Soyadı değişirse ne değişir?

4 Ekim 2026

Duyduk duymayın demeyin. The Wolf of Wall Street ile yıldızı parlayan, Harley Quinn’le popüler kültür ikonuna dönüşen, Barbie ile dünyanın en tanınan oyuncularından biri olan Margot Robbie, on yıllık evliliğin ardından soyadını değiştirerek kocası Tom Ackerley’nin soyadını aldı. Margot Ackerley oldu.

Söylemesi de gayet güzel. Kamusal hayatında Margot Robbie adını kullanmaya devam edecek ama özel ve resmi hayatında artık Ackerley.

Tabii karar hemen tartışma yarattı. Gelenek şöyle, ataerkillik böyle, kadının bireysel tercihi vesaire vesaire.

Margot, kendi adı dünyanın her yerinde bilinen bir marka. Kariyerini kocasının adıyla kurmuş değil. Ekonomik veya mesleki olarak kendisine bir kimlik sağlayacak erkeğe ihtiyacı olduğu söylenemez.

Üstelik yeni evlenmiş de değil. Yaklaşık on yıldır evli ve bütün bu yıllardan sonra Ackerley soyadını kullanmaya karar veriyor.

Zorunda olmayan bir kadın neden kocasının soyadını almak ister?

Ben bunları okurken Margot Robbie’den çok kendimi düşünmeye başladım. Çünkü ben de evlenince İrem Bir oldum. Hattat soyadını tamamen bıraktım.

Neden?

Romantik geldiği için mi? “Biz artık bir aileyiz” hissini sevdiğim için mi? Aidiyet duygusu mu hoşuma gitti? Belki hepsi.

Ama sonra insanın kafasına şu soru takılıyor. Kendi soyadını korumakla feminist olmanın, kocasının soyadını almakla daha az feminist olmanın ne alakası var?

Ben düğünün ertesi sabahı daha az bağımsız bir kadın olarak uyanmadım. Fikirlerim değişmedi, kararlarımı kocama devretmedim, işimi bırakmadım. Bir soyadı değişikliğiyle kadınlığımın bütün kazanımlarını nikah masasının üzerinde bırakmadım.

Kadın ister kendi soyadını kullansın, ister kocasınınkini alsın, ister ikisini yan yana koyup kartvizitini küçük bir romana dönüştürsün. Benim için mesele hangi soyadını seçtiğinden çok, seçebilmesi.

Feminizm benim anladığım kadarıyla bütün kadınların aynı tercihi yapması değil. Kadının kendi hayatıyla ilgili tercihi yapabilme hakkına sahip olması.

Mesele burada karışıyor. Çünkü bazı tercihler o kadar normalleşmiş ki onları gerçekten “tercih” olarak düşünüyor muyuz, emin değilim.

2026 yılındayız. Evlilikte eşitlik konusunda beklentimiz oldukça yüksek.

Kadın çalışsın, kendi parasını kazansın, kariyeri kocasınınki kadar önemli olsun istiyoruz.

Çocuk bakımını paylaşalım, ev işini paylaşalım, büyük kararları beraber verelim diyoruz.

Kadın kocasından daha fazla kazanıyorsa bunun da artık mesele olmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Buraya kadar son derece moderniz.

Ama David Beckham’ın oğlu Brooklyn Beckham evlenip adına karısı Nicola Peltz’in soyadını da ekleyerek Brooklyn Peltz Beckham olduğunda birden hepimize tuhaf geliyor. “Adam karısının soyadını mı aldı?” Evet, ne olmuş?

İşte geleneğin gücünü belki de en iyi burada görüyoruz. Kadın kocasının soyadını aldığında neden diye sormuyoruz. Erkek karısınınkini aldığında soruyoruz.

Türkiye rakamlarına bakınca bu alışkanlığın ne kadar güçlü olduğu daha da iyi anlaşılıyor.

TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verileri kullanılarak yapılan akademik bir çalışmaya göre 2021 yılında Türkiye’de resmi olarak evli yaklaşık 19,8 milyon kadının yüzde 96,4’ü yalnızca eşinin soyadını kullanıyordu. Kendi soyadını eşinin soyadıyla birlikte kullananların oranı sadece yüzde 3,6’ydı.

Gerçi küçük ama ilginç bir değişim var. İki soyadı kullanan evli kadınların oranı 2009’da yüzde 1,2 iken 2021’de yüzde 3,6’ya çıkmış. Yani 12 yılda yaklaşık üç katına yükselmiş. En yüksek oran 30 ile 34 yaş arasındaki kadınlarda görülüyor ve yüzde 7,1’e ulaşıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe kendi soyadını eşinin soyadıyla birlikte kullanma eğiliminin artması da dikkat çekici.

Ama benim aklım yüzde 96,4’te kaldı. Neredeyse bütün kadınlar. Geleneksel olan da, modern olan da. Üniversite mezunu da, olmayan da. Çalışan da, çalışmayan da. Ben de içlerindeyim.

O zaman insan ister istemez soruyor. Milyonlarca kadın birbirinden bağımsız düşünüp tesadüfen aynı tercihi mi yapıyor, yoksa bazı seçimler bize o kadar doğal geliyor ki başka türlü olabileceğini düşünmüyor muyuz?

Bence eşitlik zaten soyadında değil, hayatın içinde belli oluyor.Çocuğun ateşi çıktığında kim kalkıyor? Evde neyin eksik olduğunu kim fark ediyor? İki kariyerden hangisinin daha önemli olduğuna kim karar veriyor? Para konusunda kimin sözü geçiyor? Kadının zamanı erkeğinki kadar değerli mi? Evlilikte feministlik sınavı yapacaksak asıl sorular bunlar olsun. Soyadı biraz kolay soru kalıyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.