisine cömertçe verdiği tüm o paralar yüzünden savaşı bitirmek istemiyor, muhtemelen hiçbir zaman da istemedi.”
Söylemdeki bu değişimin dikkat çekici yanı, Washington’ı müttefiklerinden uzaklaştırmakla kalmayıp Ukrayna ve Avrupa’yı barışın önündeki engeller olarak konumlandırması; aynı zamanda Rusya’nın imajını tazeleyerek Moskova’nın pozisyonuna meşruiyet kazandırmasıdır.
ABD için hasım taraf artık ideolojik bir rakip değil, küresel çapta ve ABD içinde yakıt fiyatlarını tırmandıran taraf gibi görünmektedir. Bu bağlamda Rusya, ABD’nin çıkarlarına anında çözüm sunmaya istekli bir aktör olarak resmedilirken; Ukrayna ise rafine altyapısına düzenlediği saldırılarla bu çıkarlara karşı çalışan taraf olarak gösterilmektedir.
Bu sırada Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD’nin Moskova ile dizel anlaşması yapmasına rağmen AB’nin (Avrupa Birliği) Rus fosil yakıtlarına yönelik yaptırımları kaldırmayacağını tekrar teyit etti.
AB’nin bu duruşu, Avrupa’nın enerji güvenliği maliyetlerine katlanma pahasına jeopolitik mülahazaları önceliklendirmeye çalıştığı çerçevenin bir yansımasıdır. Ancak Avrupa, Washington’ın Rus dizeline yönelik yaptırımları askıya alma kararını eleştirirken, Avrupa ülkeleri halen önemli miktarlarda Rus gazı ithal etmeye devam etmektedir.
AB’nin Ocak 2027’ye kadar Rus LNG’sinden kademeli olarak çıkma hedefi, kısıtlamalar sıkılaştıkça ve alternatif arz için rekabet sürdükçe Avrupa’nın bu duruşunu koruyup koruyamayacağını ortaya koyacak önemli bir test olacaktır. Takvimde yaşanacak herhangi bir gecikme, muafiyet veya takvimin yeniden değerlendirilmesi yönündeki siyasi baskılar, Avrupa hükümetlerinin jeopolitik taahhütlerini sürdürmek adına ne kadar enerji güvenliği riskini üstlenmeye hazır olduğuna dair açık bir gösterge sunacaktır.
LNG piyasasının jeopolitik dengelerine ilişkin önceki analizimde, Çin’in aynı ikileme karşı taraftan yaklaştığını savunmuştum: Bir yandan ne kadar jeopolitik sürtüşmeyi tolere edebileceğini test ederken, diğer yandan enerji güvenliğini önceliklendirmektedir.
Görünen o ki Washington da aynı yolu izlemektedir; ancak bunun doğuracağı sonuçlar çok daha geniş kapsamlı olabilir. Çin’in ABD LNG’sine olan ilgisi anlamlı bir jeopolitik eksen kaymasından ziyade arz kesintilerine karşı bir korunma çabasını temsil ederken; Washington’ın Moskova üzerindeki baskıyı azaltma kararı, enerji ile stratejik ittifaklar arasındaki dengenin daha bilinçli bir şekilde yeniden değerlendirilmesi ihtimalini gündeme getirmektedir.
Münferit bir olay olmanın ötesinde, dizel anlaşması yakıt fiyatlarını dizginleme çabasından çok daha fazlasına işaret ediyor olabilir. Washington, Moskova ile iş birliğini kendi çıkarlarına hizmet eder şekilde görüyorsa, stratejik hasım ile potansiyel ortak arasındaki çizgi belirsizleşir. Özellikle oynaklık arttıkça ve enerji güvenliği daha hassas hale geldikçe, anlık ekonomik ve jeopolitik hesaplar köklü müttefikliklerin önüne geçer.
Bu kaymanın kalıcı hale gelip gelmeyeceği, dizel piyasasının ötesindeki gelişmelere bağlı olacaktır. Yaptırımların daha da esnetilmesi, anlaşmanın anlık yakıt fiyatı baskılarının ötesine geçtiğini gösterecektir. ABD’nin Ukrayna’yı destekleyen askeri ve istihbarat yardımındaki olası değişiklikler ise bu kaymanın Washington’ın jeopolitik ittifaklarını doğrudan etkilediğine işaret edecektir.
Avrupa açısından sonuçlar oldukça kritiktir. Avrupa hükümetleri Ukrayna’yı desteklemeye ve Moskova’ya yaptırım uygulamaya kararlı olsalar da bu tutumu sürdürebilmeleri kısmen ABD’nin askeri ve istihbarat desteğinin devamına bağlıdır. ABD desteğinin azalması durumunda AB’nin mevcut politika duruşunu koruyup koruyamayacağı, devam eden enerji piyasası baskılarına rağmen Ocak 2027 Rus LNG’sinden çıkış hedefini sürdürme kapasitesiyle birlikte hayati bir sınav olacaktır.
8 Ekim 2026 - LNG Piyasasındaki Jeopolitik Tercihler ve İkilemler
26 Eylül 2026 - Suudi Arabistan’ın Finansal Çeşitlendirmesi ve Güvenlik Bağları
20 Eylül 2026 - Paralel Ticaret Yapılanmasının Yükselişi
11 Eylül 2026 - Suudi Arabistan’ın Petrol Altyapısı Mekke Paktı’nı Sınavdan Geçiriyor